Eğitimde askerî değerlerin belirleyici olması.
Eğitimde askerî değerlerin belirleyici olması.
Devletler ve milletler kendi insanî, maddi ve manevi kaynaklarını olası bir savaşı göz önünde bulundurarak planlama yaparlar. Bu aynı zamanda bir eğitim sürecini de gerektirir. Normal şartlarda bu eğitimin savaş bilgi ve becerilerini kazandıran teknik kısmı askerî okullarda veya askerlik görevi süresince orduda, karakter nitelikleri kısmı hem orduda hem ailede hem de sivil okullarda, genel olarak toplum içinde doğal (informel) eğitimle kazandırılır.
Militarizm sözcüğü çeşitli bağlamlarda şu anlamlardan birini veya birkaçını ifade eder: a) Bir halkın veya yönetimin güçlü bir askerî kapasiteye sahip olması gerektiği inancı, b) İç ve dış politikada askerî kurumların, gerekliliklerin, politikaların ve değerlerin öncelikli olması ve ağır basması gerektiği inancı, c) Halk arasında asker ve askerlik sevgisinin ve askerî değerlerin yaygınlığı, d) Ulusal çıkarları korumak ve genişletmek için barışçıl araçlardan daha çok veya en önce kaba askerî gücü saldırganca kullanma veya kullanma eğilimi, e) Savaşı, askerliği ve askerî değerleri kendi başına bir amaç olarak yüceltme ideolojisi, f) Sivil asker ayırımının belirgin olduğu yönetimlerde askerî sınıfın ya da kadronun savaş zamanında ülkeyi savunmak, barış zamanında askerî eğitim vermek gibi meşru görevi yerine veya o görevin yanında, hayatın doğrudan askerî olmayan alanlarını da düzenlemesi veya düzenleme eğilimini ifade eder. Vagts militarizmin, bu noktalarda aşırılığı çağrıştırdığını belirtir.
Burada, militarizm sözcüğü "ideoloji" anlamında alınmış, meşru hakları savunma amacıyla askerî kapasiteyi arttırmak için -eğitim dahil- yapılanlar da militarizasyon olarak kavramsallaştırılmıştır. Militarizasyona verilen önem, öncelikle her ülkenin şartlarına, potansiyel düşmanlarının gücüne, savaş teknolojilerinin ve savaş stratejilerinin gelişimine ve savaş olasılığının derecesine bağlı olarak değişir. Uluslararası ilişkilerde gerginliğin arttığı, diğer aktörlerin savaş hazırlıkları yaptığı şartlarda bir ulus için askerî kapasiteyi arttırmak barış şartlarına göre daha önceliklidir.
Antik Yunan'da Sparta gibi toplumlar bir kenara bırakılacak olursa, askerî strateji uzmanlarına göre modern toplumlar Fransızlar'ın 1793 yılında yurttaş ordusu kurmasıyla ordulaşmaya başlar. Fransızlar'ın hanedan ordularını yenmesiyle diğer milletler de onların yolunu izler. Bu dönüşümle birlikte, Osmanlı ordusunu yeniden düzenleyen Alman askerî uzman Goltz'un tespit ettiği gibi, "kabineler muharebatı zamanı" kapanmış, "milletlerin, gerektiğinde, bütün kuvvetlerini pervasızda kullanabilmeleri için savaş donanımlarını gittikçe arttırmaları, bir millet-i müsellaha (ordu millet) haline gelmeleri bir "emr-i tabii" olmuştur (Goltz, 2016: 32) (Osmanlı ordusunu reorganize eden Alman subaylardan en önemlisi olan Goltz'un Cumhuriyet'in asker kurucu kuşağının üstünde fikrî ve meslekî etkisi bulunmaktadır. Alıntı yapılan eseri de II. Abdülhamid tarafından tercüme ettirilmiştir). Tarih içerisinde toplumların ve yaşamın neredeyse bütün alanlarının yönlendirilmesinde askerî anlayışların çok müessir olduğu görülür. Savaşların topyekün bir karakter kazanması dolayısıyla toplumun ve yurttaşların askerleşmesi, kaçınılmaz olarak, profesyonel askerî kadroların siyasal ve toplumsal yaşamda öne çıkması, daimî ordunun milletin cisimleşmiş şekli olarak algılanması, askerî kültürün topluma egemen olması, disiplin, emre itaat, cesaret, kendini vatan ve millete adama gibi askerî değerlerin ve yöntemlerin topluma yayılması militarizasyonla sonuçlanır.
XIX. yüzyılın sonuna gelindiğinde Avrupa toplumları, dikkat çekici derecede militarize olmuştur. Savaş, yönetici aristokrat sınıfın veya küçük bir profesyonel grubun bir meselesi olmaktan çıkmış, bütün bir halkın meselesi haline gelmiştir. Silahlı kuvvetler, artık yönetimin bir parçası olarak değil, milletlerin cisimleşmesi olarak görülmüştür. Krallar, sultanlar mümkün durumlarda üniformalar giyerek askerî liderliklerini vurgulamışlar, askerî geçit törenleri, askerî bandolar, askerî törenlerle bütün sınıfların kendilerini özdeşleştirebileceği bir ulus imgesi oluşturmaya çalışmışlardır.
Türkler arasında bu durum tarihten beri daha belirgindir. Bilinen ilk Türk devletlerinden itibaren Türkler için "ordu millet" tabirinin kullanılması yaygındır. Türkiye'de de toplumun küçük yaşlardaki üyelerinin bile müstakbel askerler olarak kabul edilmesi sebebiyle askerlik eğitimi askerî okulların ve kışlaların dışına taşar. Askerlik eğitiminin sivil eğitim kurumlarına girmesi ise Balkan Savaşı'nın mağlubiyetle sonuçlanmasından sonradır. Bu savaşın sonunda Rumeli'nin kaybedilmesi ve düşmanların başkent İstanbul kapılarına dayanması, savunma kapasitesinin yetersizliğini, Osmanlı Devleti'nin ve özellikle Türkler'in bekasının ciddi tehdit altında olduğunu açıkça gösterir. Savunma kapasitesini arttırmanın ve "millet-i müsellaha" oluşturmanın bir zorunluluk olduğu dile getirilmeye başlanır. Bütün aydınlar ve eğitimciler, fiilen asker olmayanlara da askerlik eğitiminin verilmesinin gereğini dile getirirler.
Bu düşüncede hedef kitle, doğal olarak önce gençler, sonra gençlik çağına yaklaşan çocuklardır. Hemen bir beden ve askerlik eğitimi seferberliği başlatılır. Çocuklara ve gençlere askerlikle ilgili bedensel sağlamlık, bilişsel ve duyuşsal yatkınlıklar ve beceriler kazandıracak, onları teşkilatlandıracak kurumlar kurulur. İzcilik (keşşaflık), Balkan Savaşı'ndan bir iki yıl önce hükümetten bağımsız olarak kurulmuştur. Balkan Savaşı'ndan sonra Türkçüler tarafından Türk Gücü Cemiyeti (Mart 1913) kurulur. 1914'te Maarif ve Harbiye nezaretleri arasında askerî eğitim konusunda iş birliği yapılır. 1913'te Tedrîsât-ı İbtidâiye Kanunu Muvakkati'nde ilkokullara terbiye-yi bedeniye ve mektep oyunlarından başka etfâl-i zükûra ta'lîm-i askerî dersi de konur.
Enver Paşa (1 Ocak 1914) Harbiye nazırı olduktan sonra, onun himayesinde İzciler Ocağı (1914); hükümet tarafından medreselerde ve bütün resmî mekteplerde oluşturulması mecburi olan Osmanlı Güç Dernekleri (1914), yine hükümet tarafından Osmanlı Genç Dernekleri (Nisan 1916) kurulur. Derneğin on iki-on altı yaşlar arası için Gürbüz Derneği, on yedi ve üstü yaşlar için Dinç Derneği gibi alt birimleri vardır. Bu derneklerin tamamının kuruluş amacı, gençleri ve genç olacakları beden, duygu ve bilgi bakımından vatan savunmasına hazırlamaktır. Askerler tarafından gençlere silahla atış eğitimleri de yaptırılır. Askerliğe hazırlayıcı ve askerî eğitimin bir parçası olagelmiş beden eğitimi dersine ve spora öğrencilere bazı temel askerlik bilgilerini ve becerilerini kazandırma işlevi yüklenir. Bu derste öğrenciler, senede bir defa resmî poligonlara götürülür, "nişan tüfeği ile" sahici atış (endaht) talimleri de yaptırılır. 1915 yılında, dârülmuallimîn ve dârülmuallimâta talim ve endaht dersleri konur (bk. Osmanlı Güç ve Genç Dernekleri).
Cumhuriyet döneminin kurucu kuşağı, Trablusgarp Savaşı'ndan Lozan Antlaşması'nın imzalanmasına kadar geçen on bir yıllık sürede Rumeli'nin kaybedilmesiyle sonuçlanan Balkan Savaşı'nı; Anadolu dışındaki imparatorluk topraklarının kaybını, İstanbul'un işgali ve Sevr Antlaşması'yla sonuçlanan I. Dünya Savaşı'nı ve ardından Anadolu'nun işgalini görür; Kurtuluş Savaşı'nda verilen mücadele ile bugünkü Türkiye topraklarını kurtarır. Bu süreçte, Atatürk'ün ifadesiyle "zayıf olanların hukukuna hürmetin noksan olduğunu veya hiç hürmet edilmediğini çok acı tecrübelerle" öğrenmişler, güçlerini "fiilî ve kati bir zaferin timsali halinde teşahhus" ettirmedikçe, "perî-yi sulh"un, "âgûş-ı huzurunu" kendilerine açmadığını, maddi güçle sağlamlaştırılmamış hakların yok olmaya mahkûm olmasının bir "kaide-yi külliye-yi ezeliye" olduğunu görmüşlerdir (1989: I, 335, 337).
Cumhuriyet'in kurucu kadrosu çağdaş savaşların topyekün savaşlar olduğunu bir öncül olarak alır. Bunun için "milletin ve memleketin bütün kuvvet ve kaynakları üzerinde harp maksatlarına göre işlemek, onları hazırlamak ve seferde tam bir âhenk ve intizam içinde ve çabucak faaliyete geçebilecek şekilde teşkilatlanacak esasları kurmak" yani tam bir militarizasyon için çaba gösterirler. Bu militarizasyonun bir alanı da eğitimdir. Kâzım Karabekir, 25 Şubat 1925'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmada eğitimin millet-i müsellaha fikrine göre organize edilmesinin bir gereklilik olduğunu savunur (TBMM Zabıt Ceridesi, Devre II, cilt 14, İçtima Senesi II, s. 295). Kurucular birinci önceliği askerî gücün geliştirilmesine vermişlerdir.
Bu dönemde örgün eğitimde, 1924 İlkmektepler Müfredat Programı'nın beden eğitimi dersi, Meşrutiyet dönemindeki askerî içeriğini korudu. Fakat Eylül 1924'te Maarif Vekili Vasıf Bey, gönderdiği bir tamimde, bu derste amacın "bedenî ve fikrî kuvvetlerimiz arasında bir âhenk ve muvazene temin etmek" olduğunu belirtti. 1926 İlkmektepler Müfredat Programı'nda beden terbiyesi dersi askerî içeriğinden arındırıldı ve amaç "henüz teşekkül ve tenemmüv devresinde bulunan çocukların vücudunu fazla yormadan işleyerek mütenasip, çevik, sağlam bir hale koymak", "dikkatli, becerikli, faal, cesur, nizamşinas, neşeli nesil yetiştirmek" olarak ifade edildi. Öte yandan dersin askerî içeriği, ilkokul seviyesi üstündeki okullarda bağımsız bir ders olarak okutulmaya devam etti.
1926 yılından itibaren ise önce erkek liselerine ve erkek öğretmen okullarına askerliğe hazırlık dersi konuldu. Bu ders giderek ortaokul ve üstündeki genel veya meslekî, özel veya devlete bağlı bütün okullara yayıldı. 1933 yılında 2233 sayılı kanunla, "hususi Türk lise ve orta mekteplerinde de askerlik dersleri mecburi" hale getirildi. 1935'te, İcra Vekilleri Heyeti'nin 2502 nolu kararı ile, resmî ve özel bütün ortaokullarla liseler ve bunlara denk olan birinci derecedeki uzmanlık okullarının her sınıfıyla Devlet Konservatuvarı, Ticaret, Kaptan, Çarkçı, Makine, Ziraat okullarına haftada ikişer saat askerlik dersi kondu; üniversitede yüksek uzmanlık okulları, Gazi Terbiye Enstitüsü öğrencileri de bir öğretim döneminde 180 saat askerlik dersi ile yükümlü tutuldular.
Dersin, toplam dersler içindeki oranı da 1938'e kadar artmaya devam etti. Öğrenciler yaz aylarında on beş günlük kampta uygulamalı askerlik eğitimi de aldılar. II. Dünya Savaşı'nın sinyallerinin alındığı 1937'den sonra, kız öğrencilere de askerlik bilgisi verildi. II. Dünya Savaşı'nın ardından 1947'de ders saatleri azaltılarak ve kamp uygulamaları kaldırılarak sadece genel liselerde ve ticaret liselerinde okutulmaya devam edildi. Askerliğe hazırlık dersi teorik düzeyde, 1947-1968 yılları arasında millî savunma, 1969-2012 yılları arasında millî savunma bilgisi adıyla okutuldu. 2012 yılında ders programdan kaldırıldı. Örgün eğitim dışındaki on iki-kırk beş yaşları arasındaki erkeklerin ve on iki-otuz yaşları arasındaki her kız ve kadının askerî eğitimi, haftada en az dört saat beden terbiyesi yapmayı bir mükellefiyet haline getiren Beden Terbiyesi Kanunu (1938), Beden Terbiyesi Nizamnamesi (1940) ve Beden Terbiyesi ve Spor Mükellefiyeti Hakkında Kararname ile (1940) düzenlenmiştir. Yasa, askerî bir örgütlenme, kıyafet ve disiplin içinde 1945 yılına kadar uygulandı.
Askerlik sadece savaş sırasında işe yarayacak bedensel becerilerden ibaret olmayıp duyuşsal ve bilişsel boyutlar taşıdığından savunma ruhunu, vatana, millete, bayrağa, askerliğe, orduya, şehitlere sevgi ve bağlılığı telkin eden, iyi bir askerde bulunması gereken erdemleri ve bilgileri kazandırıp geliştiren her ders ve etkinlik askerlik eğitimine katkı yapar. Tarih, öğrencilere savaşları ve kahramanları anlatır. Coğrafya dersi, harita bilgisi ve yurt severlik duygularını geliştirir. Yurttaşlık bilgisi, yurttaşlık bilinci ve askerlik kurumu hakkında bilgi verir. Okullardaki izcilik kolları ya da kulüpleri, ulusal bayramların kutlanış biçimi, İstiklal Marşı ile birlikte bayrak ve şehitlere saygı duruşu, yöresel kurtuluş törenleri, okul ortamının düzenlenişi, marşlar, müsamereler askerliğin duyuşsal boyutunun geliştirilmesine ve güçlendirilmesine katkı yapar.
Bütün beceriler gibi askerlik becerileri de iyi veya kötü amaçlar, haklı veya haksız savaşlar için kullanılabilir. Askerîleşmeyi militarizm yapan şeyin savaşı ve askerliği barış için bir araç olarak görmeyip, kendi başına birer amaç olarak görme veya gereğinden çok yüceltme, askerî yaşam tarzını diğerlerinden daha değerli görme, çatışmaların çözümünde barışçıl araçları kullanmama ve yayılmacı eğilimler olduğu ifade edilir.
Türkiye'de siyasal, toplumsal ve kültürel yaşamda askerliğin ve ordunun yakın zamanlardaki etkisini ve işlevini ve iki dünya savaşı arasında örgün ve yaygın eğitimde askerlik derslerini inceleyen çalışmalar, haklı ve haksız savaş ayırımı yapmaksızın genellikle her tür savaşı kötü gören bir perspektiften yazılmıştır. Ancak ifade edilmelidir ki gerek Balkan Savaşı'ndan sonra gerekse Cumhuriyet dönemlerinde Türkiye'de sivil okullarda askerlik eğitimi, ciddi beka sorunlarıyla karşı karşıya kalmış olmanın ve savaşların oluşturduğu yeni tehditlerin de bir sonucudur. 1912-1922 yılları arasındaki on yılı sürekli savaş içinde haklarını savunmak için askerî gücün önemini yaşayarak gören kurucular "Hazır ol cenge eğer istersen sulh ü salah" ilkesine göre hareket ettiklerini belirtmişlerdir. Fakat savaşı, yayılmacılığı, cihangirliği yüceltmemişler, tersine reddetmişler, "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesini benimsemişlerdir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk'e göre "hayât-ı millet tehlikeye maruz kalmayınca, harp bir cinayettir." II. Dünya Savaşı sonrasında ise askerî eğitim aciliyetini yitirince askerlik eğitimi kaldırılmış, ancak belli dönemlerde bilgilendirme amaçlı millî güvenlik dersleri okutulmuştur.
Atabeyoğlu, Cem. “Cumhuriyet Döneminde Spor Politikası”. Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi. 1982, VIII, 2187-2197.
Atatürk, Mustafa Kemal. Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri. I-III, Ankara 1989.
Ayas, Nevzad. Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitimi: Kuruluşlar, Tarihçeler. Ankara 1948.
Doğan, Hıfzı v.dğr. Orta Öğretim Programlarındaki Yönelmeler (1924-1970). İstanbul 1972.
Goltz, Colmar von der. Millet-i Müselleha (Ordu Millet). [Mehmet Tahir’in çevirisinden] haz. İ. Sarıbal. İstanbul 2016.
Gümüşel, Günseli. Ortaöğretimde Askerliğe Hazırlık Derslerinden Milli Güvenlik Derslerine Uzanan Sürecin Eğitimsel Bir Analizi (1926- 2012). Dr.T, Ankara Üniversitesi, 2015.
Gürsoy, Özlem- Mustafa Gündüz. “Preparation for Total War: ‘Military Service Preparation Camps’ in the Turkish Education System in the Early Republican Era (1926–1946).” Middle Eastern Studies. 60/5 (2024), ss. 733-746.
Howard, Michael. War in European History. Oxford 1979.
Kılıçzâde Hakkı. “Pek Uyanık Bir Uyku”. İctihad. sy. 55 (1913).
Uran, Hilmi. Hâtıralarım. Ankara 1959.
Vagts, Alfred. A History of Militarism: Civilian and Military. New York 1967.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/militer-egitim
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Eğitimde askerî değerlerin belirleyici olması.