Latin harfleri esasına dayalı alfabe hazırlamak için Maarif Vekâleti tarafından oluşturulmuş kurul.
Latin harfleri esasına dayalı alfabe hazırlamak için Maarif Vekâleti tarafından oluşturulmuş kurul.
Yeni Türk harflerinin kabul edildiği 1 Kasım 1928 tarihinden önce Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Arap harfli Türkçe yazının ıslahı veya alfabenin tamamen değiştirilmesi tartışmaları zaman zaman gündeme gelmiştir. Buna yönelik ilk resmî talep, 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi'nde Ali Nazmi adlı bir işçi tarafından bir önerge şeklinde kongre üyelerine sunulmuştur. Fakat kongre başkanı Kâzım Karabekir Paşa, bu talebi "Latin harflerinin kabulü meselesi, Avrupalılar tarafından bizi bölmek ve İslam âleminden koparmak için atılan bir nifak tohumudur" (Ökçün, 1981: 319) sözleriyle reddetmiştir (bk. Kâzım Karabekir). Onun eleştirileri Falih Rıfkı, Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi gibi isimlerin Latin harflerinin gerekliliğine dair demeçleriyle karşılık bulsa da Cumhuriyet'in ilk yılları yeni alfabe kabulü için elverişli ortama sahip olmadığından bu yönde bir düzenlemeye gidilmemiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 1924 yılı bütçe görüşmeleri esnasında alfabe tartışmaları İzmir Milletvekili Şükrü Saraçoğlu tarafından yeniden gündeme getirildi. Saraçoğlu okuma-yazma oranının çok düşük olmasının sebebini, "Benim kanaatimce bu büyük derdin en vahim noktası harflerdir. Eğer ben Arap harfi diyecek olursam burada da acaba benim fikrime tuğyan ve isyan edecek olan var mı? Efendiler! Bunun yegâne kabahati harflerdir. Arap hurufatı, Türk lisanını yazmaya müsait değildir. Hacımızın, hocamızın, amirimizin, memurumuzun gayretine; yıllardan, asırlardan beri yapılan bunca fedakârlıklara rağmen halkımızın ancak yüzde ikisi veya üçü okumuştur" (Levend, 1972: 395) şeklinde açıklamıştır. Böylece yeniden alevlenen tartışma Akşam gazetesinin 28 Mart 1926 tarihli nüshasında "Latin Harflerini Kabul Etmeli mi, Etmemeli mi?" başlıklı anket uygulamasına kadar uzanmıştır. Anketi cevaplayanların çoğu bu değişikliğin zararlı olacağını, bir kültür bunalımına sebebiyet vereceğini ileri sürmüşlerdir.
Tartışmalar sürerken harf inkılabının etkisinin daha hızlı yayılmasını sağlayacak hukukî ve kurumsal düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. 1924 Tevhîd-i Tedrisat Kanunu, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti'nin ilgası; takvim, saat ve ölçü birimlerinin Batı'dakilere uyumlu hale getirilmesi (1925), cadde ve sokak isimlerinin Türkçeleştirilmesi (1926) bunlardan bazılarıdır (bk. Tevhîd-i Tedrisat Kanunu, Şer'iye ve Evkaf Vekâleti). Diğer yandan Şubat 1926'da Bakü Uluslararası Türkoloji Konferansı'nın bir sonucu olarak 1928 yılında Azerbaycan'da Latin harflerinin kabulü, Türkiye'deki harf devrimi için itici bir kuvvet olmuştur. Sovyetler'in bu kararından sonra 1926 yılında Maarif Vekili Mustafa Necati Bey, alfabenin değiştirilmesinin siyasî önemi üzerinde durmuş ve 1928 yılına kadar kamuya duyurulmadan çalışmalar hız kazanmıştır (bk. Mustafa Necati).
23 Mayıs 1928 tarihinde Maarif Vekâleti bünyesinde bir "dil encümeni" kurularak alfabenin değiştirilmesi için fiilen çalışmalara başlanmıştır. Encümenin ilk üyeleri şu isimlerden oluşmuştur: Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ruşen Eşref Ünaydın, Falih Rıfkı Atay, Mehmet Emin Erişirgil, İhsan Sungu, Avni Başman, Ragıp Hulusi Özdem, Ahmet Cevat Emre, İbrahim Osman Grantay. Daha sonra Celal Sahir Erozan, İbrahim Necmi Dilmen, Ahmet Rasim, İsmail Hikmet Ertaylan ve Fazıl Ahmet Aykaç da katılmıştır. Encümen 5 Aralık 1928'de İcra Vekilleri Heyeti kararıyla Maarif Vekâleti'ne bağlanmış, çalışma esaslarını belirleyen bir yönetmelik düzenlenmiştir.
Kurul bu faaliyetlerini "dil encümeni" ve "alfabe encümeni" olarak iki koldan yürütmüştür. Atay'ın ifade ettiği gibi komisyonda görülecek iş, yazıyı değiştirmek doğru mudur değil midir tartışmasına nihayet verip, yeni alfabe harflerini seçmeye başlamaktır (Atay, 1969: 404). 9 Temmuz 1928'de dil encümeni üyelerinin Latin harflerinin kabulünden yana oldukları haberleri gazetelerde yayımlanmıştır. Bu dönemde Öğretmenler Derneği başkanı da encümenin fikrini benimsediğini, fakat yedi yıl sonra öğretimin Latin harfleriyle yapılabileceği görüşünü ileri sürmüştür. Kamuoyunda ise yeni harflere geçilmesi konusunda daha uzun bir süreye ihtiyaç duyulacağı ve yeni alfabenin Arap harfleriyle birlikte uygulanması gerektiği kanaati hâkim olmuştur.
Dil encümeni tarafından yeni alfabede çift harflerin yer almaması, millî bir Türk alfabesi oluşturulması, seslerin uluslararası değerine dokunulmaması ve işaretli harflere mümkün mertebe yer verilmemesi gibi şartlar benimsenmiştir. Bu çerçevede hazırlanan "Elifba Raporu" sonucunda ortaya "a, b, c, ç, d, e, f, g, gh, ğ, h, ı, i, j, k, kh, l, m, n, o, ö, p, r, s, ş, t, u, ü, v, y, z" şeklinde bir alfabe konulmuştur. Okuma güçlüğü sebebiyle gh ve kh harfleri çıkarılarak son hali ile kabul edilmiştir. Dil encümeninin belirlediği Latin harf esasına dayalı yeni Türk alfabesinin en önemli özelliklerinden biri, Türkçe ve Latince harf değerleri ile Avrupalılar'ın kullandığı harf değerlerinin benzer olmasıdır. Ancak klasik Latin alfabesinde kullanılan beş sesli harf Türkçe için yetersiz olduğundan Almanlar'ın kullandığı "ö" ve "ü" harfleri de alınmıştır. Ayrıca Fransızca'dan aksan sirkonfleksli (â, î, û, y, j) Romence'den "ş", İspanyolca'dan "ñ", Âzerîce ve Arnavutça'dan "ç" ve "ğ" harfleri yeni Türk alfabesine eklenmiştir.
Dil encümeni 26 Haziran 1928'de başladığı çalışmalarını 12 Temmuz 1928'de bitirmiş; Başvekil İsmet Paşa da 17-19 Temmuz tarihlerindeki toplantılara katılarak yeni alfabeye "Türk alfabesi" adını vermiştir (bk. Mustafa İsmet İnönü).
Komisyonun hazırladığı alfabe taslağını 1 Ağustos 1928'de Dolmabahçe Sarayı'nda Mustafa Kemal'e takdim eden kişi Falih Rıfkı Atay'dır (bk. Atatürk, Mustafa Kemal). Taslağı inceleyen Mustafa Kemal bazı değişiklikler tavsiye etmiştir. O tavsiyeler doğrultusunda encümen, Galatasaray Lisesi'nde 6 Ağustos 1928'de taslağa son şeklini vermek amacıyla Mustafa Necati Bey başkanlığında toplanarak bazı Türkçe seslerin nasıl gösterileceğine, Türkçe'ye geçmiş Arapça ve Farsça kelimelerin karşılıklarının bulunmasına ve Türkçe'nin ortak lehçesi olarak İstanbul lehçesinin esas alınmasına karar vermiştir. Değişiklikler bağlamında büyük harflerin şekilleri, el yazısı ile yazılış biçimleri tertip edilmiştir. Harf tablosundan q, w, x gibi Türkçe'de ses karşılığı bulunmayan harfler çıkarılmış, Türkçe'de ses karşılıkları bulunan ö, ü, ğ harfleri ilave edilmiştir. Bazı harflerin okunuşu f (fe), l (le), m (me), n (ne), r (re), s (se), ş (şe) olarak yeniden belirlenmiş, tablodaki "ı" harfinin yeri "i" harfi ile değiştirilmiştir.
Ahmet Cevat Emre'nin hazırladığı "Gramer Raporu"nda yabancı kökenli sözcükler için "uzatma" (^) ve "kesme" (') işaretlerinin kullanılması önerilmiş, ancak Mustafa Kemal bazı işaretleri gereksiz bularak çıkarılmasını istemiştir.
Kesme işaretinin aynı yazılıp farklı anlamları olan kelimeleri ayırt etme (mesela tab'an) dışında kullanılmaması, uzatma işaretinin de yalnızca uzatma ve yumuşatma (âdet, rüzgâr) için kullanılması onaylanmıştır. Öte yandan Gramer Raporu'nda, Türkçe kelimelerin elden geldiğince "konuşulduğu gibi" yazılması ilkesi benimsenmiş, bu amaçla fonetik kurallara uygun olması için sert ünsüzlerin kullanılmasına karar verilmiştir. Örneğin "gelmişdir" yerine "gelmiştir" gibi.
Encümendeki üç kişilik Latin Alfabesi Komisyonu 12 Ağustos 1928'de Latin, özellikle de Fransız alfabesinin, Türk yazı değişikliği konusundaki incelemelerini tamamlamış, "Modifications" başlıklı bir rapor hazırlamıştır. Fransız kültürünün tesirinde hazırlanan rapor, Fransızca'yı esas alan yirmi iki harften oluşan bir alfabenin benimsenmesini önermiş, fakat öneri kabul görmemiştir.
Böylece Ankara'da başlayan harf devrimi süreci, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kapalı olduğu yaz döneminde Mustafa Kemal tarafından yapılması zaruret teşkil eden bir değişim olarak 9 Ağustos 1928'de İstanbul'daki Gülhane Parkı'nda düzenlenen bir eğlencede sürpriz bir şekilde kamuoyuna duyurulmuştur.
Encümen üyeleri bundan sonra yeni harfleri halka tanıtmak için yapılan çalışmalara katılmışlardır. Bu doğrultuda Ahmet Cevat, İbrahim Necmi ve Falih Rıfkı beyler çeşitli gazetelerde yazılar yazarak yeni harflerin tanıtımını yapmışlardır. İbrahim Necmi ayrıca milletvekilleri ile cumhurbaşkanlığı erkânına yeni harflerin biçimlerini ve harflerin ses değerlerini anlatan konferanslar vermiştir.
Encümen üyelerinden bazıları da Ankara'da bu harfleri öğretecek öğretmenlere yeni alfabeyi öğretmek maksadıyla ilkokul öğretmenlerine ve müfettişlerine kurslar düzenlemişlerdir. Benzer bir kurs da devlet memurlarına ve öğretmenlere Türk Ocağı'nda İhsan Sungu tarafından 23 Ağustos 1928'da verilmiştir (bk. Türk Ocağı, İhsan Sungu).
Dolmabahçe Sarayı'nda 29 Ağustos 1928'deki üçüncü tanıtım toplantısına Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümet, askerî ve sivil erkân, basın, üniversite temsilcileri ve şehrin ileri gelenleri katılmıştır. Mustafa Kemal Paşa'nın önerisiyle üç maddeden oluşan bir karar, katılımcıların oy birliği ile kabul edildikten sonra İbrahim Necmi tarafından ders verilen tahtaya yazılmıştır. Bu kararlar şunlardır: 1. Milleti cehaletten kurtarmak için kendi diline uymayan Arap harflerini terkedip Latin esasına dayalı Türk harflerini kabul etmek zaruridir. 2. Komisyonun teklif ettiği alfabe, hakikaten Türk alfabesidir. 3. Harf ve imla kaideleri, lisanın ıslahını, inkişafını ve millî zevki takip ederek tekâmül edecektir.
1 Kasım 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Kanuna göre 1 Aralık 1928'den başlayarak gazete, dergi ve kitap dışındaki bütün yayınlar Latin harfleriyle yayımlanmıştır. Kitapların basımında yeni harflere tamamen geçiş 1 Ocak 1929 tarihinde gerçekleştirilmiş, o tarihten itibaren bütün kamu ve özel kuruluşların işlemlerinde Latin harflerinin kullanılması zorunlu hale getirilmiştir. Okullarda Latin harfleri kullanılmaya başlanmış ve eski yazı ile yayımlanmış kitaplarla eğitim öğretim yasaklanmış, halka yeni harfleri öğretmek için millet mektepleri açılmıştır (bk. Millet Mektepleri).
Kanunun kabulünden sonra dil encümeni üye sayısı artmış, 1930 yılında Macar etnografya uzmanı Mesaroj da encümene dahil edilmiştir. Encümen çalışmalarını 1931 yılında sonlandırmıştır. 1928-1931 yılları arasında sürdürdüğü mesaisinin karşılığı sadedinde bütçeden ek ödenek ayrılmıştır.
Mustafa Kemal Paşa, yurt gezilerinden Ankara'ya döndükten sonra yeni alfabede gördüğü bazı aksaklıklarla ilgili tekliflerde bulunmuştur. Bunun üzerine dil encümeni yazım kurallarında dört değişiklik yapmıştır: 1. Soru edatı olan "mi, mı, mü, mu" genellikle ayrı yazılır, ama kendisinden sonra başka ekler varsa onlarla birleşerek yazılmalıdır. 2. Bağlantı edatı olan "ki" ve dahi anlamındaki "de, da" ayrı yazılmalıdır. 3. Bağlama işareti olan tire (-) kullanım dışıdır. 4. Farsça sözcüklerdeki tamlama çizgisi kalkmalıdır. Yapılan son değişiklikler dil encümeni ve Mustafa Kemal Paşa'nın onayından geçtikten sonra yeni alfabenin yazım kuralları oluşturularak ilan edilmiştir. Akabinde 25.000 sözcüğü kapsayan bir İmla Lügatı hazırlanmış ve dağıtılmıştır.
Encümen ayrıca Yeni Türk Alfabesi, Muhtasar Türkçe Gramer, Yeni Türk Yazısı, İmla ve Tasrif Şekilleri ve İlk Kıraat, Halk Dershanelerine Mahsus Türk Alfabesi ve Seçme Yazılar başlıklı çalışmalarını da yayımlamıştır.
Atay, Falih Rıfkı. Çankaya. İstanbul 1969.
Başgöz, İlhan. Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk. Ankara 1995.
Ertem, Rekin. Elifbe’den Alfabeye: Türkiye’de Harf ve Yazı Meselesi. İstanbul 1991.
Heyd, Uriel. Language Reform in Modern Turkey. Jeruselam 1954.
Korkmaz, Zeynep. Atatürk ve Türk Dili-Belgeler. Ankara 1992.
Kılıç, Fahri. “Yeni Türk Alfabesinin Kabulünde Dil Heyetinin Yürüttüğü Çalışmalar”. Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi. 16/2 (2020), s. 797-525.
Levend, Agâh Sırrı. Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri.Ankara 1972.
Ökçün, Gündüz. Türk İktisat Kongresi 1923-İzmir: Haberler-Belgeler-Yorumlar. Ankara 1981.
Özerdim, Sami N. Yazı Devriminin Öyküsü. Ankara 1978.
Şimşir, Bilal N. Türk Yazı Devrimi. Ankara 1992.
Uluskan, Seda Bayındır. Atatürk’ün Sosyal ve Kültürel Politikaları. Ankara 2017.
Ülkütaşır, Mehmet Şakir. Atatürk ve Harf Devrimi. Ankara 1973.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/dil-encumeni
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Latin harfleri esasına dayalı alfabe hazırlamak için Maarif Vekâleti tarafından oluşturulmuş kurul.