Ortaöğretime öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan okul.
Ortaöğretime öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan okul.
Türkiye'de açılan ilk orta öğretmen okulu, 16 Mart 1848'de öğretime başlayan Dârülmuallimîn-i Rüşdî'dir. Bu okul, 1847'den sonra yeni açılmaya başlanan sivil rüştiyelere öğretmen yetiştirmek üzere planlanmıştır. Okul, zaman içinde birçok kere yeniden düzenlenmiş, farklı yapılanmalara sahne olmuştur. İbtidâî mekteplere öğretmen yetiştirmek için Dârülmuallimîn-i Sıbyan (1868), kız rüştiyelerine öğretmen yetiştirmek için Dârülmuallimât (1870) ve idâdîlere öğretmen yetiştirmek için de Dârülmuallimîn-i Âliye (1891) açılmıştır. Bu okullar yapıları, öğretim yöntemleri vb. yönlerden birkaç defa değişiklik geçirmiş, 1915'te Dârülmuallimîn ve Dârülmuallimât nizamnameleri yeniden düzenlenmiştir.
Cumhuriyet döneminde adı geçen bu öğretmen okulları tüzüğü 1929'a kadar yürürlükte kalırken, yeni yasal düzenlemeler de yapılmıştır. Örneğin 13 Mart 1924 tarih ve 439 sayılı Orta Tedrisat Muallimleri Kanunu'na göre ortaöğretim öğretmenleri, üniversitelerle yüksek ve orta öğretmen okullarında yetişecekti (3. madde). 1923'te toplanan I. Hey'et-i İlmiye'ce düzenlenen öğretim kademelerinde ortaokul, lisenin birinci kademesi sayıldığı için, öğretmen kaynağı da birlikte (orta ve yüksek öğretmen okulu) düzenlenmiştir. Zamanla ortaokul bağımsız bir kademe olarak kabul edilince, 1926 tarih ve 789 sayılı kanun ortaokulu ve ortaokul öğretmenliğini de ayrı düzenlemiştir (5 ve 7. maddeler). 1923-24 öğretim yılında İstanbul'da açılan ikişer yıl süreli Kız Orta Öğretmen Okulu (Orta Dârülmuallimât) ve Erkek Orta Öğretmen Okulu'nun (Orta Dârülmuallimîn) ömürleri bir yıl olmuş, ikinci yıl öğrencileri Yüksek Öğretmen Okulu'na aktarılarak kapatılmıştır.
Ortaokullara öğretmen yetiştirmek için yeni bir okulun 789 sayılı kanuna göre başkent Ankara'da açılması kararlaştırıldığı halde uygun bina bulunamadığından Konya'da, Abdülhalim Çelebi Konağı'nda 1926 yılı sonlarında açılmıştır. Bu okul, sadece Türkçe bölümü olarak yatılı on altı öğrenciyle öğretime başlamıştır (1 Mart 1927). O senenin ekim ayında Ankara'ya taşınmış yeni yapılan Maarif Vekâleti binasına yerleşmiş ve aynı yıl pedagoji bölümü de eklenerek okulun adı "Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü" olmuştur. 1928-29 öğretim yılında yeni açılacak bölümlere lise düzeyinde öğrenci hazırlamak üzere ihzarî (hazırlık) sınıflar da açılmıştır. İhzarî sınıflar, ilköğretmen okullarının süresi altı yıla çıkarılınca, 1934 yılında kapatılmıştır.
Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü, geçici olarak yerleştiği Maarif Vekâleti binası, 1928 yılında Türkiye'ye gelen Afgan Kralı Emânullah Han ve eşini Ankara'da ağırlamak üzere Dışişleri Bakanlığı'na verilince eski bir Ankara evine, yatılı olan öğrenciler de Çocuk Esirgeme Kurumu binasına taşınmıştır. Bu arada Maarif Vekili Mustafa Necati, Atatürk'ün Orman Çiftliği'nden alınan geniş araziye, kapatılan Ankara Erkek İlköğretmen Okulu'na örnek bir bina yaptırmaya başlamıştır. Mimar Kemaleddin Bey'in tasarladığı binanın temeli 8 Ağustos 1927 tarihinde atılmıştır. Bakan Necati, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal'den aldığı izinle bu okulun adını Gazi Mustafa Kemal Erkek Muallim Mektebi koymuştur. Bakanlık bütçesinin 10-12 milyon lira olduğu bu yıllarda, 1.746.753 liraya mal olan bina, 1926'da çıkarılan 819 ve 843 sayılı kanun ile il özel idareleri bütçelerine konulan yüzde onluk "Öğretmen Okullarına Yardım" fonundan ayrılan para ile yapılmıştır. Bu görkemli bina 1929 sonlarına kadar hızla bitirilmiştir. 360.000 metrekare arsaya yerleşen binanın çevresi, Türk çayının öncüsü tarım öğretmeni Zihni Derin tarafından botanik bahçesi olarak düzenlenmiştir. Bu binaya, 1929 sonlarında, yeniden açılan Ankara Erkek İlköğretmen Okulu ile Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü birlikte yerleşmiş ve kurumun adı binaya verilen "Gazi" unvanını da alarak Gazi Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü olmuştur. 1932'de İlköğretmen Okulu kapatılınca okulun adı Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü; 1935'ten sonra Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü olmuştur. Okul zaman içinde resmî adı değişmemekle birlikte günlük söylemde hatta yazışmalarda kısaca Gazi Eğitim Enstitüsü adını kullanır olmuştur. 1980'de konulan Gazi Yüksek Öğretmen Okulu adının yasal dayanağı yoktur. Taşrada zamanla bakanlık onayı ile açılan eğitim enstitülerinin de özel yasaları olmamıştır.
Gazi Eğitim Enstitüsü'nün Türkçe Bölümü: 1926-27 öğretim yılı (1 Mart 1927); Eğitim (önce "Pedagoji") Bölümü: 1927-28 öğretim yılı; Sosyal Bilgiler (önce "Tarih-Coğrafya") Bölümü: 1930-31 öğretim yılı; Matematik Bölümü: 1930-31 öğretim yılı; Fen (önce "Fizikî ve Tabii İlimler") Bölümü: 1930-31 öğretim yılı; Resim-İş Bölümü: 1932-33 öğretim yılı; Beden Eğitimi Bölümü: 1932-33 öğretim yılı; Müzik Bölümü: (1924'te Ankara'da açılan Musiki Muallim Mektebi'nin dönüştürülmesiyle) 1937-38 öğretim yılı; Fransızca Bölümü: 1941-42 öğretim yılı; İngilizce Bölümü: 1944-45 öğretim yılı; Toplu Dersler Bölümü (Türkçe, Tarih-Coğrafya, Matematik, Fen bölümleri kapatılarak onların tümünün yerine) 1946-47 öğretim yılı; Almanca Bölümü: 1947-48 öğretim yılı; Özel Eğitim Bölümü: 1952-53 öğretim yılında açılmıştır.
Gazi Eğitim Enstitüsü ilköğretmen okulları ile liselerden mezun olan kız ve erkek öğrencileri giriş sınavı ile yatılı öğrenci kabul etmiştir. Yatılılık, yoksul, kimsesiz ve dar gelirli gençler için zorunlu hizmet karşılığı eğitim hakkı sağlamakla önemli bir sosyal hizmet vermiştir. Bu kurum, ülkede kız-erkek yatılı karma eğitimin de öncülerindendir. Enstitüye girecek kızların bekâr olması zorunlu tutulmuştur. Beden Eğitimi Bölümü'ne gireceklerin yirmi beş, diğer bölümlere gireceklerin otuz yaşını geçmemesi şarttır. Resim-İş, Müzik, Beden Eğitimi, Türkçe bölümleri öğrencilerinin büyük çoğunluğu ilköğretmen okullarından gelenlerdir. 1973'ten sonra yatılılık kaldırılmış, tüm ortaöğretim kurumu çıkışlılar da enstitüye girmeye başlamış, böylece öğrenci profili farklılaşmıştır.
Enstitü, dünyada eğitim bilimlerinde ortaya çıkan yenilikleri takip etmiş başka ülkelerdeki kurumlardan esinlense de onların kopyaları olmamış, zamanla kendi özgün modelini oluşturmuş millî bir eğitim kurumudur. Enstitünün öğretmen yetiştirme işlevi, eğitim bilimleriyle uğraşmasının önüne geçmiş, eğitimde bilim yapmak üzere on yıl sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde bir "Pedagoji Enstitüsü" de kurulmuştur (1936).
Maarif Vekâleti'nin, beklentileri yüksek olmuştur. Yurt içinde ve yurt dışında yetişmiş seçkin birçok eğitimci ve akademisyenin burada toplanması, bunun bir göstergesidir. Örneğin ülkenin tek eğitim bilim profesörü ve eski İstanbul Üniversitesi rektörü İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu, 1929 sonlarında müdürlüğe atanmıştır. Hazırladığı gelişim projesi bakanlıkça kabul görmeyen Baltacıoğlu, bir yılın sonunda ayrılsa da yerine atanan müdürler Faik Sabri Duran, Halit Ziya Kalkancı, Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç da tanınmış eğitimcilerdir.
1930 yılında enstitüde açılan Pedagoji Bölümü'nde eğitim bilimlerinde ve yakın dallarda doktora yapmış dört öğretmen bulunuyordu. Bunlar; Halil Fikret Kanad, Saffet Engin, Ziya Dalat ve Avusturyalı psikolog Egon Brunswick'tir. Değişik bölümlerde zaman içinde görev alan Avni Refik Bekman, Sadi Irmak, Hayri Dener, Sârâ Akdik, Ali Fuat Başgil, Ahmet Hamdi Tanpınar, Suut Kemal Yetkin, Muzaffer Şerif Başoğlu, Hüseyin Namık Orkun daha sonra değişik fakültelerde profesör olmuşlardır. Mustafa Nihat Özön, Agâh Sırrı Levent, İbrahim Necmi Dilmen, Kemal Demiray da alanlarında uzman kişilerdir. 1937'de enstitüye katılan Müzik Bölümü'nün şefi Eduard Zuckmayer de alanının öncülerindendir. 1940'lara doğru enstitüye yeni kuşak eğitimciler de atanmıştır: Mitat Enç, Hüsnü Cırıtlı, Vedide Baha Pars (müdür) bunlardan bazılarıdır. 1932'de kurulan Resim-İş Bölümü'ne atanan Malik Aksel, Şinasi Barutçu, Sait Yada, Ferit Apa, Refik Epikman, 1960'larda atanan Adnan Turani, Turan Erol, Burhan Alkar da alanlarında uzman kişilerdir. 1940'larda görev yapan edebiyatçı, tarihçi, coğrafyacı, matematikçi ve fen bilimciler sonradan Ankara'da açılan fakültelerin farklı bölümlerinde öğretim elemanı olmuştur. Bazıları da reform geçiren İstanbul Üniversitesi'ne aktarılmıştır.
Enstitü, üniversiteye dönüştüğü 1982 yılına kadar yaklaşık 30.000 öğretmen mezun vermiştir. Bunun yaklaşık 2000 kadarı ilköğretim müfettişidir. 1970'e kadar il Millî Eğitim müdürleri ile ortaokul müdürlerinin neredeyse tamamı Gazi ve daha sonra ona benzetilerek açılan eğitim enstitülerinin değişik bölümlerinden mezun olmuştur. 1937-48 yılları arasında açılan yirmi bir Köy enstitüsünden on sekizinin müdürü Gazi Eğitim Enstitüsü mezunudur. 1960'lara kadar ortaokulların branş öğretmenlerinin büyük çoğunluğu Gazi Eğitim Enstitüsü ve onu örnek alan diğer eğitim enstitülerinden mezundur. 1970'e kadar ortaokul ve ortaöğretim kurumlarına atanan resim-iş, müzik ve beden eğitimi öğretmenlerinin tümüne yakını Gazi Eğitim Enstitüsü mezunlarıdır. Yine 1970'lerde Millî Eğitim Bakanlığı merkez örgütü yöneticilerinin ve bakanlık müfettişlerinin büyük çoğunluğu Gazi Eğitim Enstitüsü mezunudur. Enstitü, Millî Eğitim Bakanlığı'nın öğretmenler için yaptığı hizmet içi eğitim, ders kitabı yazma konularında hazır insan kaynağı olmuştur. Pedagoji ve Özel Eğitim bölümlerinin, Psikoloji Laboratuvarı'nın, Test ve Araştırma Bürosu'nun kuruluşuna, rehberlik merkezlerinin açılmasına, test tekniğinin tanınmasına öncülük etmiştir.
Enstitü öğretim elemanları, genel olarak yayın dünyasına, özel olarak ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarının ders kitaplarının yazılmasına katkı vermiştir. Eğitim fakülteleri kuruluncaya kadar, eğitim araştırmaları ve eğitim projelerinin hazırlanmasına öncülük etmiştir. Enstitü tüm bölümleriyle birçok yükseköğretim kurumunun açılmasında öğretim elemanı kaynağı olmuş, başta Millî Eğitim Bakanlığı dahil birçok kuruma, eğitim, kültür, güzel sanatlar ve spor alanlarında danışmanlık etmiştir.
Öğretmen ve öğretmen adaylarınca törenlerde söylenen "Alnımızda bilgilerden bir çelenk" dizeleriyle başlayan şiir "Gazi Eğitim Enstitüsü Marşı" olarak ortaya çıkmıştır. Enstitünün edebiyat öğretmeni İsmail Hikmet Ertaylan'ın söz yazarı olduğu marş, yine aynı enstitünün müzik öğretmeni Cevat Memduh Altar tarafından bestelenmiştir.
Başlangıçta Cumhuriyet'in gözde eğitim kurumu olan Gazi Eğitim Enstitüsü geçen zaman içinde kendini yenileyememiş ve çağın gereklerine göre gelişememiş, 1950'den sonra kendini tüketmeye ve yıpratmaya bu yüzden yetkin öğretim kadrosunu kaybetmeye başlamıştır. 1961 ve 1967'de akademiye dönüşme çabaları bir sonuç vermemiştir. 1965'te Ankara Üniversitesi'nde Eğitim [Bilimleri] Fakültesi ile bazı üniversitelerde eğitim bölümlerinin kurulmasıyla konumu giderek zayıflamıştır. 1980 yılı sonlarında adının yasal dayanağı olmayan "Gazi Yüksek Öğretmen Okulu"na dönüşmesi geleneklerini yitirmesine de sebep olmuştur. 1982 yılında yükseköğretimin yeniden yapılandırılmasıyla Gazi Eğitim Enstitüsü'nün dönüştüğü Gazi Yüksek Öğretmen Okulu da yeni oluşturulan Gazi Üniversitesi içinde Gazi Eğitim Fakültesi'ne dönüştürülmüştür.
Altunya, Niyazi. Gazi Eğitim Enstitüsü: Gazi Orta Öğretmen Okulu ve Eğitim Enstitüsü. Ankara 2006.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/gazi-orta-muallim-mektebi-ve-egitim-enstitusu
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Ortaöğretime öğretmen yetiştirmek amacıyla açılan okul.