A

İLMÜ'n-NEFS

İnsanın davranış, duygu ve düşünceleri ile ilgili bilim dalı.

  • İLMÜ'n-NEFS
    • Asım YAPICI
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 13.04.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ilmun-nefs
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    İLMÜ'n-NEFS
İLMÜ'n-NEFS

İnsanın davranış, duygu ve düşünceleri ile ilgili bilim dalı.

  • İLMÜ'n-NEFS
    • Asım YAPICI
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 13.04.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ilmun-nefs
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    İLMÜ'n-NEFS

Klasik dönem İslam ilim geleneğinde ilmü'n-nefs, modern anlamda müstakil bir psikoloji disiplini olarak değil metafizik, kelam, tasavvuf ve ahlak bağlamında ele alınmıştır (Kutluer, 2000: 150). Bununla birlikte Osmanlı'nın son dönemlerinde ilmü'n-nefs, rûhiyat ve ilm-i ahvâli'r-ruh kavramları psikoloji ile eş anlamlı kullanılmaya başlanmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ruhiyat, daha sonra ruh bilimi ve psikoloji şeklindeki kullanımlar yaygınlık kazansa da zamanla psikoloji adı öne çıkmış, diğer isimlendirmeler geri planda kalmıştır. 2000'li yıllardan sonra ise ilmü'n-nefs adının zaman zaman psikoloji yerine kullanıldığı da görülmektedir. Adı ne olursa olsun günümüzde ilmü'n-nefs ve psikoloji denilince kastedilen anlam hemen hemen aynıdır. İlmü'n-nefsi'l-İslâmiyye ve ilmü'n-nefsi'd-dîniyye gibi kullanımlar daha özel bir anlam taşımaktadır. İlmü'n-nefsi'l-İslâmiyye derken İslam psikolojisi ve İslamî psikoloji, ilmü'n-nefsi'd-dîniyye derken de din psikolojisi kastedilmektedir.

Psikoloji nefsi ve nefsin hallerini mi yoksa ruhu ve ruhun hallerini mi inceler sorusuna cevap aramak için öncelikle kavramın sözlük ve terim anlamlarına, daha sonra gelişim tarihine nihayet modern psikolojinin muhtevasına odaklanmak gerekir.

Psikoloji kök anlam itibariyle psyche/psykhe (ruh) ve logos (bilim) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş bir tamlamadır. Bu anlamıyla o, "ruh bilimi" demektir. Ancak burada söz konusu olan "psyche"nin, felsefe ve ilahiyatta bahsedilen "ruh" kavramıyla ilgisi yoktur. Batı dillerinde psyche, İslam kültüründeki nefis kavramına daha yakın bir anlam içermektedir. Bu anlamda psikolojinin "ruhiyat" olarak çevrilmesi, bireyin iç dünyasını tanımlamak anlamında galatımeşhur bir kullanımdır.

Psikolojinin uzun bir geçmişi vardır, zira kökleri Eflâtun (Platon) ve Aristo'ya kadar uzanmaktadır. Tarihi ise oldukça kısadır çünkü psikolojinin felsefeden ayrılıp modern bir bilim haline gelmesi, XIX. yüzyılın son çeyreğine denk gelmektedir. Milattan önce IV ve V. yüzyıllarda Eflâtun, Aristo ve diğer Yunan filozofları, günümüz psikologlarının ilgilendiği birçok sorunla ilgilenmiştir. Eflâtun'un ruh hakkındaki görüşlerini içeren Phaidon, Timaios ve Politeia'sı ve Aristo'nun psikolojiye dair De Anima adıyla meşhur olan Peri Psükhês ve De Sensu et Sensibilibus adıyla şöhret bulan Peri Aisthêseôs kai Aisthêtôn'u ilmü'n-nefs bağlamında kaleme alınan ilk eserler olarak kabul edilebilir.

İslam düşüncesinde insanın duyu, hayal, idrak ve düşünme etkinliklerini anlama ve açıklama çabalarının arttığı IX. yüzyılda Aristo'nun De Anima'sı Kitâbü'n-Nefs (Nefis üstüne) adıyla De Sensu et Sensibilibus'u ise el-His ve'l-Mahsûs (Duyum ve duyular üstüne) adıyla Arapça'ya çevrilmiştir. Kitâbü'n-Nefs tercümesi İshak b. Huneyn tarafından yapılmıştır. el-His ve'l-Mahsûs tercümesinin kimin tarafından yapıldığı açıkça belli olmamakla birlikte Mettâ b. Yûnus tarafından yapılmış olma ihtimali yüksektir. Anlaşıldığı kadarıyla adı geçen eserler, Grekçe ve Latince'den değil Süryânîce'den tercüme edilmiştir. İslam düşünce ve bilim tarihinde duyu, his ve hâsse (çoğulu havâs) kelimeleriyle ifade edilmiştir. Gerek duyu objeleri gerekse genel anlamda duyulara konu olan şeyler için mahsûs (çoğulu mahsûsât) ve hissî (çoğulu hissiyat) kavramları kullanılır. Bu bağlamda değerlendirilecek olursa Aristo'nun Arapça'ya el-His ve'l-Mahsûs adıyla çevrilen eseri, psikolojinin temel konuları arasında yer alan duyu, duyum ve algılamayı içermektedir.

Tercüme faaliyetleriyle birlikte çok erken dönemlerden itibaren Hâris Muhâsibî (ö. 857), Kindî (ö. 866), Ebû Bekir Râzî (ö. 925), Ebû Zeyd Belhî (ö. 934), Fârâbî (ö. 950), İbn Sînâ (ö. 1037), Gazzâlî (ö. 1111), İbn Bâcce (ö. 1139), Nasîrüddîn Tûsî (ö. 1274), İbn Haldun (ö. 1406) ve Kınalızâde Ali Çelebi (ö. 1572) başta olmak üzere çok sayıda müslüman âlim ve düşünür gerek Kur'an âyetleri gerek Grek filozoflarının etkisiyle psikolojik olgu ve olayları anlamak ve açıklamak için yoğun bir çaba sarfetmiştir. Ancak İslam dünyasında "ilmü'n-nefs" ile ilgili hususlar daha ziyade ahlak, tasavvuf, kelam ve felsefe kitapları içinde yer almıştır. Bununla birlikte "ilmü'n-nefs" başlığı altında olmayan ancak konu olarak bu kapsamda ele alınacak çok sayıda eser kaleme alınmıştır. Mesela Kindî'nin er-Risâle fî Mâhiyyeti'n-Nevm ve'r-Rü'yâ isimli risalesi İslam dünyasında rüya psikolojisi hakkında yazılan ilk eser kabul edilebilir. Bununla birlikte Kindî, er-Risâle fi'l-Hîle li-Def'i'l-Ahzân adlı bir eser kaleme almıştır. Bu eserinde o, üzüntüyü sevilen şeylerin kaybından ve isteklerin gerçekleşmemesinden kaynaklanan ruhsal bir rahatsızlık olarak tanımlar ve içinde yaşanılan oluş (kevn) ve bozuluş (fesat) dünyasında değişmezlik ve sürekliliğin olmadığını söyler. Kindî'nin önerileri, kişinin dünyevi hırslardan kaçınarak bakış açısını değiştirmesi üstüne kuruludur. Ölüm korkusunun sebepleri, sonuçları ve bunlardan kurtulma yollarını inceleyen İbn Sînâ'nın er-Risâle fî Def'i Gami'l-Mevt adlı eseri de bu bağlamda dikkat çekicidir. İbn Sînâ'nın eş-Şifâ isimli eserinde yer alan Kitâbü'n-Nefs bölümünde, nefsin hallerine yönelik geniş açıklamalar yaptığı bilinmektedir. Keza İbn Bâcce de Aristo'nun De Anima'sından mülhem Kitâbü'n-Nefs isimli bir eser kaleme almıştır. Bu alanda özellikle Ebû Bekir Râzî'nin et-Tıbbü'r-Rûhânî ve Ebû Zeyd Belhî'nin Mesâlihu'l-Ebdân ve'l-Enfüs adlı eserleri İslam psikoloji geleneğinin temel taşları arasındadır. Osmanlı döneminde Kınalızâde Ali Çelebi Ahlâk-ı Alâî isimli eserinde insanı ahlakî ve duygusal bakımdan açıklamaya çalışır. Burada bahsi geçen eserler, doğrudan modern psikoloji içinde değerlendirilmese de modern psikolojinin hazırlayıcısı olarak kabul edilebilir (bk. Ahlâk-ı Alâî).

Psikolojinin felsefeden ayrılıp müstakil bir ilmî disipline dönüşmesinde pek çok bilim insanının rolü bulunmaktadır. Bu bağlamda Wilheim Wundt'un (ö. 1920) Almanya Leipzig'de 1879 yılında psikoloji laboratuvarını kurması özellikle vurgulanmalıdır. W. James (ö. 1910), A. Binet (ö. 1911), S. Freud (ö. 1939), C. G. Jung (ö. 1961), J. B. Watson (ö. 1958), M. Wertheimer (ö. 1943), A. Maslow (ö. 1970), J. Piaget (ö. 1980), C. Rogers (ö. 1987) ve B. F. Skinner (ö. 1990) gibi isimler psikoloji tarihine yön vermişlerdir.

Modern psikoloji, muhtelif bakış açılarından hareketle çok farklı biçimlerde tanımlanan bilimsel bir disiplindir. Yapılan tanımların bazılarında davranış, bazılarında duygu, bazılarında zihinsel süreçler, bazılarında ise insanlar arası ilişkiler öne çıkarılmıştır. Yapısalcılık akımının temsilcilerinden Wundt'a göre psikoloji, bilincin yapısını, klasik psikanalist yaklaşımın kurucusu Freud'a göre bilinç dışını, davranışçılığın temsilcileri Watson ve Skinner'e göre insanın gözlemlenebilen davranışlarını, kognitif psikolojinin önemli isimlerinden Wertheimer ve Piaget'ye göre bilişsel süreçler ve bireyin bilişsel gelişimini, hümanist yaklaşımın öncülerinden Maslow ve Rogers'a göre biricik bir varlık olan insanın benlik saygısı ve fenomenolojik alanını incelemelidir.

Psikolojinin tanımı, kapsamı ve araştırma yönteminin belirlenmesinde psikoloji ekolleri kendi bakış açılarını öne çıkarmıştır. Davranışçı yaklaşımın baskın olduğu yıllarda psikoloji, insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalı olarak tanımlanmıştır. Bu tanımlama pozitivist-davranışçı bilim geleneği çerçevesinde çeşitli sınırlılıklar içermektedir. Çünkü bilişsel süreçlerin bilimsel bir tarzda incelenmesi psikolojinin asla vazgeçemeyeceği çalışma alanlarındandır. Bu sebeple psikolojinin insanı bilişsel, duyuşsal ve davranışsal süreçler bakımından inceleyen bir bilim dalı olarak tanımlanması daha kapsayıcıdır. Mesela bir çocuk önce yılanın tehlikeli bir hayvan olduğunu öğrenir (bilişsel süreç), bu durum korku duygusunu harekete geçirir (duyuşsal süreç), nihayet korkunun artmasıyla terleme, yüzün kızarması gibi istemsiz tepkiler ya da kaçma veya yılanı öldürmeye çalışma gibi istemli tepkiler ortaya çıkar (davranış). Buradan hareketle psikoloji, bilimsel bir bakış açısıyla insan davranışlarını ve bu davranışların altında yatan sebepleri yani bireyin düşüncelerini ve duygularını inceleyen bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. Tanımda geçen insan davranışları ifadesiyle doğrudan ya da dolaylı gözlenebilen bütün davranışlar kastedilmektedir. Bireyin kızma ve terleme gibi nörofizyolojik faaliyetleriyle mimik ve jestleri doğrudan gözlenebilen davranışlar kapsamındadır. Bununla birlikte düşünme, problem çözme, akıl yürütme ve duygulanımlar doğrudan gözlenmeye müsait olmadığı için dolaylı olarak incelenebilir. Keza bireyin kişilik yapısı, bağlanma biçimleri, inançları ve değerleri de doğrudan değil dolaylı olarak gözlemlenebilir.

Modern psikoloji bağımsız bir bilim dalı olarak Batı'da gelişimini sürdürürken Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında psikolojiye dair muhtelif eserlerin kaleme alındığı görülmektedir. Osmanlı döneminde bilinen en eski psikoloji kitabı, Yûsuf Kemal'in (ö. ?) 1876 yılında yayımlanan Gâyetü'l-Beyân fî Hakîkati'l-İnsân Yâhut İlm-i Ahvâl-i Rûh adlı eseridir. Hoca Tahsin (ö. 1881) tarafından yazılan ancak onun ölümünden sonra 1892 yılında basılan Psikoloji Yâhûd İlm-i Rûh, Ali İrfan'ın (Eğribozî) (ö. ?) İlm-i Ahvâl-i Rûh ve Şehbenderzâde Ahmed Hilmi'nin (ö. 1914) 1911 yılında İlm-i Ahvâli'r-Rûh adlı eserleri ile Babanzade Ahmed Naim'in (ö. 1934) 1915'te G. Fonsegrive'den tercüme ettiği Mebâdîi Felsefeden İlmü'n-Nefs adlı eseri bu bağlamda öncü eserler arasındadır. Ayrıca 1915'te Dârülfünun'da G. Anschütz tarafından psikoloji kürsüsünün kurulması, 1919 yılında Mustafa Şekip Tunç'un (ö. 1958) umumi psikoloji kürsüsünün başına getirilmesiyle birlikte psikoloji eğitiminin başlaması, Batı bilim dünyasıyla paralel olarak Osmanlı'nın son yıllarında modern psikolojinin temellerinin atıldığını göstermektedir.

Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, Cemal Zeki, Genç Kız ve Kadınlarda İntihar Sebepleri, Korunma Çareleri (1927), İbrahim Alaeddin (Gövsa), Çocuk Ruhu (1926), Fahrettin Kerim (Gökay), Akıl Hastalıklarının Teşhis ve Tedavisi ile (1924) Tecrübî Rûhiyâtla Muâyene Usûlleri (1925) adlı eserleri dikkat çekicidir. Ayrıca bu dönemde Türkçe'ye kazandırılan çok sayıda tercüme psikoloji eseri de mevcuttur. Mesela Alfred Fouillée Kadın, Erkek, Irklar Ruhiyâtı (çev. Mustafa Rahmi Balaban, 1923), Harald Höffding, Tecrübe Üzerine Müesses Psikoloji I-II (çev. Hüseyin Cahit, 1924), Gustave le Bon, İlm-i Rûh-i İctimâî (çev. Abdullah Cevdet, 1924), Théodule-Armand Ribot, İrade Hastalıkları (çev. Nebahat Hamid, 1926) ve Hissiyat Ruhiyatı (çev. Mustafa Şekip Tunç, 1927) isimli çevirileri ilk planda dikkat çeken eserlerdir.

Gerek Osmanlı son dönemi gerek Cumhuriyet'in ilk yıllarında yazılan telif ve gerçekleştirilen tercüme eserler göstermektedir ki daha önce felsefe, tasavvuf, kelam ve ahlak içinde ele alınan ilmü'n-nefs konuları, modern psikoloji ile uyumlu bir hale gelmiştir. 1937 yılında W. Peters tarafından Tecrübî (Deneysel) Psikoloji Kürsüsü kurulması Türk psikolojisi tarihinde önemli dönüm noktalarından biridir. Bu gelişme ile felsefî ve ahlakî bakış açısına sahip geleneksel ilmü'n-nefs anlayışından deneysel ve modern psikoloji anlayışına geçiş yapılmıştır. Mustafa Şekip Tunç (ö. 1958) ve Mümtaz Turhan da (ö. 1969) modern psikolojinin gelişimine öncülük etmişlerdir. Günümüz Türk akademisinde psikoloji çok güçlü ve sistematik bir konum kazanmıştır.

Kaynakça

Arkonaç, Sibel Ayşen. Psikoloji: Zihin Süreçleri Bilimi. Bursa 1993.

Baymur, Feriha. Genel Psikoloji. İstanbul 2004.

Cohen, Lisa J. A’dan Z’ye Psikoloji. çev. M. Doğan. İstanbul 2017.

Erhat, Azra. Mitoloji Sözlülüğü. İstanbul 1996.

Hökelekli, Hayati. “İslam Geleneğinde Psikoloji Kültürü”. İslâmî Araştırmalar Dergisi. 19/3 (2006), s. 409-421.

a.mlf. “Duyu”. DİA. 1994, X, 8-12.

İbn Bâcce. Kitâbü’n-Nefs. çev. B. Köroğlu. İstanbul 2019.

İbn Sînâ. Ölüm Korkusundan Kurtuluş Risalesi (Namaz Risalesi ile birlikte). çev. M. H. Tura. İstanbul 1959.

a.mlf. Kitâbü’ş-Şifâ: Nefs. haz. M. Z. Tiryaki. Ankara 2021.

Kağıtçıbaşı, Çiğdem. “Psychology in Turkey”. International Journal of Psychology. 26/9 (1994), s. 729-738.

Kılıç, Rüya. “Türkiye’de Modern Psikolojinin Tarihi: ‘İlm-i Ahvâl-i Ruh ‘İlmü’n-Nefs/Ruhiyyat”. Kebikeç. 40 (2015), s. 21-36.

Kınalızâde Ali Çelebi. Ahlâk-ı Alâî. sad. M. Demirkol. Ankara 2017.

Kindî. “Uyku ve Rüyanın Mahiyeti Üzerine”. çev. M. Kaya. Felsefî Risâleler içinde. İstanbul 2002, s. 139-148.

a.mlf. “Üzüntüyü Yenmenin Çareleri”. çev. M. Kaya. Felsefî Risaleler içinde. İstanbul 2002, s. 37-53.

a.mlf. Üzüntüden Kurtulma Yolları. çev. M. Çağrıcı. Ankara 2012.

Kutluer, İlhan. “İlmü’n-Nefs”. DİA. 2000, XXII, 148-151.

Morgan, Clifford. T. Psikolojiye Giriş. çev. H. Arıcı v.dğr. Ankara 1993.

Nedîm, Muhammed b. İshak. el-Fihrist. çev. R. Şeşen. İstanbul 2019.

Schultz, Duane P. – Schultz, Sydney Ellen. Modern Psikoloji Tarihi. çev. Y. Aslay. İstanbul 2007.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ilmun-nefs

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

İLMÜ'n-NEFS

İnsanın davranış, duygu ve düşünceleri ile ilgili bilim dalı.

Önizleme