A

MÜNEVVER

Tahsilli, bilgi ve görgü sahibi kimse.

  • MÜNEVVER
    • Osman SEZGİN
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 31.01.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/munevver
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    MÜNEVVER
MÜNEVVER

Tahsilli, bilgi ve görgü sahibi kimse.

  • MÜNEVVER
    • Osman SEZGİN
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 31.01.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/munevver
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    MÜNEVVER

Arapça "n-v-r" kökünden türemiş olan münevver "nurlandırılmış, ışıklı, aydınlatılmış, aydınlık, rûşen" anlamlarına gelmektedir (MEB, 2004). İlk olarak Âşık Paşa'nın Garibnâme'sinde kullanıldığı kayıtlarda görülmektedir.

Yunus Emre'nin de "Sağır işitmez sözi, gice sanur gündüzi/Kördür münkirün gözi, âlem münevver ise" beytinde söz konusu kelimeyi kullandığı görülmektedir. Kavram olarak ise "okumuş, kültürlü insan"dır. "Alanı ile ilgili olarak değerlendirme yetisi gelişmiş ve yoğun bir düşünsel etkinlik içinde bulunan kimse; aydın, entelektüel" anlamına gelmektedir. Türkçe'de aydın kelimesi de münevver kelimesiyle aynı anlamlarda kullanılmaktadır. Latince intellectus kökünden türemiş olan İngilizce intellectual kelimesi Türkçe'deki münevver karşılığı olarak kullanılmakta olup "Zekâ veya kullanımı ile ilgili; zekâ tarafından geliştirilmiş ya da esas olarak yönlendirilmiş; aklın kullanılmasını gerektiren zekâ oyunları; incelemeye, düşünmeye ait veya spekülasyon anlamında; aklın yaratıcı kullanımını gerektiren faaliyetlerde bulunmak" ve benzeri mânalara gelir (Merriam-Webster, 1993).

Rusça'da XIX yüzyılda, Latince intelligentia kelimesinden gelen, ayrı bir sosyal tabaka anlamında kullanılan intelijansiya kelimesi, "aydınlar topluluğu" mânasındadır ve yüksek tahsil diploması olanları kapsar. Umumiyetle kültürel ve siyasî bir faaliyete sahip grup anlamında kullanıldığı görülür. Birtakım değer yargılarından kurtulup daha yansız bir kavram bulmak isteyen Batılı yazarlar, Rusça'daki intelijansiya kelimesini tercih ederler.

Münevver kelimesinin kökeni ve anlamı ile ilgili inceleme yapılırken söz konusu kelimenin çok çeşitli lisanlarda karşılığının bulunması, aydına olan ihtiyacın bütün toplumlarda var olmasının bir ifadesi olarak kabul edilir. Ancak kavram ve mefhum olarak aydın kimdir? Özellikleri nelerdir? Bu ve benzeri soruları cevaplandırmak her zaman müşkül olmuştur.

Bu anlamda ilk özellik, zihnî (bilişsel/kognitif özelliğin ötesinde) açıdan eğitilmiş olmasıdır. Aydının en önemli fiilî alanı veya işi, devamlı zihnî faaliyette bulunmasıdır. Bir aydının zihnen eğitildiğinin göstergesi olarak da iki niteliğinden söz edilebilir. Bunlardan ilki, tecrübe ve geleneği de dikkate alarak, düzenli ve sistemli fikirleri, elde etmeye çalışmasıdır. Diğeri ise kendisine intikal eden bütün neticeleri itinalı bir şekilde gözden geçirme alışkanlığı kazanmasıdır. Bunun için de zihnen eğitilmiş olması esastır.

Aydın, asıl faaliyetini zihinle yapacağından, iyi eğitilmiş ve zihnî mükemmeliyete yaklaşmış olması beklenir. Bir başka ifade ile aydının derin düşünmeyi, analiz ve sentez (tahlil ve terkip) yapabilmeyi, muhakemeyi alışkanlık haline getirmesi beklenir. Bu özellikleri kazanmamış insan, alışık olmadığı durumların dışında istikrarlı davranamaz ve geleceği doğru kavrayamaz. Aydın/münevver için ise zihnî disiplini ve sahip olduğu kültürü sayesinde hem ait olduğu toplumun hem de insanlığın problemlerini çözmede geleceği doğru tahmin etmesi ve yönlendirmesi en esaslı faaliyetlerinin başında gelir.

Zihnî disiplini sağlayabilmek için bir aydının ait olduğu kültürün klasiklerini orijinalinden okumuş olmasının yanı sıra dünya klasiklerini de okumuş olması beklenir. Bu onun aidiyet duygusunun oluşması kadar evrensel düşünmesinin ve dolayısıyla zihnen doğru eğitilmiş olmasının bir gerekliliğidir. Kendi kültürüne ait klasikler ile dünya klasiklerini okumuş olması, aydın için aidiyet fikrinin oluşmasına imkân tanır. Böylece insanlık tarihi boyunca elde edilmiş bilgileri öğrenmiş olacağından aydın olabilmek için elzem olan kelime hazinesinin zenginliğine de kavuşur. İnce farklılıkları ustaca ayırt etmenin ötesinde söylemek istediği fikri doğru ifade edebilme ve nakledebilme vasfını kazanarak yanlış anlaşılmaktan ve yanlışa yönlendirmekten oldukça uzaklaşmış olunur.

Zihnen eğitilmiş bir kimsenin, zaaflarından kurtulmuş ve insanî güzellikleri elde etmiş şekilde nesnel, bedensel, maddi vb. ihtiyaçlarını makul ölçüde tatmin ederek yaşayabilmeyi başarabilmiş olması beklenir. Aydın bir kimsenin bencillik, ihtiras, kin, öfke, gazap, acelecilik gibi ahlakî zaaflardan kurtulmuş olması, ait olduğu sosyal sınıf ve grupla ilgili taassup içinde olmayıp iç hürriyetini kazanmış olması esastır. Bu yönüyle aydın, kendisini ve ait olduğu grubu, kargaşa çıkmasına vesile olmaksızın eleştirip doğruları söyleyebilen bölüp parçalayan değil bütünleştiren, ıslah edendir.

Aydın, içinde bulunduğu toplumun meselelerine yetkin çözümler bulabilen, bu çözümleri millîlikten alıp evrenselliğe doğru geliştiren ve bütün insanlığın istifade edebileceği şekilde tanzim edebilendir.

Bunları yaparken doğrunun, iyinin, güzelin, hakkın ve hakikatin yanında yer alan aydının, birtakım engellemelerle veya tehditlerle de karşılaşması muhtemeldir. Böyle bir durumda iradesinin güçlü olması aydının bir başka özelliği olarak belirir. İradeli hareket; niyetten başlayan hürriyete kadar varan ve dolayısı ile şahsiyet bütünlüğünün en temel özelliği olan bir davranış ölçüsüdür.

Aydın için söylenecek bir diğer özellik de gerçeklerden ideallere doğru giden bir istikamette içinde bulunduğu topluluktan başlayarak bütün insanlık için insaniyet adına sorumluluk hissetmesidir. Hem zihnî faaliyette bulunması hem de insanlık adına dertli olması onu mustarip bir insan yapabilir. Bu ıstıraptan ötürü nevrotik ve/ya psikotik görünümlü bir hal üzere bulunması muhtemeldir. Bu durum gerçekten onun psikolojik rahatsızlığa sahip olduğu veya psikolojik açıdan hasta olduğu anlamına gelmez. Kendini insanlığa adamış olmasının bir sonucudur.

Gerçek bir aydın için diploma şart değildir. Kendini yetiştirmiş olması, ilim, irfan, feraset, basiret ve hikmet sahibi olması onun ayırt edici özelliğidir. Bunun yanı sıra aile tarihi ve kişinin yetiştiği ortamın fikrî geleneği de aydının yetişmesinde bir hayli önemlidir.

Bütün bu hususiyetleri ile aydının; toplumlarda bir rol model olan, iradesiyle insanlara ümit veren onların dertlerine ve ıstıraplarına çözüm üreten, hür, olaylar karşısında telaşlanmayan, devamlı fikren terakkî etmeye çalışan, ahlaken olgun bir insan olduğu kabul edilir. Kişinin, hayatını somuttan soyuta, yakından uzağa, basitten mürekkebe (kompleks olana yani karmaşık olana değil), otomatizmden iradîye doğru yönlendirmesi aydın olduğunun göstergesidir. Bunların neticesi olarak da aydının, görev, yetki ve sorumluluğu normal seviyede olduğu söylenebilecek insanların çok ötesinde gerek davranışları gerekse yazdıkları ile insanlara yol göstermeye, onları eğitmeye devam eder. Sözleri hikmetlidir ne boş konuşurlar ne de boşa konuşurlar. Sahip olduklarının farkında olmaları ile bilinç düzeyleri ve idrakleri (algıları) yönüyle derin bir bakışlarının olduğu söylenebilir. Toplumları zor durumlarında aydınlığa çıkarmada ve bütünlüğü sağlamada en önemli görev aydınlara düşer. Aydını olmayan toplumlar sığ ve bağnaz bir şekilde yaşamaya devam ederler ya da yok olup giderler. Aydınlarını yetiştirmek toplumların yapmaları gereken en önemli görevleridir.

Her toplumun oluşturduğu; kültür, eğitim ve özgürlük ortamı, münevverini yetiştirme konusunda hayatî rol oynar. Toplumun münevverleri de eğitim ortamını, öğretmenleri, yöneticileri ve öğrencileri besleyen bir döngü oluşturur. Entelektüel muhitler kendi doğallığı içerisinde muhafaza edilirse bütün ülkeyi besleyici, yönlendirici ve geliştirici fonksiyon icra ederler.

Kaynakça

Âşık Paşa. Garib-nâme. haz. K. Yavuz. C. I/1, Ankara 2000.

Bakırcıoğlu, N. Ziya. Yunus Emre Divânı. İstanbul 2022.

Bolay, Süleyman Hayri. Felsefe Doktrinleri ve Terimleri Sözlüğü. Ankara 2013.

Çağbayır, Yaşar. Ötüken Türkçe Sözlük. İstanbul 2007.

Güngör, Erol. Türk Kültürü ve Milliyetçilik. İstanbul 2006.

MEB. Örnekleriyle Türkçe Sözlük. C. III, Ankara 2004.

Merriam-Webster. “Intellectual”. Webster’s Third New International Dictionary. Springfield 1993.

Sezgin, Osman. Eğitim: Kavram ve Kuram. İstanbul 2019.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/munevver

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

MÜNEVVER

Tahsilli, bilgi ve görgü sahibi kimse.