Yazım Kuralları

 

A) İmla (Yazım)

Şahıs adları, coğrafî isimler, kitap, dergi, makale, din, mezhep, tarikat adları ile ırk, dil, lehçe adları, tarihî olaylar, kurum adları, idarî birlikler ve ülke adları büyük harfle yazıldı. Arapça ve Farsça asıllı özel adların yazımında Türkçe söyleyiş esas alındı.

Şahıs adlarının yazılışında Türkçe söyleyiş esas alınmakla birlikte, 1928 harf devrimi öncesi ve sonrası için bazı farklı uygulamalar oldu. Buna göre şahıs adlarında yumuşak “b, c, d” sesleri kelime sonlarında korundu, harf devriminden sonraki dönemde ise bu harfler sert ünsüzlerle (p, ç, t) yazıldı.

Şahıs maddeleri soyadına göre alfabetik olarak sıralanmakla birlikte, Ali Şîr Nevayî’de olduğu gibi bu şekilde şöhret bulmuş kişilerin ilk isimleri dikkate alındı.

Arapça’da “ibn” ve onun kısaltılmışı olan “b.” iraba tesir ettirilmedi. Batı dillerine ait özel adlar asıllarına uygun yazıldı. Cervantes, Shakespeare vb. Ancak Türkçe’de yaygınlık kazanmış olanların orijinal şekilleri tercih edildi: Napolyon, Sokrat, Pisagor, Eflâtun vb.

Padişah, sultan, halife, kral, kadı (idarî anlamda), vali, dük, emîr, kaymakam gibi unvanlar o unvanı taşıyanın sıfatı gibi kullanıldığı zaman (adıyla birlikte) büyük harfle yazıldı: Sultan Ahmed, Kral Abdülaziz gibi.

Bölge, yer, ova, dağ, deniz, göl, akarsu, orman gibi birden fazla kelimeden meydana gelen coğrafî adlar sıfat tamlaması şeklinde ise bitişik yazıldı: Karacaahmet, Acıgöl, Akşehir, Akçakoca, Uludağ, Karadeniz vb. İsim tamlamalarında da aynı yol takip edildi: Pınarbaşı, Anadolukavağı, Anadoluhisarı, Kızkulesi vb. Birleşik kelime haline gelmemiş isim tamlamalarının ikinci kelimeleri ise küçük harfle yazıldı: Marmara denizi, Ağrı dağı, Çoruh ırmağı, Alp dağları, Basra körfezi vb.

İslam ülkeleriyle ilgili yer adlarının imlasında Türkçe söyleyiş esas alındı: Haleb => Halep, Bağdad => Bağdat vb. Özellikle Endülüs ve Afrika’ya ait yer adlarında Batılılar’ca kabul edilen şekil, ilk geçtiği yerde İslamî kaynaklarda geçen şeklinin yanına parantez içinde yazıldı: İşbîliye (Sevilla), Şemîne (Jimena) vb.

Batı dünyasına ait yabancı yer adlarının imlasında özgün şekilleri korundu: New York, San Francisco vb. Türkçe’de yaygınlık kazanmış kullanımlar ise orijinaline tercih edildi: Londra, Münih, Lozan vb.

Yerleşim birimlerinin adlarından sonra gelen “vilayet, eyalet, sancak, şehir, kaza, köy, ilçe, mahalle” vb. mülkî birim bildiren kelimeler küçük harfle ve ayrı yazıldı: Trabzon sancağı, İstanbul şehri vb.

Batı, doğu, kuzey, güney, iç, yukarı gibi yön belirten kelimeler coğrafî isimlerin önüne geldiklerinde büyük harfle yazıldı: İç Anadolu, Yukarı Fırat, Kuzey Afrika vb. İki yönün birleşmesinden meydana gelen ara yön isimleri bitişik yazıldı. Bunlar coğrafî isimlerin önüne geldiklerinde ilk harfleri büyük, tek başlarına olduklarında ise küçük harfle yazıldı: Güneydoğu Anadolu, Kuzeydoğu Asya; kışın kuzeydoğudan esen rüzgârlar vb. Kavram olarak kullanılan ve bir düşünceyi yansıtan yön isimleri büyük harfle yazıldı: Batı kültürü, Doğu düşüncesi, Kuzey tehlikesi gibi.

İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınçağ gibi dönem adlarının ilk harfi büyük ve bitişik yazıldı. Önemli tarihî olayların, savaş adlarının ve antlaşmaların her kelimesi büyük harfle başlatıldı: Malazgirt Savaşı, Lozan Antlaşması gibi.

Yazılışları aynı, okunuş ve mânaları farklı olan kelimelerde düzeltme işareti kullanıldı: “adet-âdet, alem- âlem, aşık-âşık, batın-bâtın, hala-hâlâ, mani-mâni, vakıf-vâkıf” gibi. Uzatma ve inceltmenin bir arada bulunduğu durumlarda, uzatmayı ve inceltmeyi gösteren ortak bir işaret olarak düzeltme işareti kullanıldı: Âgâh, ahkâm, kâfir, kâgir, kâmil, mükâfat, nikâh gibi.

Kullanılışları yaygınlaşmamış veya terim olarak kabul edilmiş olan Arapça ve Farsça kelimelerdeki aslî uzunlukları göstermek için de düzeltme işareti kullanıldı. Türkçe’ye Batı dillerinden gelen kelimelerde ise düzeltme işareti kullanılmadı.

Dilimizde nispet “î”sini göstermek için düzeltme işareti kullanıldı: Askerî, siyasî, ticarî vb. Ancak bazı kelimelerde kısa söyleyiş yaygınlaştığından bunlardaki nispet “î”leri kısa yazıldı: Ciddi, hususi, mimari, samimi gibi.

Türkçe’de kelime sonunda b, c, d ünsüzleri bulunmadığı için, dilimize Arapça ve Farsça’dan geçmiş kelimelerin sonunda bulunan bu harfler genellikle Türkçe’de sertleşerek “p, ç, t” seslerine dönüştürüldü: Acayip, adet, ahbap, akrep, ayıp gibi.

Birleşik fiiller ayrı yazıldı. Ancak Arapça’dan dilimize geçen tek heceli isimlerle yapılan arzetmek, hissetmek, terketmek gibi birleşik fiiller ve zarf-fiillerle yapılan alıvermek, yapadurmak, düşeyazmak gibi birleşik fiiller bitişik yazıldı.

Yüzyıllar, kitap ciltleri, aynı adı taşıyan hükümdarlarda ve tarihî olaylarda sıra gösteren sayılar Romen rakamıyla yazıldı: XII. yüzyıl, II. cilt, Sultan I. Ahmed gibi.

Saat, para birimi, ölçü, tartı, istatistik konularıyla ilgili sayılar rakamla yazıldı: Sabah saat 06.30’da, 100.000 lira, 10.000 dolar, 450 km., 10 ton, 100.000 kişilik ordu gibi.

Sayılarda kesirler virgülle ayrıldı: 13,3; 4,14; 0,37; 1,5 ton; 2,7 milyon nüfus vb. Ancak büyük miktar belirten rakamların arasına okunuş kolaylığı sağlamak için nokta kondu: 200.000, 4.675.360, 70.384.315 gibi. Milyon ve daha sonrası küsüratsız sayılar için rakam ve yazı birlikte kullanıldı: 5 milyon, 15 milyar vb.

Ay ve gün adları tarih belirten bir terkip içinde büyük harfle yazıldı: İstanbul 29 Mayıs 1453 Salı günü fethedildi, TBMM 23 Nisan 1923 Cuma günü açıldı gibi. Belli bir tarih belirtmeyen ay ve gün adları ise küçük harfle yazıldı: Her yıl kasım ayı yağışlı geçer gibi.

Tarihlerde gün, ay ve yıl bildiren rakamların arasına nokta kondu: 27.07.1998 vb. Eğer tarihler kelime halinde yazılmışsa aralarına hiçbir işaret konmadı: 28 Şubat 1997 gibi.

Kesme işareti özel isimlerden sonra gelen ekleri ayırmak için kullanıldı. Özel isimlere iyelik ekleri getirilince kesme işaretiyle ayrıldı: Ahmet’i, Enes’e, İstanbul’da, Türkiye’den, Osmanlılar’ca gibi.

Özel isimlerden sonra gelen çoğul ekleri (-lar, -ler vb.) yapım eki gibi düşünüldüğü zaman kesme işaretiyle ayrılmadı: Osmanlılar’da gibi. Kurum ve kuruluş adlarına getirilen ekler, kitap, dergi, gazete adları ile şiir başlıkları ve makale adlarından sonra gelen ekler kesme işaretiyle ayrıldı.

Arapça ve Frasça kökenli kelimelerdeki “yy” kullanımı “y” şeklinde uygulandı. Askeriyye değil askeriye; rüştiyye değil rüştiye; Cem‘iyyet-i İlmiyye değil Cem‘iyet-i İlmiye.

Türkçe’de yaygın olarak geçen ilim insanlarının nispelerindeki harf-i tariflere yer verilmedi. Fahreddin er- Râzî değil, Fahreddin Râzî; Muhammed Mûsâ Hârizmî değil, Hârizmî.

 

B) Kaynakça (Bibliyografya)

Ansiklopedide geçen Türkçe, Arapça, Farsça kitap, dergi, makale adlarındaki kelimelerin ilk harfleri büyük yazıldı.

İngilizce, Fransızca, Almanca vb. eser adları ilgili dillerin imla kurallarına göre ve kitap üzerindeki kayda göre yazıldı.

Kaynakçada ve metin içinde geçen kitap ve dergi adları italik dizildi, makale adları ve bölüm başlıkları ise tırnak içinde düz yazıldı.

Kaynakçada ilk olarak arşiv vesikalarına yer verildi, sonrasında kitaplar, makaleler ve ansiklopediler yazar soyadı esas alınarak alfabetik biçimde sıralandı. Yazarı olmayan makale ve diğer kaynaklar da alfabetik olarak verildi.

Aynı yazara ait birden fazla bibliyografik künye varsa a.mlf. (aynı müellif) kısaltmasıyla önce kitaplar sonra makaleler ve ansiklopediler olmak üzere kendi aralarında kronolojik olarak sıralandı.

Kitapların bibliyografik künyeleri gösterilirken yazarın soyadı, adı, kitap adı, varsa çevireni veya hazırlayanı, baskı yeri ve tarihi gibi bilgilere yer verildi, tarihsizlerde t.y. kısaltması kullanıldı. Makalelerde ise yazarın soyadı, adı, makale adı, süreli yayın adı, cilt, sayı, tarih ve sayfa kaydı sırası takip edildi.

Sıkça kullanılan eser adları özellikle ansiklopediler “Kısaltmalar” listesinde gösterildi.

Kaynakçada birden fazla yazarı olan kitaplarda ve makalelerde (çevirmenli ve editörlü eserler dahil) yazarların arası tire (–) ile ayrıldı.

Kaynakçada uluslararası atıf sistemlerine uygunluk ve indeks yazılımlarının künye bilgilerinin doğru algılanabilmesine imkân tanımak için birimler nokta (.) ile ayrıldı. Genel kural olarak madde içinde eser künye bilgileri virgül ile kaynakçada ise nokta işareti ile ayrıldı.

Metin içi atıflarda doğrudan alıntı varsa yer verildi. Dolaylı anlatım ve ifadelerde buna gerek kalmadı; kaynakçada gösterildi.

Kaynakçada 1900 öncesi kitapların varsa yayınevi gösterildi.

Tezler YLT (yüksek lisans tezi) ve Dr.T (doktora tezi) kısaltmasıyla, yayımlanmamış ifadesi kullanılmaksızın yazar adı, tezin adı (italik), tezin cinsi, yapıldığı üniversitenin adı ve tezin yapıldığı tarih sıralamasıyla gösterildi.

Birden çok yazarın makalelerinden oluşan derleme kitaplar ve kitap haline gelmiş sempozyum tebliğleri şu şekilde gösterildi: Yazar adı, “makale adı”, kitabın adı, varsa editör (ed.) veya hazırlayan (haz.), basıldığı yer ve yıl, varsa cilt numarası ve sayfa. Belli bir konu etrafındaki makalelerden oluşan kitaplar, tamamının madde ile ilgili olduğu dikkate alınarak hiç makale adı verilmeden de kullanıldı.

Kaynakçada gösterilen kitaplarda kitap adından sonra -varsa- çeviren (çev.), neşreden (nşr.), editör (ed.) veya hazırlayanın (haz.) ismi kısaltılmış şekilde kullanıldı.

Yazarın aynı tarihte yayımlanmış birden fazla eseri varsa yayın yılının sonuna boşluk bırakılmadan alfabetik sırayı izleyen harfler (küçük a, b, c gibi) eklendi.

Kitabın üzerinde esas ismin yanında açıklayıcı bir isim veya alt başlık mevcutsa, açıklayıcı ya da tamamlayıcı mahiyette olduğu için aralarına iki nokta (:) kondu.

Madde metnindeki atıflar parantez içinde yazar soyadı, yayın tarihi ve sayfa numarası şeklinde kısaltılarak yazıldı. Parantez içinde birden çok kaynak verildiğinde aralarına noktalı virgül (;) kondu ve metin içindeki atıflar kaynakçada tam künye ile gösterildi.

Kaynakçada istifade edilen kitapların baskı sayıları gösterilmedi.