Kur’an-ı Kerim’in tilavet, tecvit ve anlam öğretimi usulleri.
Kur’an-ı Kerim’in tilavet, tecvit ve anlam öğretimi usulleri.
Her ilim dalında olduğu gibi Kur'an kıraatinin ve tilavetinin de kendine mahsus öğretim ilke ve yöntemleri vardır. Bu sebeple, Kur'an eğitim ve öğretiminde ders öğretmeninin ehliyetli, liyakatli, kari ve mukrî olmasının yanı sıra dersin özel öğretim yöntem ve tekniklerini bilmesi, kullanması ve eğitim teknolojilerinden yararlanması gerekir.
Kur'an öğretiminde öncelik, Kur'an-ı Kerim'in sahih bir kıraat üzere okunması, okutulması ve öğretilmesidir. Sözlükte yaygın olarak "okumak, tilavet etmek, telaffuz etmek" anlamı verilen kıraat kavramı, sesli veya sessiz, nağmeli veya nağmesiz Kur'an tilaveti için kullanılır. Kur'an ilimleri ıstılahında ise "râvilerine nispet ederek Kur'an kelimelerinin nasıl okunacağını ve bu kelimelerin farklı okunuşunu" konu edinen bilim dalı olarak tanımlanır. Bu tanımdan hareketle kıraat imamlarından her birinin tercih ettiği okuyuşlar için de ayrıca "Âsım kıraati", "Nâfi' kıraati", "Verş kıraati" gibi tabirler kullanılmaktadır.
Hz. Peygamber, vahiy yoluyla öğrendiği tilavetini ashabına da öğretmiştir. İslam dünyasında çoğunlukla Âsım kıraatinin Hafs rivayeti tercih edilmiş ve eğitim kurumlarında da Kur'an eğitim öğretimi bu kıraat üzerine yapılmaktadır. Ancak kıraat eğitimi verilen köklü müesseselerde ve ihtisas eğitimlerinde diğer kıraatleri de ihtiva eden kırâat-i aşere öğretimi yapılmaktadır. Mesela Nâfi' kıraatinin Verş rivayeti Kuzey Afrika'da, Sudan'ın bazı bölgelerinde de Ebû Amr kıraati okunmaktadır.
Kur'an tilavetinin aynı zamanda sanat yönünün olması, onun telakki yoluyla ehliyetli bir hocadan, üstattan öğrenilmesini gerekli kılmaktadır. Kur'an-ı Kerim'i kâmil bir üslup ve eda ile okuyan ve öğretenlere üstat, kari, mukrî, Kur'an muallimi, öğretmeni veya hocası denilmesinin yanı sıra fem-i muhsin tanımlaması da yapılmıştır. Arapça'da fem "ağız" anlamındadır. Muhsin ise herhangi bir işi en güzel şekilde yapan anlamıyla da kullanılmaktadır. Fem-i muhsin Kur'an-ı Kerim tilavetini indirildiği gibi, emredilene uygun, en mükemmel şekilde doğru ve güzel tarzda icra eden üstat için kullanılan özel bir kavramdır. Hz. Peygamber'in "Kur'an'ı indiği gibi okumak isteyen İbn Ümmü Abd (Abdullah b. Mes'ûd) gibi okusun" (Buhârî, "Tefsîr", 81), "Kur'an'ı şu dört kişiden alınız; Abdullah b. Mes'ûd, Sâlim Mevlâ Ebû Huzeyfe, Ubey b. Kâ'b ve Muâz b. Cebel" (Buhârî, "Fezâilü's-sahâbe", 27) şeklindeki yönlendirmeleri bu işte ehil olan kişilerden eğitim almak gerektiğini göstermektedir. Kur'an kıraatinde ihtisas eğitimi alanlara, kendilerini yetiştiren üstatları tarafından, "Kur'an'ı öğrendiği gibi okutma" konusunda yetkili kılındığına dair "icazet belgesi" verilmesi ve bu durumun silsile halinde günümüze kadar gelmesi aynı hassasiyetin devam ettiğini göstermektedir.
Kur'an öğretiminde telakki esastır. Sözlükte "kabul etme, alma" anlamına gelen telakkî kavramı Kur'an harflerini ve kelimelerini hocadan olduğu gibi almak ve kabul etmektir. Telakki yoluyla alınarak öğretimin yapılması lafzın indiği gibi korunmasını ve okunmasını sağlamıştır. Çünkü lafızlar mânanın zarfı olup onların tahrifi mânanın değişmesine sebep olacaktır. Kur'an'ı Cebrâil'den öğrenen Hz. Peygamber'den acele etmemesi, vahyin tamamlanmasını beklemesi (Tâhâ 20/114), okunan Kur'an'ı dikkatle takip etmesi ve indirildiği gibi almasının istenmesi (Kıyâme 75/16-18) ve vahyin kendisine öğretilip korunacağı (A'lâ 87/6) bilgisinin verilmesi telakki yolunun önemini ve gerekliliğini ortaya koymaktadır. Nitekim Ümmü Seleme, Cebrâil'in bir kabı yavaş yavaş doldurur gibi Kur'an'ı Hz. Peygamber'e harf harf telkin ettiğini, onun da Cebrâil'den aynı şekilde aldığını ve sahabenin de aynı usulle ondan aldığını ifade eder. Kur'an'da "Şüphesiz bu Kur'an sana, hüküm ve hikmet sahibi, hakkıyla bilen Allah tarafından verilmektedir" (Neml 27/6) âyetinde geçen "verilmektedir" olarak tercüme edilen letülekka kelimesi Kur'an'ın telakki yoluyla alındığını işaret etmektedir.
Kur'an'ı tecvitli okumak ve okutmak esastır. Sözlükte tecvit "bir şeyi güzel ve sağlam yapmak, onu süslemek" anlamına gelir. Tecvit ilmi ise "Kur'an-ı Kerim'i harflerin mahreç ve sıfatlarına riayet edip vakf, vasıl, sekte vb. tilavet kurallarına uyarak güzel ve hatasız okumayı öğreten ilim" olarak tarif edilir. Kur'an okunurken hatalı okuyuştan dili korumak ancak tecvitli okuyuş ile mümkündür. Tecvidin muhtevasında hem tezyin (süsleme) hem de tahsin (güzelleme, iyi yapma) vardır. Kur'an-ı Kerim, tecvit ile inmiş ve tecvit ile okunmuştur. Kur'an âyetlerinin ağır ağır okunarak tefekkür edilmesinde ve mânasının anlaşılmasında önemli bir yeri olan bu okuyuş Kur'an-ı Kerim'de tertil kavramıyla tanımlanır (Müzzemmil 73/4). Tertil sözlükte "bir şeyi güzel bir şekilde sıralamak, dizmek, açığa çıkarmak ve açıklamak" anlamlarına gelip Kur'an'ın açık ve düzgün bir şekilde, tane tane ve yavaş yavaş, âyetlerin anlamı üzerinde düşünülerek okunmasıdır. Müzzemmil sûresindeki âyette geçen tertil kavramı Hz. Ali'ye sorulduğunda "tertil, harfleri tecvitli (lâzımî ve ârızî sıfatlarıyla) okumak ve vakfları (durulacak yerleri) bilmek" olarak tanımlamıştır. Kur'an-ı Kerim'i tecvit üzere okumak kitap, sünnet, icmâ ile sabit olmuş ve tevatür yoluyla günümüze kadar gelmiştir. Her müslümanın tecvidi bilmese de namazı sahih olacak şekilde sahih okuyuşa riayet etmesi yani lahn-ı celîden ârî olarak sûreleri okuması beklenir. Ancak öğrenme imkânlarından uzak olanlar mazur sayılmıştır. Kur'an eğitim öğretimi ile meşgul olanlar, tecvide riayetle mesul oldukları gibi tecvitli olarak da Kur'an'ı öğretmek zorundadırlar.
Kur'an öğretiminin temel ilkelerinden biri de lafız-mâna bütünlüğünün gözetilerek okunması ve okutulmasıdır. Kur'an'ın indiriliş gayesini açıklayan âyetler de (Sâd 38/29; Muhammed 47/24; İbrâhim 14/52) bunu açıkça ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber'in Kur'an öğrenmeyi ve öğretmeyi teşvik eden hadisini de (Buhârî, "Fezâilü'l-Kur'ân", 21) sadece lafız öğretimine indirgemek mümkün değildir. Kur'an'ın ilk muhataplarının Arapça bilen insanlar olduğu, sahabenin Kur'an'ı anlama ve öğrendiklerini uygulama çabası, Hz. Peygamber'in Kur'an'ı en iyi bilenleri toplulukların başına tayin ettiği vakalar göz önünde bulundurulduğunda "okuma ve okutma"daki bu teşvikin sadece harflerin mahreç ve telaffuzlarından ziyade anlayarak okuma ve okutmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Eğitimde muhataba görelik ilkesinden hareketle Kur'an öğretiminde öğrencilerin özelliklerini, seviyelerini bilmek ve ona göre muhtevayı belirlemek yeni yöntemler ve teknikler uygulamak, ders materyalleri hazırlamak ve geliştirmek gerekir. Öğrencilerin, ağız yapısı, ses rengi ve genişliği, hafıza gücü ve Kur'an'a olan ilgisi iyi farkedilmeli onlara rehberlik yapılmalıdır. Çocuklarda küçük yaşta bu tespitler yapılabilirse ve ona göre de eğitim verilirse Kur'an tilavetinde yetenekli olup kendi tarzını geliştireceklere rehberlik yapılmış ve kabiliyetleri keşfedilerek Kur'an ilimlerine kazandırılmış olurlar.
İslam'a göre Kur'an öğretimi ibadet bilinciyle olmalıdır. Çünkü o tilavetiyle ibadet olan bir kitaptır. Âyetlerde ve hadislerde Kur'an'ı öğrenenler ve öğretenler övülmüştür.
Kur'an-ı Kerim'in diğer Arapça metinlerden farklı olarak kendine özgü bir okunma biçimi vardır. Kur'an tilavetinin esasları ve yöntemleri Hz. Peygamber'den günümüze kadar başta sahabenin Kur'an tilavetinde önde gelenleri olmak üzere sonraki her bir tabakada (tâbiîn, etbâu't-tâbiîn) ehl-i Kur'an olan üstatlar ve onların kıymetli talebeleri tarafından, müşâfeheten (ağızdan ağıza) ve kulaktan kulağa nakledilerek günümüze kadar ulaşmıştır. Aynı hassasiyetle Kur'an tilavetinin esaslarını ve temel yöntemlerini ihtiva eden tecvit ve kıraat ilmiyle ilgili eserler telif edilmiştir. Bu eserlerde, Kur'an'ın her bir harfinin, kelimesinin ve âyetlerinin nasıl okunacağı ayrıntısına kadar belirtilmiştir. Zaman içerisinde araçlar değişse de aşağıda zikredilen geleneksel ve yaygın olan temel yöntemler değişmemiştir.
Sema: Lugatta "kulakla duymak, işitmek, dinlemek" anlamına gelen semâ metodu Kur'an kıraatinde, "Talebenin bir fem-i muhsini dinleyerek tecvitli okumayı öğrenmesidir." Sema metodunda hocanın okuması ve öğrencinin dikkatle dinlemesi esastır. Sema metodu sahabe, tâbiîn ve sonraki dönemlerden günümüze kadar Kur'an eğitim öğretiminin vazgeçilmezidir. Birebir hoca talebe uygulaması olduğu gibi gruplar halinde de uygulandığı vâkidir. Mesela kıraat imamlarından Kisâî'nin bir kürsü üzerinde Kur'an'ı baştan sona okuduğu ve öğrencilerinin onu dinleyerek vakf ve ibtida yerlerini işaretledikleri meşhurdur. Ancak Kur'an öğretiminde sema metodu tek başına yeterli olmamaktadır. Harflerin mahreçlerinden doğru telaffuzu ve tecvit kurallarının iyi kavranıp uygulanması ancak bir öğreticinin kontrolünden geçmesini, tilavetin ona arzedilmesini de gerekli kılmaktadır.
Arz: Lugatta "sunmak, göstermek, ortaya koymak" anlamına gelen arz kavramı Kur'an tilavetinde ve kıraatinde "talebenin dersi hocasına okuması, hocanın dinlemesi, doğruysa tasdik etmesi, yanlışsa tashih etmesi; kıraat ıstılahında ise talebenin hocasına kıraatten takip ettiği rivayet veya tariki okuması" olarak tanımlanır. Vefatına kadar her yıl ramazan ayında Hz. Peygamber o zamana kadar kendisine vahyedilen âyetleri Cebrâil'e arzetmiştir. Kur'an'ın bu yolla vahiy meleğine arzı, Hz. Peygamber'in vefat ettiği yıldaki ramazan ayında iki defa gerçekleşmiş (Buhârî, "Fezâilü'l-Kur'ân", 7). Başta vahiy kâtipleri olmak üzere sahabenin Resûlullah'a Kur'an okuması ilk dönem Kur'an eğitim öğretiminde arzın etkin olarak uygulanan bir metot olduğunu ortaya koymaktadır. Birinin diğeriyle konuşması, ağzından duyarak alma, ağızdan ağıza okuma olarak da adlandırılan müşâfehe kavramı Kur'an öğretimindeki arz metodu için de kullanılır. Kıraat âlimi İbnü'l-Cezerî bir öğrencinin, silsile halinde ağızdan ağıza nakille gelen okuma biçimlerini müşâfehe metoduyla öğrenmedikçe Kur'an tilavetini ve kıraatleri öğrenemeyeceğini ifade etmiştir.
Eda: Lügatta "yerine getirmek, borç ödemek" anlamlarına gelen eda kavramı ise Kur'an kıraatinde "Kur'an'ı tecvit kaidelerine göre, harflerin hakkını vererek gereği gibi okumak" için de kullanılmıştır. Kıraat ilminin taliminde etkin olarak kullanılan eda, Kur'an öğretiminde sema ve arz usulünün bir arada uygulanması olup hocanın öğrettiği şekliyle bir veya birkaç kelimeyi ya da harfi karşılıklı tekrar ederek okutmaktır. Âyetlerin kısa fâsılalar halinde parça parça öğretilip tekrar edilmesi şeklinde gerçekleşen eda, öğrencinin derste ilerleme kesbetmesinden sonra azaltılabilir.
Tecvit Öğretiminde Teori-Uygulama Birlikteliği: Tecvit hem nazariyatı hem de tatbikatı içerir. Teori ve uygulama birlikteliğinde Kur'an-ı Kerim'i okuyacak kimsede bir meleke ve alışkanlık meydana gelir. Tecvit öğretiminde medlerin ölçüsü, gunnelerin ve idgamların tutulma miktarları ve yapılışı musiki yönü de olan bir uygulamadır. İyi bir kulak aşinalığı ve ses terbiyesi gerektiren tecvit uygulamasında, tıpkı musiki eğitiminde olduğu gibi nazariyat ve uygulama becerisi birlikte olmadığında tecvit öğretiminden maksat hasıl olmaz. Tecvit öğretiminde teori-pratik uygulaması birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak görülmelidir.
Tashîh-i Huruf/ Harf Talimi Çalışması Yapmak/Yaptırmak: Kur'an harflerini, mehâric-i huruf ve sıfât-ı hurufa uygun olarak doğru telaffuz etmeye tashîh-i huruf denir. "Mehâric-i huruf, sıfât-ı huruf, harf talimi terimleri ile de ifade edilen bu çalışma bir Kur'an tilavetinin temelini teşkil eder. Tashîh-i huruf çalışmasında harfin mahrecinden, bu mahreçten çıkarken aldığı sıfattan kısaca bahsedilir ve sonra da uygulamaya geçilir. Gerek yüzünden okuma gerekse ezber derslerinin başında harf talimi yapılması ve bunun belirli aralıklarla tekrarlanması Kur'an harflerinin kalıcı öğrenme yoluyla doğru telaffuzunu sağlayacaktır. Bu uygulamada eda metodu esas alınır ve her harf önce sakin (eb, ib, üb; et, it, üt), sonra şeddeli (ebbe, ibbe, übbe; ette, itte, ütte), sonra da med harfleriyle (bâ, bî, bû; tâ, tî, tû) telaffuz edilerek alfabe tamamlanır.
Toplu Okuma Yapmak/Yaptırmak: Kur'an eğitiminde sema, arz ve eda metodunun sınıf ortamında ve ders halkasında birlikte uygulanması olup kalabalık öğrenci grupları için daha etkin ve verimli ders işlenmesine imkân sağlaması açısından oldukça önemli bir yöntemdir. Toplu okuma ile arkadaşlarının sesine iştirak eden öğrenciler, onların okuyuşundan da kulak yoluyla katkı alarak doğru sesi almaya, vermeye ve doğru okuyuşu kavramaya çalışır. Bu uygulama, öğrencide hata yapma korkusunu, ders dışı meşguliyetle zihinsel kopuşu, öğrencinin sesi veya okuma düzeyi itibariyle çekingenliğini giderir. Öğrencinin grup uyumu içerisinde dersi daha ilgiyle takip etmesine, arkadaşlarına uyma çabasıyla medlerin ve gunnelerin ölçüsünü daha çabuk kavramasına, birlik ruhu ile gerçekleştirilen tilavetin oluşturduğu manevi hava içerisinde yüksek motivasyonla derse katılmasına, dolayısıyla oldukça etkin ve verimli bir Kur'an eğitiminin gerçekleşmesine katkı sağlar.
İyi bir Kur'an eğitim öğretimi belirtilen bu ve benzeri temel ilke ve yöntemler doğrultusunda ilk okuma (elifba) öğretiminde, yüzünden okumayı geliştirme, iyileştirme ve seri okuyuşu kazandırmada, teorik ve uygulamalı tecvit öğretiminde, ezber yaptırmada ve anlam öğretiminde uygulanan öğretim teknikleriyle birlikte eğitim teknolojilerinden yararlanılarak özgün öğretim materyallerinin kullanımı yanı sıra dersin niteliğini ve verimliliğini arttıracak sınıf içi ve okul dışı etkinliklerin gerçekleştirilmesiyle mümkündür.
Alemdar, Yusuf. “Teknik ve Estetik Açıdan Kur’an Öğretme ve Okumaya Dair Bazı Gözlem ve Görüşler”. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 12/1 (2008), s. 219.
Ay, Mehmet Emin. “Çocuklarımıza Kur’ân’ı Nasıl Sevdirelim?”. https://www.fikriyat.com/yazarlar/mehmet-emin-ay/2017/06/15/cocuklarimiza-kurni-nasil-sevdirelim (Erişim Tarihi: 20.05.2023).
Bayraktutan, Osman. “Kur’an-ı Kerim Derslerinin Toplu/Koro Halinde Okutulması Üzerine Bir Değerlendirme”. İlahiyat Fakültelerinde Kur’ân Eğitim ve Öğretimi (Sorunlar-Çözümler-Yöntemler). ed. A. Gökdemir. İstanbul 2019, s. 69-82.
Birışık, Abdülhamit. “Kıraat”. DİA. 2002, XXV, 426-433.
Çetin, Abdurrahman. “Tilâvet”. DİA. 2012, XLI, 155-157.
Çollak, Fatih. “İmam Hatip Liseleri Kur’an-ı Kerim Dersi Müfredatı ve Öğretim Teknikleri Üzerine Düşünceler”. İmam Hatip Liselerinde Eğitim ve Öğretim. İstanbul 2005, s. 125-136.
Dahîl, Dahîl b. Abdullah. İkrâü’l-Kur’âni’l-Kerîm (Menhecuhû, Şurûtuhû, Esâlîbuhû, Âdâbuhû). Cidde 2008, s. 27, 42-23.
Karaçam, İsmail. Kur’an-ı Kerim’in Faziletleri ve Okunma Kaideleri (Mufassal Tecvid). İstanbul 1996, s. 167-171.
Kārî, Abdülazîz Abdülfettâh. Sünenü’l-Kurrâi ve Menâhicü’l-Mücevvidîn. Medine 1993, s. 45.
Kılıç, Mustafa. “İmam-Hatip Ortaokul ve Liselerinde Kur’ân Eğitimi Üzerine Bir Araştırma”. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi. 47 (2014), s. 98.
Mecîdî, Abdüsselâm Mukbil. el-Menhecü’n-Nebevî fi’t-Ta‘lîmi’l-Kur’ânî. Amman 2005, s. 86.
Pakdil, Ramazan. Ta‘lim Tecvid ve Kıraat. İstanbul 2017, s. 26, 28, 30, 86.
Sarı, Mehmet Ali. Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel Okuma Tekniği ve Kuralları. İstanbul 2011, s. 25, 33, 34.
Sülün, Murat. Kur’ân Kılavuzu: Mutlak Gerçeğin Sesi. İstanbul 2013, s. 169.
Tetik, Necati. “Kur’an Tilâvetinin veya Kırâat İlminin Öğretilmesi Usûllleri”. Atatürk Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi. sy. 9 (1990), s. 241, 243.
Yılmaz, Nazif. Kur’an-ı Kerim Öğretimi. İstanbul 2023, s. 27-59.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/kuran-i-kerim-ogretim-yontemleri
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Kur’an-ı Kerim’in tilavet, tecvit ve anlam öğretimi usulleri.