Eğitim amaçlı yurt dışından davet edilen uzmanlar.
Eğitim amaçlı yurt dışından davet edilen uzmanlar.
Tarihin farklı dönemlerinde ve mekânlarında devletler ve toplumlar, bilim, sanayi, kültür gibi alanlarda yabancı uzmanlar davet etmişlerdir. Özellikle XVII. yüzyıldan sonra Avrupa bilim, teknik, teknoloji vb. bakımlardan gelişmiş bir medeniyet düzeni haline gelince Rusya, Japonya, İran ve Mısır başta olmak üzere Batı dışı toplumlar kendi ülkelerine Avrupa'dan uzmanlar getirmişlerdir. Bunlardan biri de Osmanlı Devleti olmuştur.
Bu çerçevede Osmanlı'da yabancılar tarafından verilen raporlardan ilki, 1716'da İstanbul'a gelmiş bir Fransız subayı Rocheford'a aittir. "Bâb-ı Âli Hizmetinde Bir Ecnebi Askeri Mühendisleri Kıtası Teşkili" başlıklı on sayfalık bir rapor sunmuştur. Bu "Geleneksel Osmanlı militer örgütleri dışında ya da onun yanında ilk Avrupa yöntemli bir örgüt kurup yetiştirilecek olan fen subaylığı önerisidir." Fakat proje başarıya ulaşamamıştır (Mardin, 1962: 137).
Avrupa'da tanınmış bir Fransız asilzadesi olan K. Bonneval, 1731'de Sadrazam Topal Osman Paşa tarafından Avrupa tarzında humbaracı kıtaları kurmakla görevlendirilmiş, 1734'te Üsküdar'da açılan Hendesehane'de Humbaracıbaşı unvanını almıştır. III. Mustafa döneminde Macar soylularından B. de Tott, topçu öğretmen sıfatıyla devlet hizmetine girmiştir. Tott, yeni istihkâm ve topçu kıtalarının oluşmasına, eğitilmesine yardım etmiş, top dökümhanesini yeniden düzenlemiş ve hendese okulunda bazı dersleri okutmuştur. Ruslar'ın 1783'te Kırım'ı ilhakından sonra ise Sadrazam Halil Hamid Paşa'nın girişimiyle Fransız elçiliği vasıtasıyla farklı konularda hizmet etmek üzere Fransız uzmanlar getirilmiştir. 1784'te C.E.S. de Montmorency de bir ıslahat projesi sunmuştur.
1789'da Prusyalı subay von Goetze getirilmiştir. Daha sonra II. Mahmud, 1836'da Prusya'dan askerî uzmanlar istemiş ve H. von Moltke, Köpke, Laue, Mühlbach, Vincke ve Fischer'den oluşan uzmanlar gönderilmiştir. 1868'de yeniden bir grup Alman subay gelmiş, sayıları 1875'te on ikiye ulaşmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda II. Abdülhamid, yine Almanya'dan tekrar subaylar istemiş, J. Kaehler başkanlığında Kamphoevener ile Hobe ve Ristow, Türk ordusunda çalışmak üzere Osmanlı ülkesine gelmiştir. 1883'te bunlara C.F. von der Goltz ve başka denizci danışmanlar eklemiş bazı Türk subaylar da eğitim için Almanya'ya gönderilmiştir. Bunlardan Kamphoevener 1909'a kadar yirmi yedi yıl Türk hizmetinde kalırken Kaehler, Ristow ve Goltz da ölünceye kadar Türkiye'de kalmışlardır. II. Dünya Savaşı'nda Türkiye'deki Alman subayların sayısı 800'ü geçmiştir.
Osmanlı Devleti'nde XVIII. yüzyılın ilk yarısından sonra gelen uzmanları istihdam alanları açısından dört grupta toplamak mümkündür: Mühendisler, modern savaş sanatını öğretecek subaylar, çeşitli iş kollarında çalışacak kalifiye işçiler, tabip ve cerrahlar. Uzmanlar Osmanlı Devleti'ne getirilme şekline göre de dört gruba ayrılabilir: İlgili devletlerin İstanbul'daki elçileri aracılığıyla getirilenler, devlet adamlarının girişimleriyle gelenler, yurt dışındaki elçiler aracılığıyla çağrılanlar, kendiliğinden çalışmak üzere gelenler.
Bunların içinde resmî yollardan izinli gelen askerî ve teknik gruplarla kendiliğinden gelen kişilerin birbirlerine zıt iki grup gibi olmalarıdır. Bireysel olarak gelenler genelde ya bekârdır ya da eşleri yanlarında değildir. Bazılarının ülkelerinde evli oldukları, bazılarının da Osmanlı'da Müslümanlığı seçerek kimlik değiştirdikleri görülmektedir. Dikkati çeken bir diğer nokta ise yabancı mühendis, askerî eğitmen ve ustalara verilen maaşların aynı işi yapan yerli personelin çok üzerinde olmasıdır.
Askerî okullar başta olmak üzere neredeyse bütün okulların kuruluşunda yararlanılan uzmanlar önceleri Fransa'dan getirilirken sonraları diğer Avrupa ülkelerinden de getirilmiştir. Bunlardan bazıları sadece öğretmenlik yapmış, bazıları ıslah raporları sunmuş, ancak çok azı hem rapor verip hem de onun uygulamasında çalışmıştır.
Tanzimat sonrasında adeta yerleşik hale gelen yabancı uzmanlardan yararlanma II. Meşrutiyet döneminde daha da artmış, Cumhuriyet Türkiyesi'nde ise eğitim, ordu, maliye, hukuk, mimari, şehircilik, ziraat gibi bütün alanları kapsayacak şekilde devam etmiştir. Cumhuriyet yönetiminin modernleşme anlayışının bir sonucu olarak, Türkiye'ye 1924 yılından itibaren çok sayıda ve farklı bakanlıkların istekleri doğrultusunda yabancı uzman davet edilmiştir. Bunlar arasında eğitim uzmanlarının hususî bir yeri bulunmaktadır.
Eğitim sahasında gelen uzmanların bir kısmı resmî davetli olarak gelenlerdir. Bunlardan bazıları inceleme yapıp önerilerini rapor halinde sunmuşlar, bazıları hem rapor verip hem uygulamada bulunmuştur. Bazı uzmanlar ise sadece konferans vermek ya da sadece öğretmenlik yapmak için davet edilmişlerdir. İkinci grup resmî davet olmaksızın gelenlerdir.
1920'lerin ikinci yarısıyla birlikte Türkiye'ye gelen eğitim uzmanı sayısında önemli bir artış vardır. Bunun sebebi Türkiye'deki değişim hareketine paralel olarak diğer alanlarda olduğu gibi eğitim sisteminde de yurt dışındaki deneyimlerden yararlanma isteğidir. Gelen ilk uzmanlardan olan özellikle Amerikalı eğitim felsefecisi J. Dewey ve Alman teknik eğitimci A. Kühne'nin teklifleri üzerine yeni yabancı uzmanlar davet edilmiştir.
Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde değişik öğretim kurumlarının yabancı uzman ve yabancı öğretmen istekleri Millî Talim ve Terbiye Heyeti tarafından genelde olumlu bulunmuş ve Maarif Vekâleti'nden olumlu görüşler bildirilmiştir. Ancak 1929'dan itibaren bu konuda daha seçici davranılmaya başlandığı söylenebilir.
Uzman getirme girişiminin ilk dönemlerindeki sıkıntılardan biri gelecek uzmanların ülkelerindeki görevlerini gerekçe göstererek kısa süreli değil, asgari üç-beş yıllık bir süre için gelebileceklerini öne sürmeleri olmuştur. Ehliyeti, tecrübesi, eğitim uzmanlığı, alanındaki yeterliliği tam olarak bilinmeyen bir uzmanın getirilip bir işe yaramasa bile üç-beş yıl Türkiye'de kalmasının maddi bir külfet olacağı bilinmesine rağmen İcra Vekilleri Heyeti'nin (Bakanlar Kurulu) 2 Temmuz 1924'teki toplantısında uzmanları bir yıldan fazla devlet hizmetine alabilmek için bakanlara yetki verilmiştir.
Yabancı uzman ve öğretmenler için 1934'te genel bir sözleşme metni yazılmıştır. Buna göre, gelen uzman ve öğretmenler sözleşmede belirtilen eğitim ve öğretimle ilgili bütün şartları yerine getirecek, belirtilen tarihler arasında izinlerini kullanabilecek, her ayın sonunda maaşlarını alacaklardır. Geliş ve dönüşleri için de ayrıca ödeme yapılacaktır. Uzmanlar, Türkiye'de bulundukları sürede görevinden başka bir işle uğraşmayacak, her ders yılının sonunda çaba ve başarıları denetlenecek, eğer başarısız görülürlerse sözleşmeleri iptal edilecektir. Yurt dışından çağrılan uzmanların çalışma alanları, ülkesinde ya da bilim dünyasındaki tanınmışlıkları önemli bir görev sahibi olup olmadıkları, kendilerine yapılacak ücret ödemesinde birer ölçüt olacaktır. En düşük ücretle gelen uzmanların bile Türk öğretmenlerin yaklaşık dört katı ücret aldıkları bilinmektedir. Bu uzmanlar bakanlığın görevlendirileceği bölgelere gittiklerinde ayrıca yolluk ve yevmiye almışlardır. Bazı uzmanların aylık kazançları ise yine Türk öğretmenlerin birkaç yıllık kazançlarına eşdeğer hale gelmiştir.
Türkiye'ye gelen eğitim uzmanlarının yıllara göre dağılımına bakıldığında 1924-1929 arasında oldukça fazla olduğu, 1930'ların ikinci yarısından sonra giderek azaldığı görülür. Sayılardaki azalışın sebepleri arasında çağrılan uzmanların önerilerinin uygulanmaya çalışılması, 1929 ekonomik buhranının yansımaları, II. Dünya Savaşı öncesi ve savaş yıllarının özel şartları olarak sayılabilir.
Ulaşılan kaynaklar çerçevesinde Türkiye'ye danışman ve öğretmen sıfatıyla 1924-1960 döneminde toplam 128 eğitim uzmanı gelmiştir. Tek parti döneminde gelen eğitim uzmanı sayısı seksen altı, çok partili dönemde gelen eğitim uzmanı sayısı ise kırk ikidir. 1924-1950 döneminde Türkiye'ye çağrılan seksen altı eğitim uzmanının çoğunlukla Belçika, Almanya, Fransa ve Avusturya'dan geldiği görülür. Bunun da temel sebebi erken Cumhuriyet döneminde Avrupa ile yaşanan birlikteliktir. Amerika Birleşik Devletleri ile ciddi ilişkiler ancak 1930'ların başından itibaren kurulabilecektir. Oysa 1950-1960 döneminde gelen kırk iki eğitim uzmanının otuz yedisi Amerika Birleşik Devletleri'ndendir. Bunun temel sebebi II. Dünya Savaşı sonrası toparlanma sürecini yaşayan Avrupa ülkelerinden öte, Yeni Dünya'nın eğitim ve bilimde üstünlüğü ve Türkiye'deki siyasî iktidarın Amerika Birleşik Devletleri eğilimli tercihleridir.
Yabancı uzmanların faydası ve etkisine yönelik farklı değerlendirmeler yapılmış, bu konuda basında çok sayıda yazı yer almıştır. Basına göre, hangi uzmanlık çerçevesinde olursa olsun yabancı uzman davetine genelde bir istek söz konusu iken çağrılan uzmanların seçimi, görev alanları, görüşleri, uygulamaları, kalış süreleri, kendilerine yardımcı istemeyişleri, ödenen para eleştiri konusu olmuştur. Yabancı uzmanların getirilmesine değil, bu uzmanlardan yeterince verim elde edilememesine yönelik eleştiriler gelmiştir. Eleştirilerin dozu bazan kaçırılmış ve yabancı hocaların Türkçe'yi öğrenemeyişleri, Türkçe eser veremeyişleri ya da çeviri yapamayışlarının gerekçeleri olarak örneğin, tıp fakültesi öğretim üyelerinin müzik, resim, heykel gibi güzel sanatlarla ilgilenmeleri gösterilmiş, öğretim üyelerinin meslekleri dışındaki uğraşlarla zaman geçirmelerinin engellenmesi istenmiştir.
Türkiye'ye davet edilen yabancı uzmanların çok sayıda önerileri olmuştur. Bu önerilerden ne kadarının hangi konularda etkili olduğunu belirlemek pek mümkün değildir. Bu sebeple yabancı uzmanların önerileriyle sonraki dönemde geliştirilen politika ve uygulamalar arasında genel olarak "etkileme-etkilenme" ilişkisinden ziyade yalnızca bir "bağ" kurulabileceği düşünülebilir. Bunun yanında kesin olmayan bir başka konu ise öneride bulunan bir uzmanın önerisinin o dönemden daha sonraki bir evrede gündeme gelmesi fakat o evrede başka uzmanların davet edilip benzer öneriler sunmasından dolayı uygulanan politikanın hangi uzmana mal edileceğinin bilinememesi konusudur. Eğitim tarihçisi Yahya Akyüz'e göre, Cumhuriyet döneminde davet edilen yabancı uzmanların, "Türk eğitim tarihi ve sistemini, Türkiye'nin sosyal yaşayışını ve gerçek ihtiyaçlarını bilmemeleri sebebiyle, bazan yersiz, çoğu kere yüzeysel görüş ve öneriler ileri sürdükleri ya da kaçınılmaz olarak kendi ülkelerindeki eğitim akımlarına dayandıkları" belirtilerek, Türk eğitim sistemi üzerine ciddî bir etkilerinin olmadığı belirtilmiştir. Yine Akyüz'e göre, gelen her uzmandan sonra bir yenisinin çağrılması, hazırlanan raporların bir işe yaramadığını göstermiştir.
Uzmanların Türkiye'yi yeterince tanımamaları, kalış sürelerinin kısalığı hatalı tespit yapmalarına ve anlamsız çözüm önerileri sunmalarına sebep olmuştur. Yabancı uzmanlardan istenilen ölçüde yarar sağlanamayışın sebeplerinden biri de bakanların ve üst bürokrasinin sıkça değişmesidir. 1923-1960 döneminde Türkiye'de yirmi iki Eğitim bakanı görev yapmıştır. Ortalama her bir buçuk yılda bakan değişirken, bir buçuk ay bakanlık yapanlar bile vardır.
Türk eğitim sisteminde yabancı uzman daveti, yabancı uzman raporlarından yararlanma gibi faaliyetler bugüne kadar devam eden uygulamalardan biridir. 1980'li yılların ortalarında Almanya, Japonya ve Amerika'dan uzmanlar getirilerek Türkiye'nin eğitim sorunları analiz edilmeye çalışılmıştır. 1997'de Türkiye yükseköğretim sistemi ve eğitim fakülteleri yeniden yapılandırılırken ise Amerikalı uzmanların etkin yönlendirmeleri söz konusu olmuştur. İçeriği tam bilinmeyen bu görüşmelerin etkileri devam etmektedir. Yine, 2005'ten sonra ortaöğretimde Türk eğitim sisteminin öğretim felsefesi yapılandırmacılıktan oluşturmacılığa döndürülürken yabancı uzmanların farklı düzeylerde yönlendirmeleri, etkileri söz konusudur.
Akyüz, Yahya. Türk Eğitim Tarihi: M.Ö. 1000-M.S. 2021. Ankara 2021.
Berkes, Niyazi. Türkiye’de Çağdaşlaşma. İstanbul 1978.
Beydilli, Kemal. Türk Bilim ve Matbaacılık Tarihinde Mühendishâne, Mühendishâne Matbaası ve Kütüphânesi (1776-1826). İstanbul 1995.
Ergün, Mustafa. “Türk Eğitiminin Batılılaşmasını Belirleyen Dinamikler”. Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. 6/17 (1990), s. 435-457.
Gündüz, Mustafa. Osmanlı Mirası Cumhuriyet’in İnşası: Modernleşme, Eğitim, Kültür ve Aydınlar. Ankara 2010.
İnalcık, Halil. Osmanlı İmparatorluğu: Toplum ve Ekonomi Üzerinde Arşiv Çalışmaları, İncelemeler. İstanbul 1993.
Mardin, Şerif. The Genesis of Young Ottoman Thought. New Jersey 1962.
Shaw, Stanford J. & Shaw, Ezel Kural. Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye. C. 2, İstanbul 1983.
Şahin, Mustafa. “Türk Eğitim Sisteminde Yabancı Eğitim Uzmanlarından Yararlanma”. Toplumsal Tarih. 9/54 (1998), s. 12-18.
a.mlf. Türkiye’de Öğretmen Yetiştirme Uygulamalarında Yabancı Uzmanların Yeri (1923-1960). Dr.T, Dokuz Eylül Üniversitesi 1996.
Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Osmanlı Tarihi. C. 4/1, İstanbul 1988.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/yabanci-egitim-uzmanlari
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Eğitim amaçlı yurt dışından davet edilen uzmanlar.