İlim adamı, kültür tarihçisi, devlet adamı.
İlim adamı, kültür tarihçisi, devlet adamı.
Hereke'de doğdu. İlköğrenimini Hereke'de tamamladı. Galatasaray Lisesi'nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi (1980). Akademik hayata 1982 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi'nde asistan olarak başladı. Marmara Üniversitesi'nde İslam Amme Hukukunda Devlet-Hükümet Anlayışı ve Divan'ın Tarihi Gelişimi başlıklı teziyle yüksek lisansını (1986), Akabe Meselesi 1906 (Ortadoğu'da Osmanlı-İngiliz Rekabetine Bir Örnek) adlı teziyle doktorasını (1994) tamamladı. Osmanlı müesseseleri ve medeniyeti tarihi alanında doçent olan Haluk Dursun, Marmara Üniversitesi'nde profesörlük unvanını aldı. Akademik hayatını Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Tarih Öğretmenliği Anabilim Dalı ve Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde sürdürdü.
Akademik çalışmaları yanında kamusal alanda da faaliyette bulunarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. genel müdür danışmanı sıfatıyla Miniatürk Projesi'nin hazırlanmasında görev aldı. İçişleri Bakanlığı'nca Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yönetim Kurulu üyeliğine atanan Dursun, burada 2005-2006 ve 2011'de başkan vekilliği görevini yaptı. 2007'de İstanbul İl Kültür ve Turizm müdürü vekilliği, 2006-2012 arasında Ayasofya Müzesi başkanlığını yürüttü. 2009-2011 yılları arasında Ayasofya Müzesi müdürlüğü, 2012-2014 yılları arasında ise Topkapı Sarayı Müzesi müdürlüğü görevinde bulundu. Ayrıca Yunus Emre Enstitüsü Yönetim Kurulu başkanlığı ve Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Mütevelli Heyeti tabii üyeliklerinde bulundu.
2014 yılının Temmuz ayında T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı müsteşarlığı görevine atandı. 2016 yılının Nisan ayında emekliliğini isteyerek görevinden ayrıldı. Ekim 2016-Temmuz 2017 süresince Millî Savunma Bakanlığı başdanışmanlığı, ardından bir sene boyunca başbakan yardımcısı başdanışmanlığı görevlerinde bulundu. 2017 yılında Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulu üyeliğine atandı. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Yönetim Kurulu üyeliği görevini üstlendi. 20 Temmuz 2018 tarihi itibariyle T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bakan yardımcılığı görevine getirildi. Görevi başında, Ahlat'tan dönerken 19 Ağustos 2019 tarihinde Adilcevaz-Erciş arasında trafik kazası geçirdi ve olay yerinde vefat etti.
Haluk Dursun, görev aldığı kurumlarda birçok etkinlik, yayın ve düzenlemeye imza attı. Özellikle tarihî yapıların kültürel ve tarihsel dokusunu ön plana çıkaran çalışmalara ağırlık verdi, "yaşayan müze" pratiği kapsamında çalışmalar gerçekleştirdi. Eğitim ve kültür işlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini savunan Haluk Dursun hem kurum çalışanlarına hem de halka özel dersler, konferanslar verdi, turlar düzenleyerek akademik çalışmaları destekledi. Ayasofya'nın bir Osmanlı külliyesi olduğunu savundu. Ayasofya'daki sıbyan mektebinin kuruluş amacına göre restore edilmesini sağlayarak burada yeniden eğitim odağında etkinlikler düzenlenmesine öncülük etti. Buradaki Osmanlı padişah türbelerinin ziyarete açılmasını sağladı. Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki müdürlüğü sürecinde ziyaretçiye kapalı olan bölümler açıldı ve süreli sergiler düzenlendi. "Saray dersleri" tertip etmesinin yanı sıra, Kutsal Emanetler Dairesi'nde geleneksel ramazan etkinlikleri ile muharrem ayı programları ve sanat programları tertip etti. Sarayı, öğretmenlere ve öğrencilere anlatmak için hazırlanan proje ve yayınlara destek oldu.
Haluk Dursun, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndaki görevleri sırasında Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı'nın kuruluş, yapılanma ve koordinasyonu üzerine çeşitli çalışmalar gerçekleştirdi. Özellikle Çanakkale tarihî alanının bir açık hava millî tarih müzesi olarak değerlendirerek yönetiminin ve işleyişinin bu amaca uygun hale gelmesi için çaba gösterdi. Böylece bu tarihî alanda vatan sevgisi ve değerlerini canları pahasına savunan bir neslin hikâyesinin anlatılmasının amaçlandığını vurguladı. Bunun yanı sıra "millet bahçesi" uygulamalarının projelendirilmesine öncülük etti. Türk Tarih Kurumu iş birliği ile "Anadolu Tarih ve Kültür Birliği" çalışmalarını hayata geçirerek farklı bölgelerde yaşayan gençlerin ilim, sanat ve kültür adamlarıyla bir araya getirilmesi için çalıştı. Bu çerçevede gittiği şehirlerde "Gençlerle Baş Başa" temalı ders ve söyleşiler gerçekleştirdi.
İstanbul ve Balkanlar'ın tarihini, mimarisini, kültürünü ve sanatını konu alan çok sayıda konferans verdi, söyleşi ve seminerler gerçekleştirdi. Yıllarca Boğaziçi kültür ve tarihi üzerine kurguladığı ve kendisinin "Boğaziçi dersleri" olarak adlandırdığı "Boğaz gezileri" düzenledi. Türkiye'de Rumeli'nin yeniden farkedilmesine önemli katkılar sunan Dursun, Osmanlı coğrafyası çalışmaları kapsamında ağırlıkla Balkan ülkeleri odağında turlar düzenledi ve yazılar yazdı. Yine, çeşitli dönemlerde radyo programları düzenledi, muhtelif gazetelerde kültür-sanat yazıları yazdı, televizyonlarda tarih, kültür ve sanat içerikli programlar hazırlayıp sundu.
Haluk Dursun, uzun yıllar Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı ve hoca kimliği ile kendini eğitim öğretim meselelerinin içerisinde buldu, eğitim sistemi ve öğretmen yetiştirme konularında görüşlerini ifade etti. Bu çerçevede, Türkiye'nin en önemli meselesinin insan yetiştirmek yani millî eğitim olduğuna dikkat çekti. Millî eğitimden kastının orta ve lise eğitimi olduğunu, "sıradan ve sürüden olmayan, meraklı, özverili, bağımsız gençler yetiştiren bir sistemin" varlığının gereğini vurguladı. Bunu başarmanın yolunun ise değerli, fedakâr, okuyan ve kendini geliştiren idealist öğretmenler yetiştirmekten, öğretmenlerin sayısını değil saygınlığını arttırmaktan geçtiğini belirtti.
Eğitimdeki sistem tartışmalarına da değinen Dursun, Millî Eğitim'deki bitmeyen arayışlara, olgunlaşmadan alınan kararlara son verilmesi, kalıcı bir sistemin bir an önce oturtulması, liyakati önceleyen eğitimin kapsayıcı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savundu. Ayrıca sınav sistemlerinin, okullara girişlerin ve bitirişlerin akıl almaz bir yarışma halinden çıkarılıp gerçek bir ölçme değerlendirme sistemine dönüşmesi gerektiğini, bunun için sadece test becerisinin ölçü alınmamasını ısrarla dile getirdi.
Dursun, öğretme işlemini, aynı zamanda bir sanat olarak görür ve bir öğretmenin kendi maharetini sergilemesi gerektiğini savunurdu. Ona göre öğretmenin aynı zamanda kendisi de öğrenme zevki taşımalı, devamlı kendini geliştirmelidir. Bu birinci kuraldır. İkinci kural ise öğretmen aynı zamanda öğretmen kabiliyetine sahip olmalıdır. Bunlar olduğu zaman öğretmenlik keyifli bir iş olur (Dursun, 2022: 59).
Haluk Dursun, eğitimde teorinin yanında pratiğin, görerek, yaparak ve yaşayarak öğrenme modelinin önemine inanırdı. Terbiyedeki ana nokta görerek öğrenme durumuydu ve uygulayan birinin yanında bulunarak terbiye edilmek gerekirdi. Nitelikli eğitime özel ehemmiyet veren Dursun, gelecekte ülkenin beyin gücünü oluşturacak olan öğrencilerin, teorik ve pratik bilgiyi beraber edinmesi gerektiğini savunarak Enderun ile başlayan ve Mekteb-i Sultânî ile devam eden bu eğitim geleneğinin, günümüzde de Türkiye'nin köklü okulları ile devamını elzem görürdü.
Haluk Dursun'a göre talim ve terbiye için gerekli alt yapılardan biri uygulamanın daimi olmasıydı. Bu tür eğitim ise daha çok yatılı okullarda gerçekleşirdi. Osmanlı'daki hânegî-himaye (bk. Hânegî) sistemini bu modelin iyi bir örneği olarak benimsemişti. Formel eğitim dışındaki kültür kaynaklarına, öğrenme ortamlarına ulaşabilmenin de çok önemli olduğunu belirterek bu kaynakları kullanabilmek için çaba sarfedilmesi gerektiğini, bu imkânı elde etmenin ise merak duygusunun çok olmasıyla başarılabileceğini hatırlatırdı.
Bu anlamda görmüş geçirmiş büyüklerden istifade edilmesini önemser, kişinin kendi eksikliklerini bilmesinin en gerekli bilgi olduğunu ifade ederek bu eksikliği tamamlamak için vaktin iyi değerlendirilmesini ve çok okunmasını ısrarla vurgulardı.
Haluk Dursun'a göre lise dönemi hayatın özellikle genel kültür anlamında, en çok donatılabilir dönemiydi. Üniversite ise daha hususi bir yer olup ihtisasla ilgili bir aşamayı oluştururdu. Burada öğrencinin ilgi duyduğu alana uygun doğru kariyer ve meslek seçiminin yapılması çok mühimdi.
Lisan meselesi de eğitimde üzerinde dikkat çektiği konuların içinde yer aldı. Bu durumu "önce lisan, sonra lisans" olarak ifade ederek lisan eğitiminin üniversiteye başlamadan önce lise çağında tamamlanmasını tavsiye ederdi. Eğer bir kişi akademik kariyer yapmak istiyorsa önce iyi seviyede lisan öğrenmeliydi.
Bir kültür insanı, tarihçi ve hoca kimliği ile akademik ve bürokratik hayatında tarih, kültür ve eğitiminin arasına coğrafyayı da yerleştiren Haluk Dursun, coğrafya ile tarih öğretimi olarak nitelendirilebilecek bir öğretim metodu uygulardı. Coğrafya ve mekâna aşinalığı tarih öğretiminin ayrılmaz bir parçası olarak görürdü. Bunun için coğrafyaya dost olmanın gereğine dikkat çeker, "Mekânsız tarih, mekânsız siyaset, mekânsız sosyoloji olmaz" (Dursun, 2022: 194-195) diyerek coğrafyanın önemini hatırlatırdı.
Onun yaşam felsefesini, tarihçi ve eğitimci kimliğini ve bürokratik hayatının izlerini, eserleri üzerinden okuyabilmek mümkündür: İstanbul'da Yaşama Sanatı (1999); Nil'den Tuna'ya Osmanlı (2013); Nil'den Tuna'ya Osmanlı Yazıları (2000); Tuna Güzellemesi, Osmanlı Coğrafyası'na Yolculuk, Boğaziçi'nde Kırk Yılım (2009); Ayasofya Müzesi Kültür Envanteri (2011); İncir Çekirdeği: Hereke'den Çıktım Yola (2014); Haluk'un Defteri: Gençlerle Hayat Bilgisi (2020); Gençlerle Hayatın Coğrafyasını Keşfetmek (2022).
Dursun, Haluk. Haluk’un Defteri: Gençlerle Hayat Bilgisi. İstanbul 2020.
a.mlf. Gençlerle Hayatın Coğrafyasını Keşfetmek. İstanbul 2022.
Öztoprak, Nihat – Ay Say, Ümran (ed.). Kültüre Adanan Bir Ömür: A. Halûk Dursun Hatıra Kitabı. İstanbul 2022.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/dursun-ahmet-haluk
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
İlim adamı, kültür tarihçisi, devlet adamı.