Gazelleriyle meşhur İranlı divan şairi.
Gazelleriyle meşhur İranlı divan şairi.
Hâce Hâfız-ı Şîrâzî lakabı ile meşhur Şemseddin Muhammed, Şiraz'da 1317-1326 yılları arasında bir tarihte dünyaya geldi. Divanından ve diğer kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla seçkin bir aileye mensup olup iyi bir tahsil görmüştür. Hâfız-ı Şîrâzî'nin, Kur'an-ı Kerim'i ezbere bildiği, döneminin âlimlerinin ders halkalarında bulunduğu, musiki ve diğer sanatlar hakkında bilgi sahibi olduğu da zikredilmektedir.
Hâfız, 1303-1357 yılları arasında Şiraz'da hüküm süren İncû hanedanının son hükümdarı Ebû İshak'ın himayesine girdi. Şah Şücâ', Vezir Kıvâmüddin, Turan Şah, Zeynelâbidîn gibi önemli devlet büyükleri tarafından itibar gördü. 1389 ya da 1390 yılında Şiraz'da vefat etti ve türbesinin bulunduğu bugünkü Hâfızıye semtinde toprağa verildi.
Tasavvufa ilgi duyduğu, Şemseddin Abdullah-ı Şîrâzî, İmâd-ı Fakîh, Seyyid Şerîf Cürcânî gibi âlimlerden istifade ettiği; Ni'metullah-ı Velî, Hâce Ebü'l-Vefâ ve Kemâl-i Hucendî gibi şeyhlerle görüştüğü tezkirelerde kayıtlıdır.
Kayıtlı tek eseri Divan'ında Kazvînî-Ganî neşrine göre 495 gazel; üç kaside; kısa bir mesnevi ile sâkîname; otuz dört kıta; kırk iki rubâî bulunmaktadır. Gazel türünde Fars edebiyatının en önemli şairi kabul edilmektedir. Kasideyi gazele ilhak ederek methiyelerinde kaside yerine gazeli kullanması, Hâfız'ın ortaya koyduğu bir yeniliktir. Hâcû-yi Kirmânî, Selmân-ı Sâvecî gibi şairlerin etkisinde kalan Hâfız-ı Şîrâzî; Mevlânâ, Sa'dî Şîrâzî, Kemâleddîn-i İsfahânî gibi mutasavvıf şairlerden de iktibaslarda bulunmuş, onlara nazireler yazmıştır. Şiirleri, "gayp âleminin dili" anlamında lisânü'l-gayb ve şiirleriyle "bilinmeyen âlemden haberler" verdiğine telmih için tercümânü'l-esrâr diye de anılmaktadır. Divan'daki şiirlerinin insanoğlunun ortak hislerine uygun mânayı barındırdığına inanıldığı için tefe'ül (gelecekle ilgili iyimser beklentilerde bulunmak, uğur umma, hayra yorma) amacıyla da kullanılagelmiştir.
Şiirlerindeki âhenkli ve veciz dili, anlam derinliği ve zengin edebî sanatları ile Hâfız yaşadığı dönemden itibaren geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmış ve Türk kültür ve edebiyat tarihinde ayrı bir yeri olmuştur. Gazellerini anlamak ve anlatmak için erken dönemlerden itibaren Divan'ına tam ve kısmî şerhler yazılmıştır. En eski tam şerhini XVI. yüzyılda Sürûrî telif etmiştir. Şem'î ve Sûdî'nin şerhleri bunu takip etmiştir. Mehmed Vehbi Efendi'nin XIX. yüzyılda yazdığı şerh ise tasavvufî yorum ağırlıklı olmasıyla dikkat çekmiştir. Ancak Sûdî'nin şerhi diğer şerhleri gölgede bırakmış; Farsça'ya çevirisi yapılmış ve bu şerhten pek çok araştırmacı faydalanmıştır. Bazı gazellerine veya beyitlerine yapılmış kısmî şerhler arasında Devvânî, Kemalpaşazâde ve Cevrî'nin şerhleri zikredilebilir.
Birçok Doğu ve Batı diline de tercümesi bulunan Hâfız Divanı'nın Türkçe'ye aruz vezniyle bilinen ilk manzum çevirisi Ferîdî (XVIII. yüzyıl [?]) tarafından yapılmıştır. Gölpınarlı başta olmak üzere pek çok araştırmacı tarafından da divanı Türkçe'ye tercüme edilmiştir. Batı dünyasında Divan ilk defa Hammer tarafından Almanca'ya çevrilmiştir. Goethe bu çeviriden okuduğu Hâfız Divanı'nın tesiri ile West-Östlicher Divan (Batı-Doğu divanı) adlı eserini kaleme almıştır.
Hâfız Divanı Anadolu'da Mevlânâ'nın Mesnevî'si ve Sa'dî'nin Gülistân'ından sonra en çok okunan Farsça metinlerden biri olmuştur. Osmanlı döneminden itibaren ilim ve edebiyat çevrelerinde gösterilen ilgi hiç eksik olmamıştır.
XV. yüzyıldan itibaren başta Şeyhî, Ahmed Paşa, Fuzûlî, Bâkî ve Nef'î olmak üzere birçok divan şairi Hâfız'ın şiirlerinden önemli ölçüde etkilenmiş; onlara nazireler, tahmisler yazmış; beyitlerinden alıntılar yapmıştır. Şeyhî ve Karamanlı Nizâmî'nin eserlerinde Hâfız'ın tesiri bazı beyitlerine yazdıkları nazirelerde açıkça görülmektedir. Muhibbî (Kanûnî) de Hâfız'dan etkilenmiş, onun divanındaki meşhur ilk gazelinin ilk beytine nazireler yazmıştır. XVII. yüzyılın divan şairi Nef'î yanında XVIII. yüzyılda da Hâfız'dan tahmis veya tazmin suretiyle istifade eden isimler arasında Nâbî, Nedîm, Nahîfî vb. şairler anılabilir. Yine aynı dönemde Şeyh Galib, Hâfız'ın ünlü gazellerinden birine Türkçe tahmis yazmış; gazellerine Farsça nazire söylemiştir. Türk edebiyatındaki bu tesir XVIII. yüzyıldan sonra da farklı boyutlarda devam etmiştir.
XIX. yüzyılda Hâfız'dan etkilenen Türk edipleri arasında Ziya Paşa Harâbât'ın mukaddimesinde ondan bahseder. Muallim Nâci'nin de eğitiminde Hâfız Divanı'nın yer aldığı görülür. Hâfız'ı en iyi bilen, okuyan ve okutan edip ise Mehmet Akif'tir. Mahir İz, Yılların İzi isimli hatıratında Akif'in verdiği özel derslerde Hâfız'ın divanını defalarca okuduğu ve okuttuğu bilgisini vermektedir. Muallim Nâci, Tâhirülmevlevî, Orhan Veli ve Yahya Kemal gibi isimler de Hâfız'ın gazellerinden bazı mısraları ve beyitleri tercüme etmişlerdir. Yahya Kemal ayrıca "Rindlerin Ölümü" başlıklı şiirinde Hâfız'dan bahsetmektedir.
Tanzimat dönemi romanlarında da Hâfız şiirleri, hem klasik dönem şiirinin bir yansıması olarak hem de olaylarda anlatımı daha etkili hale getirmek amacıyla karşımıza çıkar. Ahmed Midhat Efendi'nin Doğu-Batı karşıtlığını iki karakter üzerinden işlediği Felâtun Bey ile Râkım Efendi romanının kahramanı Râkım Efendi talebelerine Farsça öğretirken Doğu kültürünün bir unsuru olarak Hâfız Divanı'ndan gazeller okutur. Ahmed Midhat Efendi, romanında Batı şiirine kıyasla âhengiyle insanı büyüleyen Fars şiirinin etkileyiciliğini Hâfız'ın şiirleri vasıtasıyla okuyucuya gösterir. Ahmed Metin ve Şirzad romanında da Hâfız'ın bir beytinden alıntı yapılmaktadır. Abdülhak Hâmid'in tarihte meşhur olmuş ruhları konuşturduğu Tayflar Geçidi tiyatrosunda konuşan tayflardan biri Hâfız'dır. Hâfız'ın günümüze kadar devam etmekte olan tesiri daha pek çok isim ve örnekle çoğaltılabilir. Türk şairlerinin şiirleriyle Hâfız'ın şiirleri arasında mukayeseli çalışmalar yapılmış, Divan'ında geçen mazmunlar, mefhumlar, sanatlar, tasavvufî ve felsefî düşünceler müstakil olarak incelenmiştir.
Hafız sadece Türk edebiyatını değil Türk musikisini de derinden etkilemiştir. Köprülü'nün aktardığına göre Türk ve İran edebiyatından beslenen saz şairleri de Hâfız'ın şiirlerine yabancı kalmamıştır. Hâfız'ın şiirleri ayrıca klasik Türk müziğine farklı dönemlerde önemli katkılarda bulunan Merâgî, Itrî Efendi, İsmâil Dede, Zekâi Dede gibi büyük isimler tarafından farklı formlarda bestelenmiştir.
Türkiye'de Fars dili ve belagat eğitiminde ezberletilen şiirler arasında Hâfız'ın şiirlerinin önemli bir yeri vardır. İbrâhim Hakkı Erzurûmî bir eğitim programı modeli olarak kaleme aldığı Tertîbü'l-Ulûm adlı risalesinde Fars dili eğitiminde müfredatta bulunması gereken kitaplar arasında Hâfız Divanı'nı zikreder. Hâfız Divanı Osmanlı dönemi medreselerinde ve sonrasında örgün eğitim kurumlarında veya özel derslerde, özellikle belli bir seviyeye gelindikten sonra okutulan kaynak metinler arasında yer almıştır. Ayrıca Divan, Farsça öğretiminin yanı sıra şiir tekniği ve estetik bilgiyi ilerletmeye yönelik olarak da okutulmuştur. Dil bilimcisi ve müderris Habîb-i İsfahânî'nin Destûr-i Suhen, Debistân-ı Pârsî ve Rehnümâ-yi Fârisî, Hâfız İbrâhim'in Gülzâr-ı Kavâid-i Fârisî, Muallim Feyzi'nin hazırladığı Ta'lîm-i Suhen ve Usûl-i Fârisî gibi gramer kitaplarında dil bilgisi kaideleri öğretilirken misal teşkil edecek şekilde Hâfız'ın şiirleri kullanılmıştır. Öğrenilen kuralların pekiştirilmesine yönelik Esad Dede'nin Numûne-yi Kavâid-i Fârisî, Muallim Feyzi'nin Zebân-ı Fârisî ve daha sonra yeni harflerle basılan Ahmet Ateş'in Farsça Dilbilgisi ve Farsça Grameri vb. kitaplarda da seçki olarak yer alan manzum metinler içerisinde Hâfız'ın şiirlerine sıkça yer verilmiştir. Farsça gramerine ait bazı ihtilaflı konuların açıklanmasında dil bilimcisi ve şârih Sûdî'nin Hâfız Divanı şerhindeki açıklamalarından da yararlanılmıştır. Gramer kitapları dışında Farsça kelimelerin öğreniminde başvurulan lügatlarda da nakledilen örnek beyitler arasında yine Hâfız'ın şiirlerine yer verilir.
Arı, Osman Sacid. “Hâfız-ı Şirâzî’nin Osmanlı’daki Yansımaları: Osmanlı’da Hâfız Divan’ı Şerhleri. Genç Akademisyenler İlahiyat Araştırmaları, Sempozyum. ed. S. Erdem. İstanbul 2009, s. 343-348.
Atalay, Mehmet. “Te’sîr-i Hâfız ber-Şâirân-ı Türk (Nazîregûyîhâ)”. Hemâyiş-i Beynelmilelî-yi Hâce Şemsüddîn Muhammed Hâfız-ı Şîrâzî. Tahran 1394/2015, s. 25-33.
Ateş, Ahmed - Tarzi, Abdülvehhâb. Farsça Grameri. İstanbul 1962.
Bruijn, J. T. P. de. “Hafez”. Encyclopeadia Iranica. 2002, XI, 469-474.
Darülelhan Külliyâtı. haz. Darülelhan Heyet-i İlmiyesi. İstanbul 1924-1926.
Ferîdî. Tercüme-i Dîvân-ı Hâfız: Manzum Hâfız Dîvânı Tercümesi. haz. E Yakut. İstanbul 2019.
Habib Efendi. Destûr-i Suhen. İstanbul: İzzet Efendi Matbaası, 1289/1872.
a.mlf. Debistân-ı Pârsî. İstanbul: Mahmud Bey Matbaası, 1308/1890.
a.mlf. Rehnümâ-yı Fârisî. İstanbul: İsmail Hakkı Bey Matbaası, 1312/1894.
Hâfız-ı Şîrâzî. Hâfız Divanı. çev. A. Gölpınarlı. İstanbul 1944.
a.mlf. Dîvân (nşr. Muhammed-i Kazvînî – Kāsım-ı Ganî). Tahran 1320 hş.
a.mlf. Dîvân-ı Hâfız. be-kûşiş-i Rızâ Kâkâî Dihkurdî. Tahran 1380.
Hâfız İbrâhim. Gülzâr-ı Kavâid-i Fârisî. İstanbul: Şeyh Yahya Efendi Matbaası, 1289.
Köprülü, M. Fuad. Edebiyat Araştırmaları 1. Ankara 1966.
Mehmed Esad. Numûne-yi Kavâid-i Fârisî. İstanbul 1308.
Muallim Naci. Sânihâtü’l-Acem: Hâfız-ı Şîrâzî ve Kelîm-i Kâşânî’den Darbımesel ve Hikmetler. haz. M. Atalay, İstanbul 2008.
Yazıcı, Tahsin. “Hâfız-ı Şîrâzî”. DİA. 1997, XV, 103-106.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/hafiz-i-sirazi
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Gazelleriyle meşhur İranlı divan şairi.