İlk mektep muallimleri için yazılmış rehber kitap.
İlk mektep muallimleri için yazılmış rehber kitap.
Türk eğitim tarihinde öğretmenlere rehber olması amacıyla yazılmış ilk pedagojik eserdir. 1870'lerde başlayan usûl-i cedit hareketinin öncülerinden olmuştur. Selim Sâbit Efendi Mayıs 1870 tarihinde Meclis-i Kebîr-i Maârif'in ilmî ve idarî azalığını yaptığı dönemde ilk mekteplerin ıslahı için oluşturulan komisyona "Rehnümâ-yı Muallimîn-i Sıbyân" (Mahmud Cevad, 105) başlığı ile bir rapor sunmuştur. Rapor aynı yıl Rehnümâ-i Muallimîn adıyla risale olarak yayımlanmıştır.
Kapağında "sıbyan mekteplerine mahsûs usûl-i tedrîsiye" ifadesi bulunan Rehnümâ-i Muallimîn "öğretmenlere kılavuz" anlamındadır. Sıbyan mektepleri öğretmenlerini eğitim öğretim ilke ve yöntemleri konusunda aydınlatma, onları yeni yöntemler hakkında bilgilendirme amacını taşıyan eser kırk sekiz sayfadır.
Eserin girişi erken çocukluk dönemine aittir. Erken çocukluğu 0-3 yaş ve 3-6 yaş olarak iki dönemde ele alan yazar, ilk dönemde çocukların öğrendikleri seslerle basit kelimeler türettiklerini söyler. Selim Sâbit Efendi'ye göre çocukların eğitimine altı yaşından sonra başlanmalıdır. Öğretim yöntemini, çocukların iyi yönlendirilmesi ile istenen bilgileri kısa sürede kazandırma yollarını gösteren bilim olarak tanımlayan yazar, ardından usûl-i infirâdiye (bireysel yöntem), usûl-i içtimâiye (toplu yöntem) ve usûl-i mütekabile (karşılıklı yöntem) başlıklarıyla farklı öğretim yöntemlerini sıralayıp bunların doğru ve yanlış yönlerini açıklar. Ardından usûl-i cedîde (yeni yöntem) başlığı altında yeni bir yöntem ortaya koyar ve eser boyunca bu yeni yöntemi çeşitli başlıklar altında izah eder.
Rehnümâ-i Muallimîn'deki başlıklardan ilki sınıf ve şubeler üzerinedir. Öğrenciler yaşlarına göre dört şubeye ve bu şubeler de öğrencilerin yeteneklerine göre belirlenerek sekiz öğrenciyi geçmeyecek şekilde sınıflara ayrılır. Her sınıfa bir sınıf başı, her şubeye bir müzakereci tayin edilir. Sınıf başları sınıfta disiplini sağlar. Çalışkan öğrenciler arasından seçilen müzakereciler ise öğrencileri derslere hazırlar. Ancak asıl eğitimi öğretmen verir. Okul mevcudu elliyi geçmemeli, geçerse öğretmene bir yardımcı tayin edilmeli, bu kişi bir ve ikinci sınıfları okuturken öğretmen üç ve dördüncü sınıfları okutmalıdır. Ders süreleri kırk beş dakikayı geçmemelidir. Bunun dışındaki süre teneffüse ve öğrencilerin ders çalışmasına ayrılır. Öğretmen, Kur'an-ı Kerim ve İslam kuralları dersleri dışındaki bütün derslerini yazı tahtasını kullanarak işlemelidir. Birinci sınıflar elifba, Kur'an-ı Kerim, ahlak, hesap, yazı; ikinci sınıflar Kur'an-ı Kerim, ilmihal, mâlûmât-ı ibtidâiye, sayı ve rakamlar, sülüs yazı; üçüncü sınıflar Kur'an-ı Kerim, tecvit, peygamberler tarihi, dört işlem, nesih hattı; dördüncü sınıflar Kur'an-ı Kerim, coğrafya, Osmanlı tarihi, Türkçe dil bilgisi, rik'a derslerini almalıdır.
Eserde öğretmenler için örnek öğretim yöntemleri de verilmiştir. Burada dikkat çeken en önemli husus, okuma yazma öğretiminde heceye dayanan geleneksel yöntemin terkedilip yerine harflerin seslerine dayalı yöntemin benimsenmesidir. Okuma yaptırırken öğrencilerin bildiği, tanıdığı kelimeler seçilmeli, yazı yazdırırken de önce taş levhaya daha sonra kâğıt üzerine yazdırmalı, öğrenciye bolca alıştırma yaptırılmalıdır. Selim Sâbit Efendi matematik öğretiminde öğrencilerin görerek öğrenmesi gerektiğini, bunun için parmak ya da hububat ürünleri kullanılmasının yerinde olacağını belirtmiştir. Coğrafya öğretiminde harita, küre gibi araçların kullanılmasına büyük önem atfetmiş, öğrencilerin harita çizmeyi öğrenmeleri gerektiğini söylemiştir. Bununla birlikte tarih öğretiminde klasik öğretim metotlarını tekrar etmiştir.
Selim Sâbit Efendi eserde ders içerikleri ve derslerin öğretim yöntemlerini belirttikten sonra öğretmen ve öğrencilerle ilgili temel bilgilere yer vermiştir. Ona göre ilkokul öğretmenleri Türkçe'yi doğru konuşmalı, Arapça, Farsça, matematik ve coğrafya dersleri için gerekli alan bilgisine sahip olmalıdır. Öğretmenler iyi ahlak sahibi ve olgun olmalı, öğrencilerine örnek teşkil etmelidirler. Bununla birlikte Selim Sâbit Efendi öğretmenlerin, biri öğrencilerin ailelerini ve adreslerini diğeri ahlakî tutumlarını ve notlarını kaydedecekleri iki defter tutmaları gerektiğini belirtir ki bu durum çağdaş rehberlik metotlarından biridir. Öğrenciler okula başlamak için altı yaşını doldurmuş olmalıdır. Bununla birlikte aşılarını yaptırmış ve herhangi bir bulaşıcı hastalık taşımıyor olmaları gerekir. Öğrencilerden biri çiçek, uyuz gibi bulaşıcı hastalıklara dair bir emare gösterirse derhal ailesine haber verilmeli ve iyi oluncaya kadar okula alınmamalıdır. Ayrıca öğrenciler kişisel temizliklerine dikkat etmeli, teneffüs saatlerinde küçük jimnastik hareketleri ve yürüyüşler yapmalıdır. Selim Sâbit Efendi'nin gelecek yıllarda Osmanlı eğitim kurumlarında sıklıkla karşımıza çıkacak sağlık ve spor konularına özel bir önem verdiği görülür.
Rehnümâ-i Muallimîn'deki ilerleyen başlıklar ödül ve cezalandırma ile ilgilidir. Yazara göre her ikisi de önemlidir ancak pedagojik ilkelere uygun bir şekilde yapılmalıdır. Ödüllendirmede önce, öğrenciye kırmızı aferin, ikinci olarak yeşil tahsin, üçüncü olarak da sarı imtiyaz belgesi verilmesini önermiştir. Bundan sonra ise sırayla öğrenci sınıfta baş yere oturtulur, öğrencinin adı diğer öğrencilere duyurulur ve adı şeref levhasına yazılır. Selim Sâbit Efendi bütün yıl boyunca ödüle layık davranışlarını sürdüren öğrencilere uygun hediyeler verilmesi ve öğretmenlerinin gittikleri toplantılara onları da beraberinde götürmesinin yerinde olacağını söyler. Eserde ceza konusu daha ayrıntılıdır. Öğretmen kusur işleyen öğrenciye sırasıyla nasihat, uyarma, bulunduğu şubede aşağı bir yere oturtma, şubesinden alıp ders çalıştırma, ayakta tutma, teneffüs ve yemek saatlerinde sınıfta tutma, belirli bir süre okuldan uzaklaştırma cezalarını uygulamalıdır. Ancak bu cezalar verilirken her şeyden önce öğretmenin suçtan emin olması gerekir. Emin olmadan yanlış bir ceza verirse öğrencinin gönlünü hoş etmelidir. Ayrıca öğretmen sinirlendiği durumlarda önce sakinleşmeli verilecek ceza hakkında sonra karar vermelidir. Küçük suçlar için cezadan ziyade öğrencinin davranışını değiştirmek için babacan bir tavırla öğütlerde bulunmalıdır. Sınıfta bir öğrencinin işlediği suçtan dolayı bütün sınıfı cezalandırmamalıdır.
Eserde ceza ve ödül başlıklarını sınavlarla ilgili bilgiler takip eder. Buna göre öğrenciler her yıl sonunda sınava tâbi tutulmalıdır. Sınavlardan sonra başarılı öğrencilerin ön sıralara konulduğu, aile ve mahalle sakinlerinin davet edildiği, ilahilerin okunduğu bir diploma töreni düzenlenmelidir.
Rehnümâ-i Muallimîn, ilk mektep öğretmenlerine yönelik bir kılavuz olmanın ötesinde, usûl-i cedit hareketinin de temel belgelerindendir. 1876 yılından önce açılmış bazı numune okullarında eserdeki ilkelere bağlı kalınarak eğitim yapılmıştır. Rehnümâ-i Muallimîn'in pedagojik değeri, içeriği, disiplin ve cezalandırmaya dair getirdiği yeni ilkeler vb. yönlerden farklı kişilerce araştırmaya konu olmuştur.
Ata, Bahri. “Selim Sâbit Efendi’nin Okul Tarihi İnşası”. Türk Eğitim Bilimleri Dergisi. 7/2 (2009), s. 377-392.
Bilim, Cahit Yalçın. “Selim Sâbit Efendi ve Rehnümâ-yı Muallimîn”. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi. 1/1 (1985), s. 197-207.
Mahmud Cevat İbnü›ş Şeyh Nâfi‘. Maârif-i Umûmiye Nezâreti Târihçe-i Teşkîlât ve İcrââtı. haz. T. Kayaoğlu. Ankara, 2001.
Selim Sabit. Rehnümâ-yı Muallimîn. Dersaâdet 1299.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/rehnuma-i-muallimin
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
İlk mektep muallimleri için yazılmış rehber kitap.