A

TOPÇU, NURETTİN(1909-1975)

Muallim, eğitimci, fikir adamı, Hareket dergisinin kurucusu.

  • TOPÇU, NURETTİN
    • İsmail KARA
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 02.06.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/topcu-nurettin
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    TOPÇU, NURETTİN
TOPÇU, NURETTİN (1909-1975)

Muallim, eğitimci, fikir adamı, Hareket dergisinin kurucusu.

  • TOPÇU, NURETTİN
    • İsmail KARA
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 02.06.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/topcu-nurettin
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    TOPÇU, NURETTİN

Erzurumlu bir baba ve Eğinli bir annenin çocuğu olarak İstanbul'da doğdu. Nüfus kaydında adı Osman Nuri'dir. Baba dedesi Osman Efendi, Erzurum'un Ruslar tarafından işgali sırasında topçu olduğu için lakapları Topçuzadeler olmuştur. Çocukluğu Süleymaniye ve Çemberlitaş semtlerinde geçti. Büyük Reşid Paşa Numune Mektebi'ni bitirdi (1920). Orta öğrenimine Vefa İdâdîsi'nde devam etti. Lise tahsilini yaptığı İstanbul Erkek Lisesi'nde felsefeye ilgisi başladı, 1928 yılında bu okuldan mezun oldu. Aynı yıl imtihanla Avrupa'da tahsil hakkı kazanarak Fransa'ya gitti. Lise tamamlama ve Fransızca'sını geliştirmek için Aix Lisesi'ne girdi. Görüşlerinden etkileneceği "aksiyon" (hareket) felsefesinin kurucusu Blondel'i bu sırada tanıdı. Önce Aix-Marseille Üniversitesi'ne devam etti, sonra Strasburg Üniversitesi'ne geçerek felsefe öğrenimini tamamladı. Kendisinden önce Paris'e gelen, Remzi Oğuz Arık ve Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu ile, ayrıca tasavvuf tarihçisi Louis Massignon, Girit asıllı Paul Molla, o yıllarda Paris'te bulunan Adnan Adıvar ve eşi Halide Edip Adıvar ile tanıştı. Ahlak felsefesine dair hazırladığı Conformisme et Révolte başlıklı tezini Sorbonne'da savundu (2 Temmuz 1934). Avrupa'da ahlak üzerinde çalışan ve Sorbonne'da felsefe doktorası veren ilk Türk odur. Fransa'da kalması yönündeki teklifleri kabul etmeyerek 1934 yılı yazında Türkiye'ye döndü ve Galatasaray Lisesi'nde felsefe öğretmeni olarak göreve başladı (Eylül 1934). Lise müdürünün bazı öğrenciler için not taleplerini geri çevirdiği için İzmir Lisesi'ne tayin edildi.

İzmir'de iken adıyla aynîleşecek olan Hareket dergisini yayımlamaya başladı (Şubat 1939). İlk sayılardaki yazıları fikir dünyası ve arayışları bakımından bugün de önemlidir. Derginin 4. sayısında yayımlanan "Çalgıcılar" yazısı sebebiyle Vefa Lisesi felsefe öğretmenliğine (Eylül 1939), burada dört yıl çalıştıktan sonra Denizli Lisesi'ne (Ekim 1943), nihayet Ekim 1944 tarihinde İstanbul Erkek Lisesi'ne tayin edildi. Bergson'la alakalı teziyle felsefe doçenti olduysa da çeşitle bahanelerle üniversiteye alınmadı. Bir ara Hilmi Ziya Ülken'in başında olduğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Kürsüsü'nde eylemsiz doçent statüsünde ahlak dersleri verdi. Ayrıca Robert Kolej'de tarih (1946-1961), İstanbul İmam-Hatip Okulu'nda felsefe grubu (1955-1960) öğretmenliği yaptı. 1960 ihtilalinden sonra bu ek görevlerine son verildi. 20 Kasım 1974 tarihinde yaş haddinden emekli oldu. Kısa süren bir hastalıktan sonra 10 Temmuz 1975'te vefat etti. Topkapı Kozlu Mezarlığı'na defnedildi.

Topçu'nun düşüncesi ahlak etrafında şekillenmiş bütünlüğü olan bir düşüncedir. Cumhuriyet devri Türk felsefecileri ve aydınları arasında ahlak konusunda en çok yazı kaleme alan kişi odur. Doktora tezinden itibaren üzerine eğildiği isyan ahlakı, pozitivist ve pragmatist fikirlerin, bireyci-anarşist ve konformist-sosyolojist anlayışların hâkim olduğu bir devirde "ben"in/ferdiyetin ihtiraslarını, ailenin-cemiyetin-cemaatin-milletin-devletin hüküm ve değerlerini aşarak sonsuzluğa doğru "hareket"ini mümkün kılacak bir "irade ve isyan" etrafında gelişmektedir. Alt kademelerin hepsine karşı isyan aslında mutlak itaate ulaşmanın yolunu açmak ve insanı alt-aşağı kademelere mahkûm olmaktan kurtarmak içindir. Bunun idrak edildiği yerde kademelerin hepsi kıymetli bir menzil haline gelecektir.

Türk modernleşmesini aşmayı hedefleyen tenkitçi ve kurucu tavrı bir rönesans fikri, yeni bir tarih, ilim, sanat, ahlak, felsefe, tasavvuf-din anlayışı ve bunlarla irtibatlı bir eğitim tasavvuru geliştirmeye yöneldi. Türkiye'nin kapitalist ekonomik sisteme ve ahlak anlayışına, bunların üzerinden Amerikan sempatizanlığına doğru kaymaya başladığı Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarından itibaren "Anadolu sosyalizmi"ni savundu. Bir hareket adamı olarak "yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, lakin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin 'maden işçileri' olacak" idealist bir nesil yetiştirmek için çaba gösterdi (Kara, 2009).

Millet ve milliyetçilik meseleleri, Topçu'nun eserlerinde hem isyan ahlakıyla irtibatı olan ferdiyetin yükselip sonsuzluğa uzanması süreçlerinin bir parçası hem de Türkiye'nin modernleşme döneminde kendini yeniden anlamak için tartıştığı bir problemdir. Gökalp'in maddeci ve ütopik milliyetçiliğinin Cumhuriyet döneminde kaba maddeci ve realist milliyetçiliği doğurduğunu düşünen Topçu, İslamcılar'ın dini milletten ayıran gayretlerinin de ayrı bir zihin karışıklığı olduğu kanaatindedir. Anadolucular'ın Türk milletini ve milliyetçiliği tarif için Malazgirt Savaşı ile başlattıkları binyıllık tarih vurgusunu ve toprak/vatan olarak Anadolu vurgusunu paylaşan Topçu bu çizgiye belirleyici ve kuvvetli bir üst unsur olarak İslam'ı ve tasavvufu ekler. 1950'li ve 1960'lı yıllarda milliyetçiliğin antikomünistlik ve Amerika/kapitalizm taraftarlığı ile paralel hale gelmesine de sert bir şekilde karşı çıkmış, bunu "doktrinsiz ve kanaatsiz bezirgânlık" olarak adlandırmıştır.

Topçu kırk yıl "bir mâbede girer gibi" sınıfa girip, ders anlatan bir muallim olmasının yanında eğitim sisteminin bütün meseleleriyle de ilgilendi ve döneminin aydınları arasında maarifle alakalı metin yazanlar içinde istisnaî denebilecek şekilde ön sıralarda yer aldı (Nurettin Topçu'ya Armağan, 1992). 1939 yılı başında çıkarmaya başladığı Hareket'te yazdığı ilk yazılardan biri "Muallim" başlığını taşır. Ayrıca felsefe grubu dersleri için ders kitapları yazdı. Çoğu Türkiye'nin Maarif Davası kitabında bir araya getirilen maarif yazılarının metodu, muhtevası, tenkit ve teklifleri istisnaî bir birikime işaret eder.

Topçu'nun ahlak ve tasavvuf yorumu onun bilgi, bilim ve felsefeyle alakalı düşüncelerini ve yorumlarını da doğrudan etkilemiş ve belirlemiştir. İnsanın hakikati arama, kanun ve nizamı bilme ve birliği tanıma istikametinde seyreden düşünme ve bilgi faaliyeti kademelidir. Duygu, akıl, sezgi, ihtiras, ıstırap, merhamet, iman ve aşk vasıtasıyla elde edilen bilgilerin her biri bir yukarıya çıkmayı engellemediği müddetçe değerlidir. Düşünme ve bilgi, his ve tecrübe düzeyinde ilme-bilime, akıl düzeyinde felsefeye, aşk ve ilham düzeyinde sanata, ilahî ve sonsuzluk bilgisine, hakikat aşkına kaynaklık eder. Duyularla akıl dinin özüne götürmez, sadece bir disiplin gücü olabilir. Avrupa ilim ve felsefesi de sınırları ve Türk kültürüyle irtibatları doğru çizilmek şartıyla kıymetli bir yere sahiptir. Onun için "Yarınki Türk cemiyetini yoğuracak ruh, eski Asya'nın hikmetiyle Kur'an'daki ilhamı kendinde birleştirdiği halde Garbın dört asırlık ilmine hayran, zihniyetine sahip, felsefesine âşina olacak Anadolu dervişinin ruhu olacaktır." Modern ilim ve felsefe anlayışının metafiziği geriye itmesi veya reddetmesi, pratik fayda ve menfaat anlayışı üzerinden hakikat aşkını öldürmesi, izafiyet üzerinden sonsuzluk ve ebedîlik kavramını zaafa uğratması ve ilmin tekniğe ve kuvvete indirgenmesi tenkit konusudur. Bu sebeple pozitivizm, pragmatizm ve sosyolojizm "hakikat düşmanı üç felsefe"dir; pozitivizm hakikati deneylere, pragmatizm menfaatlere, sosyolojizm cemiyete teslim etmektedir. Metafiziğin reddedilmesi, 1930'lu yıllarda Tanrı ve ruh bahislerinin ders kitaplarından çıkarılması Türkiye'de hakikati araştırmayı sınırlandırmış, felsefeyi de fakirleştirmiştir.

Eğitim metinlerinde maarifin düşünce ve uygulama ile alakalı meseleleri üç zaviyeden ele alınır: Yukarıdan aşağıya doğru, a) eğitim düşüncesi-felsefesi, b) eğitim müesseseleri-eğitimin maddi şartları ve tezahür biçimleri (kurumların mimarisi, ders programları, ders kitapları, hoca-talebe münasebetleri…), c) eğitimin üslubu. Bunları Türkiye ve İslam merkezli olmak, tenkit mekanizmalarını işletmek, asrın ilim ve sanat gelişmelerinden haberdarlık tamamlayacaktır.

Topçu Türk maarif sistemini esir alan pratik ve pragmatiklikle sınırlı eğitim anlayışlarına ve pozitivist bilime mesafelidir. 1960'ta basılan Türkiye'nin Maarif Davası'nın önsözünde bir çerçeve çizilmiştir: "(…) Her şeyden evvel (maarif) sistemin(in) esaslarını hazırlayacak felsefî görüşün doğması lazımdır. (…) Felsefî kültür, mektebin temel taşıdır. (…) Müslüman Türk'ün mektebi, maarif, metafizik ve ahlak prensiplerini Kur'an'dan alarak Anadolu insanının ruh yapısına serpen ve orada besleyen, insanlığın üç binyıllık kültür ağacının asrımızdaki yemişlerini toplayacak evrensel bir ruh ve ahlak cihazı olacaktır."

Maarif yazılarında modernleşme döneminden başlayan (bazan üç asır geriye giden), oradan bugüne gelen eğitim anlayışlarının ve kurumların ciddi bir tenkidi vardır. XX. asrın başından itibaren yapılan üç hamle yıkımla neticelenmiştir. Servet-i Fünûn'un temsil ettiği anlayış "cılız, cesaretsiz, imansız ve bitik" bir nesil ortaya çıkardı. İstiklal Savaşı'ndan sonra "cesur ve taşkın, yeni ümitlerle canlanmış" bir gençlik ortaya çıktı fakat bu "yeni doğuş imanın değil, sadece kaba kuvvetin canlanması" oldu. 1950'den sonra ortaya çıkan üçüncü yıkım "Batı'dan alınan, fizyolojik iştihaların hakimiyetine teslim edici bir nevi hayat realizmi" oldu (Bir başka yerde buna "Amerikan maarifine sığınma cinayeti" diyecektir). Halbuki "Ümitsizlik imansızlığa götürür. Kendine güvensizlik kuvvete teslim eder. İradenin gevşemesi kaderci yapar."

1973 tarihli "Türk Maarifi" makalesi Cumhuriyet devri maarif sistemi merkezli olarak daha geniş bir tenkit çerçevesi çizer: "Yeni devrin eskiyi temelden yıkan Garpçılığı, serbestçe ve şiddetle hayata hâkim oldu. Mektepten din kültürü kovuldu. Eskilerin Frenk dili öğrenimini küfür diye adlandırmalarına karşılık yeniler Arapça ile Farsça derslerini okullardan kaldırdılar. Arkasından millî tarih ve millet dili müthiş bir şamar yedi. (…) Bütün metafizik bahisleri lise felsefe programlarından çıkarıldı. İnsanı tanıtan ahlak bahsi ise felsefe programlarının ufak bir köşesine sıkıştırıldı. (…) Pozitivist görüşün hâkim olduğu otuz beş yılın sonunda lise programlarında yapılan yeni bir değişme ile psikoloji dersi, laboratuvar deneylerinden ibaret bir teknik bilgisi haline getirilerek ruh kültürü okuldan büsbütün kovuldu. Dil Kurumu'nun gayretleri ile güdükleştirilip bir ilkel cemiyet dili haline getirilen yeni dil, millî edebiyat kültürünü yüzyıllarca geri götürücü darbeyi indirdi."

"Millet bünyesinde inkılaplar mektepte başlar ve her milletin kendine has mektebi vardır" cümlesini sık tekrarlayan Topçu'ya göre eğitimin/dersin amacı hakikat aşkı, talebelerin duygu, bilgi ve iradelerinin terbiye edilmesi ve neticede insanın, "hareket" ederek yücelmesi, ahlakî bir kişilik kazanması ve "kendisini bilmesi"dir; "Ders hakikatin araştırılmasıdır", "Bilmek harekete hazırlanmaktır." Fakat hakikatin de eğitim süreçleriyle ilişkilendirilmesi gereken kademeleri vardır. İlkokul kademesinde "kalbin/hissin terbiyesi" esastır. Bu terbiye müşahede merkezli olarak toprak/tabiat sevgisi ve tarih şuuruyla verilebilir. Lise tahsilinde "aklın terbiyesi"ne geçilir. Bu aşamada düzenli/metotlu bilgi, muhakeme ve mukayese devreye girer. Metotlu düşünmek için felsefe-mantık, geçmişe eğilmek için tarih, tabiata hayranlık, zevk ve estetik için sanat ve edebiyat eğitimi öne çıkacaktır. "Matematik dersleri, zihnin hayalsiz işleyişini sağlayan aklın çözümleme ve indirgeme metotları ile; tabiat dersleri, gözlem ve deneyden asla ayrılmayan karakterlendirme ve sınıflama metodu ile; tarih, sanat ve felsefe gibi kültür dersleri ise, aklın değer hükümlerinin realitelerle karşılaşmasından en mükemmel neticeler çıkarmaya elverişli çeşitli metotlar kullanarak okutulmalıdır. Dil öğretiminin, mantığa bağlanan ve dile ait tekniği çözümleyici metotlarla yapılması lazımdır." Üniversite kademesi ihtisas eğitimidir. "Uzviyetten ilme, ilimden felsefeye, felsefeden sanata ve ahlaka, nihayet (imana ve) dine yükselme"k böyle mümkün olacaktır.

Felsefe başta olmak üzere kültür, sanat ve edebiyat sahaları için de çok önemli olan dinî bilgi-din ve ahlak eğitimi Topçu'nun hassasiyetle üzerinde durduğu, İmam-Hatip okullarının kuruluşu yıllarında fiilen de bir miktar emek verdiği bir mevzudur. Bir yazısının başlangıç cümleleri bunu açıkça ortaya koyar: "Okullarımızda ahlak ve din eğitimi meselesi zamanımızın en hayatî davasıdır. Milletimizin ayakta durması, istikbalimizin kaderi (…) mukadderatımız, yarını hazırlayacak olan genç neslin ahlak ve din yapısına sımsıkı bağlı bulunuyor. Bu yapı bugün mecalsiz ve sıska bir yapıdır." İhtisas kademesi hariç din ve ahlak eğitimi, bugün olduğu gibi diğer derslerden ve eğitim kademelerinden müstakil olarak değil, onlarla birlikte, bazı kısımları o derslerin içinde verilmelidir. Bu sayede hürmet, merhamet, hizmet ve feragat-fedakârlık erdemleri içselleştirilecektir. Bu eğitimle ilgili yazılarda mevcut din eğitimi, din adamı ve dinî neşriyata yönelik ciddi ve ağır tenkitler de yer almaktadır. "Üç türlü davranış kaba ve sahtedir: Kendini belli eden sanat, nümayişçi ahlak, kendine güvenen dindarlık" ifadesi dışa dönük aktivitelerin hâkim olduğu bir dünyada kendine, içe dönmeye bir davettir. Dinî, ahlakî ve estetik olan da budur.

Eserleri: Doktora ve doçentlik tezi ile liseler için felsefe grubu ders kitapları hariç eserleri makalelerinden derlenerek hazırlanmıştır. 1997-2005 yılları arasında kitaplarına girmemiş makaleleriyle doktorasının, biri kendine ait olmak üzere iki tercümesi, yayımlanmamış romanı ve bazı yazıları dahil bütün eserleri Ezel Erverdi ve İsmail Kara tarafından tekrar yayıma hazırlanmış ve yirmi bir kitaplık bir külliyat halinde basılmıştır. 2023 yılında külliyatına iki eser daha eklenmiştir: Belli Başlı Eserleri (ilk baskıları ve son edisyon tarihleriyle): Conformisme et Révolte-Esquisse d'une Psychologie de la Croyance (Paris 1934; İsyan Ahlâkı adıyla iki Türkçe tercümesi yayımlandı), Taşralı (hikâyeler, 1959, 1998), Türkiye'nin Maarif Davası (1960, 1997), Ahlâk Nizamı (1961, 1997), Yarınki Türkiye (1961, 1997), Büyük Fetih (1962, 1998), Var Olmak (1965, 1997), Bergson (doçentlik tezi, 1968, 1998), İradenin Davası (1968, 1998), İslâm ve İnsan (1969, 1998), Devlet ve Demokrasi (1969, 1998), Kültür ve Medeniyet (1970, 1998), Mehmet Âkif (1970, 1998), Mevlâna ve Tasavvuf (1974, 1998), Reha (roman, 1999), Millet Mistikleri (portreler, 2001), Kitaplara Girmemiş Yazılar (2023). Ders Kitapları: Sosyoloji (1948, 2001), Psikoloji (1949, 2003), Felsefe (1952, 2002), Mantık (1952, 2001), Ahlâk (Orta 3, Emin Işık ile, 1975), Ahlâk (lise 1 ve lise 2, 1976; ikisi bir arada, 2005).

Kaynakça

Birgül, Mehmet Fatih. İrade Hareket İsyan: Nurettin Topçu’nun Entelektüel Biyografisi-1. İstanbul 2013.

Civelek, Muzaffer. Kırk Yıl Sonra Dün Gibi: Nurettin Topçu. İstanbul 2016.

Doğan, D. Mehmet. İki Yol Açıcı: Nureddin Topçu ve Necip Fâzıl. Ankara 2016.

Erverdi, Ezel. Nurettin Topçu: Dünden Kalanlar ve Geleceğe Umutlar. İstanbul 2018.

Hareket (Nurettin Topçu özel sayısı). sy. 112 (Ocak-Mart 1976).

Hece (Nurettin Topçu özel sayısı). sy. 109 (Ocak 2006).

Kara, İsmail (ed.). Nurettin Topçu. Ankara 2009.

a.mlf. Nurettin Topçu: Hayatı ve Bibliyografyası. İstanbul 2013.

a.mlf. İsyan Ahlâkı Peşinde: Nurettin Topçu Albümü. İstanbul 2018.

a.mlf. Bir Ahlâk Davası: Nurettin Topçu. İstanbul 2023.

a.mlf. “Topçu, Nurettin”. DİA. 2012, XLI, 248-253.

Mollaer, Fırat. Anadolu Sosyalizmine Bir Katkı: Nurettin Topçu Üzerine Yazılar. İstanbul 2007.

Nurettin Topçu Sempozyum Kitabı: Tebliğler. Erzurum 2016.

Nurettin Topçu’ya Armağan. İstanbul 1992.

Okay, Orhan. Silik Fotoğraflar. İstanbul 2001, s. 16-25.

Öğün, Süleyman Seyfi. Türkiye’de Cemaatçi Milliyetçilik ve Nurettin Topçu. İstanbul 1992.

40 Yıl Sonra Nurettin Topçu: Nurettin Topçu Bize Bugün Ne Söyler? (sempozyum tebliğleri). Ankara 2016.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/topcu-nurettin

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

TOPÇU, NURETTİN (1909-1975)

Muallim, eğitimci, fikir adamı, Hareket dergisinin kurucusu.

Önizleme