A

İBTİDÂÎ MEKTEP

Osmanlı’da eğitim sürecinin ilk basamağı.

  • İBTİDÂÎ MEKTEP
    • Arzu Meryem DEMİRKIRAN
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 19.04.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ibtidai-mektep
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    İBTİDÂÎ MEKTEP
İBTİDÂÎ MEKTEP

Osmanlı’da eğitim sürecinin ilk basamağı.

  • İBTİDÂÎ MEKTEP
    • Arzu Meryem DEMİRKIRAN
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 19.04.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ibtidai-mektep
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    İBTİDÂÎ MEKTEP

Eğitimin modernleşme süreci içerisinde ilköğretim basamağını oluşturan mekteplerde genel olarak ilköğretim anlayışında dört farklı hedef eş zamanlı olarak söz konusu idi. Bunlardan ilki, öğrencilere dinî temelde eğitim vermek, ikincisi gençleri meslek dallarına hazırlamak, üçüncüsü devlet kadrolarına nitelikli eleman yetiştirmek, dördüncüsü de bireyleri üretken hale getirmektir. Bu çerçevede ilkokul ders programlarında bir taraftan din dersleri muhafaza edilirken diğer taraftan da günlük yaşamı düzenlemeye ve hayata hazırlamaya yönelik derslere yer verilmiştir.

Klasik dönem Osmanlı toplumunda ilköğretim basamağını asırlarca yürütmüş olan mahalle/sıbyan mekteplerinden modern pedagoji usullerinin uygulandığı ibtidâî/ilkokulların açılma sürecine Selim Sâbit Efendi (1829-1910) öncülük etmiştir. Onunla özdeşleşen usûl-i cedit kavramı ve programı, modern ibtidâîlerin bir prototipi olmuştur. Mahalle mektebinden ibtidâî mektebe kademe kademe gerçekleşen geçiş süreci yüzyılın sonlarına doğru tamamlanmıştır (bk. Selim Sâbit Efendi).

1824 yılında yayımlanan "tâ'lîm-i sıbyan" fermanı ile ebeveynlerin evlatlarını mekteplere yollaması, ilk mektep tezkeresini almayanların herhangi bir işe çırak olarak verilmemesi buyrulmuştur. Islahat Fermanı'nda etkisini daha çok gösteren eğitimde yenileşme hareketi ile bundan böyle eğitimdeki takibin devlet planlaması altında yapılmasına karar verilmiştir. Maarif Nezareti'nin tesisiyle eğitim politikaları doğrudan devlet denetimine alınmıştır.

1869 tarihli Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi'nde her mahalle ve köyde sıbyan mektebi açılması kararlaştırıldı (bk. Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi). Mektep hocası adaylarına yeni usuldeki sınıf sistemine göre ders işleme becerisi kazandırmak amacıyla 1868 yılında Dârülmuallimîn-i Sıbyan açılmış, 1869 tarihli nizamname ile de sıbyan mektebi hocalarına bu okuldan mezun olma şartı getirilmiştir (bk. Dârülmuallimîn).

Geleneksel sıbyan mekteplerinden farklı olarak masalı, sıralı, kara tahtalı sınıflarda; tek öğretmenin, bir üniteye bağlı olarak, yaş gruplarına göre ayrılmış öğrenci topluluklarına topluca ders anlatması anlamına gelen "usûl-i cedit" sistemine geçiş 1872 yılında başlamıştır. Bu doğrultuda yeni açılan veya eski mahalle mektebinden dönüştürülen mekteplere "ibtidâî mektep" adı verilmiştir.

Nisan 1874 tarihinde yayımlanan bir talimatname, İstanbul'daki mevcut sıbyan mekteplerinin dairelere bölünmesini, her daire için Maarif Nezareti'nin bünyesinde bir komisyon kurulmasını öngörmüştür. Talimatnameye göre bu komisyonlar da şubelere bölünecek, en az kırk haneli olan her mahallede, o mahallenin imamı, muhtarı ve eğitime ilgi duyan sakinlerinden oluşacak bir komite seçilecekti. Okullar, daire komisyonlarının nezareti altında çalışacak ve söz konusu komiteler aracılığı ile idare edilecekti. Komisyon ve komitelerin görevlerini belirleyen otuz üç maddelik bir talimatname hazırlandı. 1874 yılında Avrupa'da aynı seviyedeki mekteplerin öğretim metotlarını incelemek üzere Usûl-i Tedrîsiye Komisyonu kuruldu. Kanûn-ı Esâsî'de geçen "Osmanlı efradının kâffesince tahsîl-i maârifin birinci mertebesi mecburi olacak…" maddesiyle ilköğretim kız ve erkek çocuklar için zorunlu hale getirildi.

5 Haziran 1876 tarihinde ise her sınıfa bir haftada hangi derslerin kaçar saat ve nasıl okutulacağını gösteren genel ders cetveli hazırlandı. 1882'de nezaret, ilköğretimde iki başlılığı gidermek adına ibtidâî mekteplere ağırlık verdi. Bunun bir göstergesi olarak aynı yıl Mekâtib-i Sıbyâniye İdaresi'nin adı Mekâtib-i İbtidâiye İdaresi olarak değiştirildi. Nitekim 1885'te ibtidâî mektep sayısı kırk dörde yükseldi.

Ocak 1910-Temmuz 1912 tarihleri arasında kesintili olarak Maarif nazırlığı yapmış olan Emrullah Efendi Batı'daki gelişmeler doğrultusunda raporlar hazırlatmış, hayata geçirdiği programlar neticesinde ilköğretim kademesinde önemli bir yol katedilmiştir.

Meşrutiyet döneminin eğitime dair en büyük çalışmalarından biri kabul edilen ve Maârif-i Umûmiye Nizamnamesi'nden sonra temel eğitimi genel olarak düzenleyen ilk kanun olma özelliğine sahip Tedrîsât-ı İbtidâiye Lâyiha-i Kanuniyesi programı ancak yeniden düzenlenerek 6 Ekim 1913'te Tedrîsât-ı İbtidâiye Kanûn-ı Muvakkati başlığı ile uygulamaya konmuştur. Tamamı 10 fasıl, 101 maddeden oluşan bu geçici kanunla ilköğretim basamağındaki okullar sıbyan, ibtidâî ve ana mektepleri olarak üçe ayrılmıştır. İlkokullar kendi içinde yedi-sekiz yaşları "devre-yi ibtidâiye", dokuz-on yaşları "devre-yi mutavassıta", on bir-on iki yaşları ise "devre-yi âliye" olarak üç kısım halinde yapılandırıldı. Her devrede okutulacak dersler belirlendi. O zamana kadar ibtidâî ve rüşdî adlarıyla mevcut olan okullar birleştirilerek Mekâtib-i İbtidâiye-i Umûmiye adını aldı. Bu şekilde ilköğretim altı yıl olarak tespit edilmiş (md. 5) ve her biri iki yıl süreli üç devreye ayrılmış oldu.

Tedrîsât-ı İbtidâiye Kanûn-ı Muvakkati ile ibtidâî tahsilin mecburi ve ücretsiz olduğu (md. 1), hususi mekteplerde de ebeveyn veya hususi muallimler tarafından aile nezdinde verilebileceği (md. 2) kabul edildi. İbtidâî tedrisatı verecek kurumlar ise, 1. Ana mektepleri ve sıbyan sınıfları, 2. İbtidâî mektepleri, 3. El işleri ve ihtiraf (zanaat) mektepleri olarak üç kategoride belirlendi (md. 3). El işleri ve ihtiraf mekteplerinin amacının, çocukların meslekî eğitim alması ve buna binaen seçtikleri zanaatlara uygun işlerde istihdam olunacaklarının (md. 6) söylenmesi ise meslekî eğitimin artık lonca teşkilatının geleneksel eğitiminden alınarak devletin uhdesine verildiğini göstermektedir.

Her köy ve mahallede en az bir okul kurulması zorunluluğu (md. 8), ilköğretimin süresinin kırk iki hafta olması, sınıf mevcudunun elli öğrenciyi geçmemesi, imtihan zamanlarının vilayet maârif-i ibtidâîye meclisince kararlaştırılacağı da (9-14. md.) vurgulanan diğer konulardandır. Bundan sonrasında da mektebin fizik şartları, teftişi, mükâfat ve ceza sistemi gibi konular düzenlenmiştir.

1920 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının ardından bir eğitim komisyonu oluşturuldu ve 6 Mayıs 1920 tarihinde Rıza Nur ilk Maarif vekili seçildi. 9 Mayıs 1920'de Bakanlar Kurulu'nun ilk programı belirlendi. Bu programda millî bilinci geliştirme, kendine güven duyma, girişim gücüne ve üretici fikirlere sahip olma, millî kimliğe uygun programlar geliştirme gibi modern eğitimde hâlâ kullanılan temel ilkeler yer almıştır. Bu sırada çözülmeye çalışılan ilk sorunun da öğretmen maaşları olduğu görülmektedir. Osmanlı Devleti döneminde vilayetlerdeki ibtidâî mekteplerin muallim maaşları da dahil bütün giderleri, "hisse-yi maârif" adı altında vergi gelirlerinden kesilerek karşılanmaktaydı. Savaşlar sebebiyle vergi ödemelerinin aksaması ve ağırlaşmasıyla bu sistem işlemez hale gelmişti. Dolayısıyla birçok okul kapatılmış ve öğretmenler uzun süre maaşlarını alamamışlardır. Maarif Vekâleti'nin, öncelikle maaş sorununa çare arayacağını belirten Rıza Nur, taşradaki ilkokul öğretmenlerinin niçin maaş alamadıklarını incelemiş ve hisse-yi maârif vergisinin toplanamadığını, toplansa da başka alanlarda kullanıldığını tespit etmiştir. Mecliste ilkokul öğretmenlerinin genel bütçeden maaş alabilmeleri için yasa tasarısı hazırlanmış ancak gerekli ödenek olmadığı için uygulanamamıştır.

1921 yılı ortalarında vekâlet, ilköğretim ve ortaöğretim hakkında bir yasa tasarısı hazırlamıştır. Bu tasarıya göre ilkokullar altı yıldan dört yıla indirilecek, dördüncü yıldan sonra bir yıl da isteğe bağlı öğretim yapılacaktı. Ayrıca ihtiyaçlara göre yeni bir ilkokul programı hazırlanacaktı. Yeni programlarda eğitimin hayatî önemi ve çocukların millî tarih ve laiklik bilincine göre yetiştirilmesi esas alınıyordu.

Mevcut eğitim sorunları ve çözümlerini görüşmek üzere 15 Temmuz-15 Ağustos 1923 tarihleri arasında gerçekleşen I. Hey'et-i İlmiye toplantısında ilkokulun zorunlu ve parasız olarak altı yıl olması, zorunlu eğitim yaşında olan çocukların yabancı okullara gidemeyeceği, ilköğretimin Maarif Vekâleti'nin bünyesinde olacağı, ilkokul öğretmenlerinin maaşlarının genel bütçeden ödenmesi ve üç yılda bir zam verilmesi, ikiden fazla çocuğu olan öğretmenlere bir maaş ikramiye verilmesi, görevleri esnasında hastalandıklarında tam maaşla iki yıla kadar izinli sayılmaları ve tedavilerinin devlet hastanelerinde ücretsiz yapılması, ilkokulların diğer ihtiyaçlarının mahallî bütçeden karşılanması karara bağlanmıştır.

23 Nisan 1924 tarihinde toplanan II. Hey'et-i İlmiye ise daha çok programlar ve ders kitapların üzerine yoğunlaşmıştır. İlkokul süresinin beş yıla indirilmesi, ilkokul ve ortaokul kitaplarının müsabaka usulüyle yazdırılması, ilkokullarda haftalık ders saatinin yirmi altı olması kararları alınmıştır. Eski ibtidâî mektep programlarındaki "müsâhabât-ı ahlâkiye" adlı ders, "müsâhabât-ı ahlâkiye ve mâ'lûmât-ı vataniye" olarak değiştirilmiş, her sınıf için haftada bir saat olarak okutulması öngörülmüştür. Ziraat dersinin adı "tabiat tetkiki, ziraat ve hıfzıssıhha" olmuştur. Muallim Orhan Fuad tarafından ilk mektepler için 1924 yılında hazırlanan Müsâhabât-ı Ahlâkiye ve Mâlûmât-ı Vataniye 4 adlı Osmanlıca ders kitabı, alınan kararların vakit kaybetmeden hayata geçirildiğine işaret etmektedir.

3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen Tevhîd-i Tedrisat Kanunu ile ilköğretim kademesindeki her Türk çocuğunun gidebileceği tek öğretim kurumu ilkokullar olarak belirlenmiştir. İlkokul mezunlarının ise genel ve meslekî ortaöğretim kurumlarına gitmeleri veya doğrudan hayata atılmaları mümkün kılınmıştır (bk. Tevhîd-i Tedrisat Kanunu).

Kurulan yeni komisyonlar ciddi bir çalışma sonrası iki ayda yeni bir ilkokul programı hazırlamışlardır ve 1927 eğitim öğretim yılında bu program devreye sokularak eğitim faaliyetleri başlatılmıştır. Her ders için öğretmenlere Öğretmen El Kılavuzu kitapları hazırlanmıştır. Özellikle kırsal kesim çocuklarının şehirdeki çocuklarla olan farklı yaşam tarzlarını da dikkate alan Mustafa Necati Bey köy okulları için farklı bir program hazırlatmıştır. Bu değişikliklerden biri genelde üçüncü sınıftan sonra okula devam edemeyen köy çocuklarına tarih, coğrafya, vatandaşlık gibi temel bilgilerin verilmesi için yurt bilgisi dersinin eklenmesi ve kız çocukları için gündelik işlerde işe yarayacak pratik el işleri derslerinin programa dahil edilmesidir. Bütün bu iyileştirmelerden sonra 1923-1924 yılları arasındaki öğrenim gören öğrenci sayısında %26'lık bir pay artışı gözlenmiştir.

1930 yılında Maarif vekili olan Esat Sagay, İstanbul'da 250 ilkokul başöğretmeni ile müfettişin katıldığı bir toplantıda bundan sonra başöğretmenlerin gözlem ve inceleme defteri tutmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca 23 Eylül 1929 tarihli Tedrîsât-ı İbtidâiye Kanunu'na Müzeyyel Kanun ile "Türkiye'de ilk tahsillerini yapmak üzere mektebe girecek Türk vatandaşı çocuklar bundan böyle bu tahsilleri için ancak Türk mekteplerine girebilirler" şeklinde bir ek madde getirilmiş, 29 Ekim 1931'de Resmî Gazete'de (nr. 1760) yayımlanmıştır.

Reşit Galip'in Millî Eğitim bakanlığı döneminde (1932-1933) ilkokul öğretmenlerinin aylıkları özel idarelerden alınıp genel bütçeye aktarılmıştır. Aynı dönemde bütün ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında okunmak üzere "Öğrenci Andı" kabul edilmiştir.

Bu dönemde ekonomik şartlar sebebiyle ilkokul sayısında önemli düşüşler yaşanmıştır. Nihayet Bakan Saffet Arıkan'ın ilköğretim alanında gayretli çalışmaları sonucu bu gidişat durdurulabilmiş, görevi devraldığı 1935-1936 öğretim yılında 6275 olan ilkokul sayısı 1937-1938'de 6700'e ulaştırılmıştır.

1936 İlkokul Programı Cumhuriyet'in gereklerine, Atatürk ilkelerine ve inkılaplarına uygun şekilde oluşturulmuş, dersler birbirini tamamlayıcı nitelikte düzenlenmiştir. 1936 ve 1948 yıllarında tamamlanan ilkokul müfredatlarında ilkokul eğitiminin amacı öğrenciye millî kültürü aşılamak olarak tespit edilmiştir. 1949 yılında ise ilkokulların ikinci devresine seçmeli din bilgisi dersi konulmuştur.

1939 yılında toplanan Millî Eğitim Şûrası'nda üç sınıflı köy okullarının beş sınıfa çıkarılması kararı alınmıştır. 1953 yılında gerçekleşen V. Millî Eğitim Şûrası'nda ise Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri ilköğretim konusunun birinci derecede ehemmiyeti haiz bulunduğunu ileri sürmüştür. Hazırlanan kanun taslağında "öğrenim çağı" her Türk çocuğu için altı yaşını bitirdiği yılın eylül ayında başlamak ve on dört yaşını bitirip on beş yaşına girdiği öğretim yılının sonunda bitmek üzere tespit edilmiştir. Hususi haller dışında Türk çocuklarının ilk öğrenimlerini resmî veya özel Türk okullarında yapmaları esas olarak kabul edilmiştir. Taslakta ayrıca ilköğretim teşkilatı mecburî ve ihtiyarî olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Mecburî olanlar, ilkokullarla yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar, özel eğitim ve öğretime muhtaç çocuklar için açılacak okullar olacaktır. Okul öncesi eğitim öğretim teşkilatıyla tamamlayıcı kurslar ise ikinci grubu teşkil edecektir. Çeşitli sebeplerle henüz ilkokul açılmamış, birbirine yakın küçük köylerin bulunduğu yerlerde pansiyonlu ve yatılı ilkokullar, gündüzlü bölge okulları açılması, gezici öğretmenlikler ihdas edilmesi düşünülmüştür. İlkokul faaliyetini üretim hayatının icaplarına uydurmak üzere mevsiminde yayla, otlak ve bağlara taşınan köylerin okullarının da oralarda vazifelerine devam etmeleri dikkate alınmıştır.

Şûraya sunulan ve halihazırdaki durumu resmeden istatistiklere göre Türkiye'de il ve ilçe merkezlerindeki 1573 ilkokulda 11.668 öğretmen ve 517.106 öğrenci mevcuttur. Bu okullarda bulunan 2791 dershanede, binasızlık yüzünden çift öğretim yapılmaktadır. İl ve ilçelerde mecburî öğrenim çağındaki 704.000 çocuktan 186.894'ü okul dışında bulunmaktadır. 15.873 köyde 2103 öğretmen görev yapmaktadır. 18.561 köy ise okuldan mahrumdur. Köylerdeki öğrenim mecburiyetindeki 2.090.000 çocuktan 1.193.318'i okullara devam etmektedir. Ayrıca il ve ilçe merkezlerindeki okullar için tahminen 18.000, bütün köylerin okula kavuşması için 53.000 olmak üzere toplam 71.000 öğretmen kadrosu gereklidir.

1957'de yapılan VI. Millî Eğitim Şûrası'nda ilkokul mezunları için çırak okulları açılması gündeme alınmıştır. Bunun dışında bir ilave bulunmamaktadır.

5 Ocak 1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda ilköğretim, "kadın erkek bütün Türkler'in millî gayelere uygun olarak bedenî, zihnî ve ahlakî gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve öğretim" (md. 1) şeklinde tanımlanmıştır. Ardından ilköğrenim kurumlarında verildiği, öğrenim çağında bulunan kız ve erkek çocuklar için mecburî, devlet okullarında parasız olduğu (md. 2) belirlenmiştir. İlköğretim çağının altı-on dört yaş grubundaki çocukları kapsadığı, ilkokul birinci sınıflara o yılın 31 Aralık tarihinde yetmiş iki ayını dolduran çocukların kaydının yapıldığı (md. 3), Türk vatandaşı kız ve erkek çocuklar ilköğrenimlerini resmî veya özel Türk ilköğretim okullarında yapmakla mükellef oldukları (md. 4), zorunlu öğretim çağında olup da mücbir sebeplerle ilköğretim okuluna devam edemeyenlerden özel olarak öğretim görenler, imtihanla ve yaşlarına göre layık oldukları ilköğretim okulu sınıflarına veya mezuniyet imtihanlarına alınmaları da (md. 5) düzenlenmiştir.

Aynı kanunun ilköğretim teşkilatına ayrılan kısmında ilköğretim, dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir millî eğitim ve öğretim kurumu olarak tanımlanmıştır. İlköğretim okullarından mecburî olanlar "gündüzlü, pansiyonlu, yatılı ilköğretim okulları ve gezici okullar", "yetiştirici ve tamamlayıcı sınıflar ve kurslar" ve "özel eğitime muhtaç çocuklar için kurulacak okullar ve sınıflar" şeklinde tespit edilmiştir. İsteğe bağlı olanlar ise "okul öncesi eğitim kurumları" ile "tamamlayıcı sınıflar ve kurslardır."

Kanuna göre ilköğretim kurumlarının ilkokul ve ortaokul olarak bağımsız kurulmaları esas olsa da imkân ve şartlara göre ortaokullar, ilkokullarla veya liselerle birlikte de kurulabilir, nüfusun az veya dağınık olduğu yerlerde köyler gruplaştırılarak, merkezî durumda olan veya durumu uygun bulunan köylerde ilköğretim bölge okulları ve bunlara bağlı pansiyonlar, gruplaştırmanın mümkün olmadığı yerlerde ise yatılı ilköğretim bölge okulları veya gezici okullar açılabilir. Gezici okullarda gezici öğretmenler görevlendirilir. Bu okullarda yetiştirici sınıflar ve kurslar da açılabilir. Şehirlerde ve kasabalarda, ihtiyaca göre yatılı veya pansiyonlu okullar kurulabilir (md. 9). Bir köy halkı, iş ve üretim hayatının gereği olarak veya olağanüstü sebeplerle yayla, otlak ve bağ gibi yerlere taşındığında köy okulu da köy halkı ile birlikte göçecek şekilde düzenlenmiş olmalı ve gidilen yerde hemen günlük çalışmasını ve görevini devam ettirmelidir (md. 10). Mecburî ilköğrenim çağında bulundukları halde zihnen, bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan engelli olan çocukların özel eğitim öğretim görmeleri sağlanır (md. 12).

1962 yılındaki VII. Millî Eğitim Şûrası'nda 5 Ocak 1961 tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda "mecburî olan", isteğe bağlı ilköğrenim kurumları aynen alıntılanmış, ardından "Mecburî ilköğretimin önümüzdeki on yıllık dönem içinde bütün yurdumuzda yayılması ve gelişmesi için bir plan hazırlanmıştır" denilmiştir.

Talim ve Terbiye Kurulu ilköğretim için ön program taslağını hazırlamak üzere 19 Şubat 1962 tarihinden itibaren köy ve şehir ilkokullarında çalışan öğretmenlerden, ilkokul müdür ve müfettişlerinden, Millî Eğitim müdürü ve yöneticilerden, ortaokul ve öğretmen okulu öğretmenlerinden, ilgili uzman ve velilerden oluşan 108 kişilik bir komisyon tesis etmiştir. Komisyonun çalışmaları neticesinde hazırlanan taslak programda "toplum ve ülke incelemeleri" ve "fen ve tabiat bilgisi" dersleri iki temel ders kabul edilmiştir. Türkçe, matematik, fen bilgisi ve sosyal bilgiler ders saatleri dengeli bir şekilde dağıtılmıştır. İlk üç sene boyunca ağırlıklı verilen Türkçe eğitiminin temel eğitim olması, öğrencinin ilerleyen eğitim yıllarında okuduğunu anlama becerisini arttırması yönünden önemlidir. İlkokulun ilk döneminde yer alan hayat bilgisi dersi ise ilerleyen dönemde yerini bırakacağı fen bilgisi ve sosyal bilgiler derslerine hazırlık niteliğindedir. İlköğretimde hiçbir öğrencinin sınıfta bırakılmaması kararı dikkat çekicidir. 1968 yılında toplum ve ülke incelemeleri dersinin adı sosyal bilgiler dersi olarak değiştirilecek, sosyal bilgiler dersi ilk defa ilköğretim müfredatında yerini alacaktır.

VIII. Millî Eğitim Şûrası'nda (1970) ilköğretim ve eğitim 5 Ocak 1961 tarih ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile düzenlendiği tek cümlede vurgulanmakla yetinilmiştir.

1974'teki IX. Millî Eğitim Şûrası'nda ilk defa "temel eğitim" kavramı tanımlanmıştır. Buna göre temel eğitim, "Yedi-on dört yaşlarındaki çocukların eğitimini kapsamaktadır." Temel eğitimin amaçları, her Türk çocuğuna iyi bir vatandaş olmak için gerekli temel bilgi, beceri, davranış ve alışkanlıkları kazandırarak millî ahlak anlayışına uygun yetiştirmek; onu ilgi, istidat ve kabiliyetleri yönünden yetiştirerek hayata ve üst öğrenime hazırlamak şeklinde belirlenmiştir. Temel eğitim okulları beş yıllık birinci kademe ile üç yıllık ikinci kademe eğitim kurumlarından meydana gelmektedir. Birinci kademe sonunda ilkokul, ikinci kademe sonunda temel eğitim diploması (ortaokul diploması) verilmektedir. Bunun ardından 1961 İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 10 ve 12. maddeleri gündeme alınmıştır.

1988 tarihli XII. Millî Eğitim Şûrası kararlarında o güne kadar liselerin bünyesinde bulunan ortaokulların tamamen ilköğretim bünyesine alınması kararlaştırılmıştır. İlköğretime başlama yaşı yetmiş iki ay olarak belirlenmiş, ilköğretim okullarının son iki yılında her öğrenci için ayrı bir değerlendirme dosyası tutulması kararları alınmıştır.

XV. Millî Eğitim Şûrası'nda (1996), "temel eğitim" kavramı yerine "ilköğretim" kavramının kullanılması beş-altı yaş okul öncesi eğitimin, ilköğretim bünyesine alınması, ilköğretimin kesintisiz sekiz yıllık zorunlu eğitim olarak uygulanması ve sekiz yıl sonunda tek tip diploma verilmesi, ilköğretimde zorunlu 2+8+1 sistemi oluşturulması, bu dönemdeki çocukların çıraklığa sokulmaması kararları alınmıştır.

2006 yılında gerçekleştirilen XVII. Millî Eğitim Şûrası'nda "yöneltme" konusu gündeme gelmiştir. Dört, beş, altı, yedi ve sekizinci sınıflarda, öğrenciyi tanıma ve meslekleri tanıtmaya yönelik olarak ailelerle iş birliğine gidilmesi, sınıf ve öğrenci mevcuduna bakılmaksızın her ilköğretim okuluna rehber öğretmen görevlendirilmesi, sınıf öğretmenliğinin bir, iki ve üçüncü sınıflara kadar olması, buna mukabil dört ve beşinci sınıflarda derslerin branş öğretmenleri tarafından verilmesi, ilköğretimde seçmeli ders sayısının arttırılması, seçmeli beceri dersleri dışındaki derslerin de notla değerlendirilmesi kararlaştırılmıştır.

XVIII. Millî Eğitim Şûrası'nda (2010) ilköğretim kurumlarında büyüklüklerine ve öğrenci sayılarına göre kurumsal bütçe oluşturulması, okulun fizikî durumu ve ihtiyaçları dikkate alınarak her okul için genel bütçeden ödenek tahsisinin kararlaştırıldığı zorunlu eğitim öğrencilerinin yaş grupları ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak bir yıl okul öncesi eğitim, dört yıl temel eğitim, dört yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi ve dört yıl ortaöğretim olmak üzere farklı ortamlarda eğitim almaya fırsat verecek şekilde on üç yıl olması, ilköğretim ve ortaöğretimde orta vadede ikili öğretimden normal öğretime geçilmesi, öğle yemeklerinin okulda verilmesi, birleştirilmiş sınıf uygulamalarının sistematik bir değerlendirmesi yapılarak birleştirilmiş sınıf uygulamasının mümkün olan en alt düzeye çekilmesi, okullarda sınıf mevcutlarının (yirmi-yirmi beş) olarak düzenlenmesi de karara bağlanmıştır.

2014 yılındaki XIX. Millî Eğitim Şûrası'nın ilköğretim konusundaki gündem maddeleri, ilkokullarda tekli öğretime geçilmesi, haftalık ders saatinin toplam otuz olması, serbest etkinlik saatlerinin veli-öğrenci talepleri de dikkate alınarak okul idaresince belirlenmesi, görsel sanatlar ve müzik derslerinin haftada en az ikişer saat olması, oyun ve fizikî etkinlikler dersinin iki saatinin beden eğitimine ayrılması; bir, iki ve üçüncü sınıflara da din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin konulması, trafik güvenliği ile insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi derslerinin haftalık ders çizelgesinden kaldırılması (ilk dersin konularının hayat bilgisi dersi içine; ikinci dersin konularının sosyal bilgiler dersine yerleştirilmesi), serbest etkinlikler için bir uygulama kılavuzu hazırlanması şeklindedir.

Millî Eğitim Bakanlığı 2021 istatistiklerine göre Türkiye'de resmî ilkokul sayısı 22.522, öğrenci sayısı ise 228.872'dir. Özel öğretim yapan ilkokul sayısı ise 435, öğrenci sayısı 4498'dir. Özel Türk ilkokulu 1929, özel milletlerarası ilkokul seksen, özel eğitim ilkokulu on altı, özel azınlık ilkokulu yirmi üç, özel yabancı ilkokulu ise birdir.

Kaynakça

Alp, Hayrünisa. Tevhid-i Tedrisat’tan Harf İnkılabına Türkiye’de İlköğretim. Ankara 2016.

Arslan, Mehmet. “Cumhuriyet Dönemi İlköğretim Programları ve Belli Başlı Özellikleri”. Millî Eğitim. 146/2 (2000), s. 42-48.

Başar, Erdoğan. Millî Eğitim Bakanlarının Eğitim Faaliyetleri (1920-1960). Ankara 2019.

Cicioğlu, Hasan. Türkiye Cumhuriyeti’nde İlk ve Ortaöğretim (Tarihi Gelişimi). Ankara 1982.

Gültekin, Mehmet (ed.). Cumhuriyet Dönemi İlkokul Programları. Ankara 2020.

MEB. Beşinci Millî Eğitim Şûrası (5-14 Şubat 1953). Ankara 1954.

Sarıhan, Zeki. 1921 Maarif Kongresi. İstanbul 2009.

Türkoğlu, Adil. “Cumhuriyet Döneminde İlköğretimin Gelişimi”. Cumhuriyet Dönemi Eğitim Politikaları Sempozyumu: 07-09 Aralık 2005. ed. M. A. Parlak. Ankara 2010, s. 77-96.

Uyanık, Ercan vdğr.. “II. Meşrutiyet Döneminde Eğitim Tartışmaları ve 1913 Tarihli Tedrisat-ı İptidaiye Kanunu’nun Uygulanması”. Kocaeli Üniversitesi Eğitim Dergisi. 4/1 (2021), s. 163-185.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ibtidai-mektep

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

İBTİDÂÎ MEKTEP

Osmanlı’da eğitim sürecinin ilk basamağı.

Önizleme