A

DÂRÜLHARİR(1888-1926)

Osmanlı döneminde açılan ipek böcekçiliği ve ipekçilik mektebi.

  • DÂRÜLHARİR
    • Mehmet Ali YILDIRIM
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 09.06.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/darulharir
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    DÂRÜLHARİR
DÂRÜLHARİR (1888-1926)

Osmanlı döneminde açılan ipek böcekçiliği ve ipekçilik mektebi.

  • DÂRÜLHARİR
    • Mehmet Ali YILDIRIM
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 09.06.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/darulharir
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    DÂRÜLHARİR

İpekçilik hem dokumacılığı hem ticareti ile Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinden itibaren önemli bir meslek kolunu oluşturmaktaydı. Özellikle İran üzerinden gelen ham ipek, başta Bursa olmak üzere İpek yolu üzerinde bulunan yerleşim yerlerinde işlenerek Avrupa'ya ihraç edilmekteydi. Zaman zaman bir taraftan İran ile yaşanan siyasî istikrarsızlık sebebiyle ham madde tedarikinde yaşanan sorunlar, diğer taraftan işçilik kalitesindeki düşüş, ipekli kumaş üretiminin yerini kozacılığa bırakmasına zemin hazırladı. Böylece koza üretimi, XIX. yüzyıla kadar artarak ve gelişerek devam etti. Başta buharlı makineler olmak üzere dönemin çağdaş üretim araç ve metotlarıyla imal edilen kaliteli Osmanlı ham ipeği, Avrupa pazarlarında aranır hale geldi. Öte yandan üreticisine tatmin edici bir kazanç sağlaması, kozacılığın denetimsiz olarak yaygınlaşmasına yol açtı. Daha fazla gelir elde etmek ve ürün miktarını arttırmak için böcekhanelerin kapasitesi aşıldı, sağlıksız şartlarda üretim yapılmaya başlandı. Ardından pebrine (karataban) ile flacherie (baygınlık) adlı salgın hastalıklar ipek böceklerini etkileyerek kozacılığı durma noktasına getirdi. XIX. yüzyıl ortalarına gelindiğinde ise koza üretimi yapan işletmelerin çoğu kapanmış, dut bahçeleri tarlalara dönüşmeye başlamıştı. Az sayıdaki meslek erbabı ise işlerini devam ettirebilmek için hastalıkla mücadelede başarılı olan İtalya ve Fransa'dan yumurta ithaline mecbur kalmışlardı.

Fransız Louis Pasteur tarafından keşfedilen, damızlık kelebeklerin mikroskopla incelenerek sağlıklı yumurtaların belirlenip kullanılması yöntemi, XIX. yüzyılın ikinci yarısına girerken Avrupa'da salgının önüne geçilmesini sağladı. Hükümetler destek, teşvik ve eğitimle ipek böcekçiliğini yeniden popüler hale getirdiler. Ancak kurumsal alt yapı ve yetişmiş insan gücü eksikliği sebebiyle Osmanlı'da söz konusu tedbirler uzun süre uygulamaya konulamadı. Yumurta ithalatı bir süre olumlu netice verdiyse de hastalıklı yumurtaların tespit edilememesi, kozacılık alanındaki gerilemeyi engelleyemedi.

Osmanlı Devleti'nde kozacılığın kötü gidişatına son veren gelişmeler, 1881 senesi sonunda Düyûn-ı Umûmiye İdaresi'nin kurulması ile başladı. Zira devlet, birtakım gelirler ile içerisinde ipek kozası öşrünün de bulunduğu rüsûm-ı sitteyi, yapılan anlaşma çerçevesinde dış borçlarına karşılık olarak idareye bırakıyordu. Düyûn-ı Umûmiye İdaresi, ipek akarının hayli gerilemiş olduğunu görünce bu kalemden yüksek gelir elde etmek için harekete geçti. Bursa'da koza ve ipek ticaretine devam eden tüccar ve uzmanlardan bilgi alındı. Yapılan değerlendirmeler neticesinde Fransa'dan bir uzman getirtilerek ithal edilecek yumurtaların gümrükte muayene edilmek suretiyle sağlam teslim alınması kararına varıldı. Pasteur ile irtibata geçilerek yardım talep edildi. Pasteur ise konuyu Montpellier İpek Böceği Enstitüsü Müdürlüğü'ne havale etti. Müdürlükten gelen cevabî yazıda Fransa'dan uzman getirtilmesinin problemli olacağı ve ekonomik olmayacağı ifade edilmişti. Bunun yerine 1880 senesinde Halkalı Ziraat Mektebi'nin öğretim kadrosunun oluşturulması adına Avrupa'ya gönderilerek Montpellier Ziraat Mektebi'nde öğrenim gören ve ipek böcekçiliği konusunda ihtisas sahibi olan Kevork Torkomyan Efendi önerilmekteydi. Nihayet 14 Şubat 1887 tarihinde ithal edilecek ipek böceği yumurtalarını gümrükte kontrol görevi, Fransa'dan döndükten sonra Hazîne-yi Hâssa Nezareti'nde çalışmaya başlayan Torkomyan Efendi'ye havale edildi.

Torkomyan Efendi, bir rapor kaleme alarak ipekçiliği ihya etmek için ilgili alandaki güncel ve teknik bilgileri ücretsiz eğitimle yaygın hale getirerek yumurta üretimini ülke içerisinde gerçekleştirmeyi teklif etti. Bursa'da açılacak bir harir dârüttalimi ile bunun mümkün olabileceğini dile getirdi. Bu teklif Düyûn-ı Umûmiye İdare Meclisi tarafından kabul edildi. Böylece 8 Şubat 1888 tarihli irade ile Bursa'da bir dârülharir açılması ve yönetiminin Torkomyan Efendi'ye verilmesi kararlaştırıldı. Bursa'nın Şehreküstü mahallesinde bir ev kiralanarak gerekli hazırlıklar tamamlandı ve 1888 yılı Nisan ayında memleketin ilk müstakil ipekçilik mektebi faaliyete geçmiş oldu. İlk etapta on iki öğrenci ile eğitime başlayan mektepten olumlu netice alınınca kontenjan arttırıldı. Evvela daha büyük bir yere nakledilerek kapasitesi genişletildi. Ardından Eşrefiler caddesi üzerinde bina inşasına başlandı ve mektep 1894 senesi Nisan ayında yapımı tamamlanan kendi yerine taşındı.

Harir Dârüttalimi, Dârülharir ve İpekçilik Mektebi olarak anılan bu mektebin programı, Pasteur usulüne uygun hastalıksız yumurta üreterek koza verimini arttırmak üzere şekillendirildi. İki farklı program uygulayan Torkomyan Efendi, bir yandan bir ipek mevsimi süresince teorik ve pratik eğitim müfredatı takip ederek diplomalı ipek böcekçileri yetiştirirken, diğer yandan iki aylık kurslar düzenleyerek uygulama ağırlıklı sertifika programı tertip etti. Kısa sürede doksanın üzerinde mezun veren Dârülharir sayesinde Bursa ve çevresi başta olmak üzere kozacılık yeniden canlanmaya başladı. 1893 yılında yürürlüğe giren "Harir Tohumu İstihsal ve Füruhtuna Mahsus Nizamname" ile ipek böcekçiliği ve ipek ticareti için diploma şartı getirilince denetim ve kontrol merkezi haline gelen mektebe olan ilgi daha da arttı. 1904 senesine gelindiğinde, Dârülharir'den mezun olan uzman ipek böcekçilerinin sayısı 1230'u geçmişti. Aydın, Ankara, Konya, Trabzon, Sivas, Van, Erzurum, Diyarbakır, Bitlis, Adana, Halep, Beyrut ve daha birçok vilayet ile sancaktan gelerek eğitim alanlar, memleketlerine geri dönerek işletme açmaya başladılar (Hüdâvendigâr Vilâyeti Salnâmesi, 1325). 1911 senesinde aşırı rağbetin önünü almak ve eğitim kalitesini standarda bağlamak üzere "Bursa Harir Dârüttalimi Dâhilî Nizamnamesi" ilan edildi. Kontenjan elli ile sınırlandırılarak giriş imtihanı konuldu. Gündüzlü olan mektebe başlama yaşı on altı olarak belirlendi. Teorik ve pratik eğitim, mükemmel şekilde ipek böceği yetiştirilmesi, Pasteur usulüne göre yumurta üretimiyle (mikroskop kullanma), dut fidanı dikimi (ağaç bakımı, budama, aşılama) üzerine temellendirildi (Burûsa Harir Dârüttalimi'ne Mahsus Nizamnâme-i Dâhiliye, 1911). Nizamnamesinin ilanıyla kurumlaşma süreci tamamlanan ve adım adım eğitim sistemi oturan Bursa Harir darüttalimi, 1914 senesine kadar kesintisiz olarak faaliyette bulundu.

Eğitim öğretim, mektebin açılışından itibaren müdürlük vazifesini üstlenen K. Torkomyan Efendi'nin kontrolünde yürüdü. Telif ettiği İpekböceği Beslemek ve İpekböceği Tohumu İstihsal Etmek Usul ve Kavaidi başlıklı kitabı 1898 yılında Düyûn-ı Umûmiye İdaresi tarafından basıldı. 1910 ve 1922 yıllarında iki baskısı daha yayımlanan bu kitap, ipek böcekçiliği alanında ders kaynağı olarak kullanıldı. Dârüttalim, savaş yıllarında etkin olmasa da 1922 senesine kadar 2000'in üzerinde fennî kaidelere göre yetişmiş mezun vererek sönmeye yüz tutan ipekçiliğin yeniden ihyasına büyük katkı sağladı. Açılışının beşinci senesinde koza üretiminin artışı %267'yi, koza mahsulünden elde edilen vergideki artış ise %414'ü bulmuştu. Ancak Balkan ve ardından I. Dünya savaşlarının başlaması ipek ticaretini ve söz konusu alana yönelik endüstriyi yeniden çöküşe sürükledi. Savaş süreci ilginin azaldığı mektebin gelişimini sekteye uğrattıysa da Cumhuriyet'in ilanından sonra "İpek Böcekçiliği Mektebi" adı verilen okulun varlığı korundu.

Öteden beri ipekçiliğin merkezi konumundaki Bursa'da açılan Dârülharir'in mütevazi kadroyla sağladığı başarı, ipekçilik alanında parlak geçmişe sahip diğer şehirlerde de dârülharirler tesis edilmesi fikrini gündeme taşımıştı. Diğer taraftan memleketin dört bir yanından öğrenci kabul edilen mektebe, dönemin ulaşım ve barınma şartları sebebiyle uzak şehirlerden eğitim almak için gelenler kısa eğitim süresine rağmen zorluklar yaşamaktaydılar. Dolayısıyla ipekçiliğin, ülke genelinde daha yaygın hale gelmesini sağlamak ve devlete malî açıdan sunduğu faydayı arttırmak düşüncesiyle 1894 yılında Amasya, Antakya ve Selanik'te de birer dârülharir açılması, dut bahçeleri oluşturulması kararına varıldı. Ancak sürekli olarak gündemde tutulan bu girişimden uzun bir süre netice elde edilemedi. Osmanlı'nın ipek böceği yetiştiriciliği konusunda ikinci eğitim kurumu yine Bursa'da bulunan Ziraat Ameliyat Mektebi bünyesinde açılan Dârüttahsil oldu. Selanik Harir Dârüttalimi, yoğun uğraşlar sonucunda 1907 yılı ilkbaharında Ziraat Ameliyat Mektebi'ne bağlı olarak açılabildi. Bu dönemde ipek böcekçiliği, ziraî alandaki tek yüksek ihtisas mektebi olan Halkalı Ziraat Mektebi'nin ders programına da eklendi.

II. Meşrutiyet devrinde Orman, Maâdin ve Ziraat Nezareti'nin girişimiyle Amasya, Antep, Gümüşhane ve Beyrut'ta birer dârülharir açılması için çalışmalara başlandı. Kısa sürede bahsi geçen şehirlerdeki dârülharirlerin kuruluş süreci tamamlandı. Ayrıca 1911 yılında Van'da ve ardından Bağdat, Ma'mûretülazîz, Adana, Diyarbekir ve Suriye'de de harir dârüttahsilleri kurulması kararlaştırıldı. 1913 senesinde iktisadî ve ziraî açıdan ipekçiliğe daha elverişli olduğu gerekçesiyle Antep'teki dârülharir Antakya'ya nakledildi. Gümüşhane'de açılan mektebin ise Erzincan'a taşınması kararına varıldı. Açılış süreci tamamlanan Ma'mûretülazîz dârülharirine yirmi beş öğrenci alınarak eğitime başlandı.

Ticaret ve Ziraat Nezareti'ne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren dârülharirlerde idarî işler ve eğitimin koordinasyonu, Halkalı Ziraat Mektebi veya Bursa Harir Dârüttalimi'nden şehadetnameli bir müdürün uhdesindeydi. Sadece Beyrut Dârülhariri'nde iki kişilik idare heyeti bulunmaktaydı. Mezunlara ipek böceği yumurtası, mikroskop veya para ödülü verilerek ipek böcekçiliği teşvik edilmekteydi. 1913-1914 senesinde Antakya Dârülhariri'nde yirmi yedi öğrenci kayıtlıydı. Sadece dört öğrenci mektebe devam edemedi. Amasya Dârülhariri döneme altı öğrenciyle başladı. Bunlardan üçü mezun olabildi. Beyrut Dârülhariri'nde eğitimini tamamlayan on altı öğrenci diploma almaya hak kazandı. Ma'mûretülazîz Dârülhariri ise on iki mezun verdi. Ancak I. Dünya Savaşı, Bursa Harir Dârüttalimi'nde olduğu gibi diğer dârülharirlerin de gelişimini durdurdu. 1930 yılında Elazığ'daki mektep lağvedildi. İpek Böcekçiliği Mektebi ismiyle Ziraat Vekâleti'ne bağlanarak yirmi altı öğrenci ile yeniden açılan Bursa Harir Dârüttalimi ise 1930 yılında ipek böceği yumurtası yetiştirilmesi, ticareti ve ipek böcekçiliğinin geliştirilmesi adına İpekböceği Enstitüsü'ne dönüştürüldü ve 1976 yılına kadar faaliyette bulundu.

Kaynakça

BOA. İ.ML. (İrâde Mâliye) D. 13 S 1312, (Dosya) 11/40; ŞD. (Şûrâ-yı Devlet) 23 Ş 1302, D.575/2; ŞD. 11 B 1315, D.524/61; ŞD. 16 Z 1311, D.354/46; TFR.1.KV. (Rumeli Müfettişliği Kosova Evrakı) 28 S 1325, D.158/15714.

1329-1330 Senesine Mahsus Maârif-i Umûmiye İhsâiyat Mecmuası. İstanbul 1336.

Burûsa Harir Dârüttalimi’ne Mahsus Nizamnâme-i Dâhiliye (Dispositions Administratives Concernant L’institut Séricicole de Brousse). 1911.

Çeşme, Volkan. “Osmanlı’da Ziraatı Modernleştirme Sürecinde Halkalı Ziraat Mektebi: Eğitimi, Eğitimci Kadrosu, Örnek Çiftliği ve Yayınları”. Osmanlı Bilimi Araştırmaları. 16/1 (2014), s. 73-99.

Çiftçi Cafer. “Hudâvendigâr Vilâyetinde İpekböcekçiliğinin Canlandırılmasında Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi’nin Rolü”. Belleten. 76/277 (2012), s. 905-949.

Dalsar, Fahri. Türk Sanayi ve Ticaret Tarihinde Bursa’da İpekçilik. İstanbul 1960.

Fuat. “Kozacılığa Nasıl Çalışmışlar”. İktisadiyat Mecmuası. 64 (1333), s. 3-5.

Hüdâvendigâr Vilâyeti Salnâmesi. 24. defa, 1325.

İnalcık, Halil. Türkiye Tekstil Tarihi Üzerine Araştırmalar. İstanbul 2008.

Karamursal, Ziya. Osmanlı Malî Tarihi Hakkında Tetkikler. Ankara 1989.

Kısaparmak, Necip Güngör. Millî Eğitim Cephesiyle Elazığ. Elazığ 1967.

Quataert, Donald. “The Silk Industry of Bursa 1880-1914”. The Ottoman Empire and the World-Economy. ed. H. İslamoğlu-İnan. Cambridge 2004, s. 284-299.

Taşlıgil, Nuran. “Dünden Bugüne Bursa’da İpekböcekçiliği.” Marmara Coğrafya Dergisi. 1 (1996), s. 237-246.

Ticaret ve Ziraat Nezâreti Mecmuası. 33-34 (1329).

Torkomyan, Kevork. İpekböceği Beslemek ve İpekböceği Tohumu İstihsal Etmek Usul ve Kavaidi. Dersaâdet 1326.

Yıldırım, Mehmet Ali. “Düyûn-ı Umûmiyye İdâresi’nin Kurulmasından Sonra Osmanlı’da Kozacılığın (İpekböcekçiliğinin) Gelişimine Dair”. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. 10/22 (2013a), s. 65-83.

a.mlf. “Osmanlı’da İpekböcekçiliği Eğitimi: Bursa Harir Dârüttalimi ve Dârülharirlerin Açılması”. Turkish Studies. 8/5 (2013b), s. 577-594.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/darulharir

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

DÂRÜLHARİR (1888-1926)

Osmanlı döneminde açılan ipek böcekçiliği ve ipekçilik mektebi.

Önizleme