İnsana ait zihnî, hissî ve ahlakî özelliklerin bütünü, kişilik.
İnsana ait zihnî, hissî ve ahlakî özelliklerin bütünü, kişilik.
Arapça şhs kökünden türemiş olan şahsiyet kelimesi "yükselmek, görünmek, ortaya çıkmak; birine gözlerini dikerek sabit bir şekilde bakmak ve temsil etmek, açıklamak" anlamlarına gelmektedir.
Şahsiyet, iradenin sağlam, duyguların dengeli olduğu, tercihlerinin sorumluluğunun üstlenildiği, hiçbir varlığa ve şeye, körü körüne itaat edilmediği, aklın ve kalbin üstün değerinin kabul edildiği yerde var olmaya başlar.
Şahsiyet yerine de kişilik kelimesi kullanılmaktadır. Kişi kelimesi, ilk defa Türkçe'nin ilk yazılı kaynağı olarak kabul edilen Orhon yazıtlarında "edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş" (İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş) cümlesinde geçmektedir (Ergin, 1975: 66). Kişilik kelimesi ise XV. yüzyılda Mercimek Ahmed tarafından Türkçe'ye tercüme edilen Kabusnâme isimli eserde, "Eyle olsa kişiliği olana kişiler selama gelirler. Velî gayet nâkes kişi, yani kişiliksiz adam oldur ki ana hiç kimse selamlığa gelmeye" (1432) (Keykâvus, 2007: 58) şeklinde görülür.
Şahıs kelimesi yerine vecih kelimesinin de kullanıldığı görülmektedir. Nitekim yüzü seçilmeyen bir kimsenin tanınması da pek mümkün olmaz. İnsanın parmak uçları gibi yüz de özgündür. Bir insanın kimliğini ve şahsiyetini temsil eden organlar yüzde toplanmıştır ve insanın yüzünde çeşitli kısımların temsil ettiği değerler söz konusudur denilebilir. Mesela Türkçe'de öfkelenilen birine, "Senin burnunu yere sürterim, senin burnunu kırarım" gibi ifadeler kullanıldığı görülür. Dil insanın kimliğini ortaya koyar. Nitekim bir insanın kalitesini anlamak için "Kişi dilinin altında saklıdır" deyimi kullanılır. Gözler ise kişinin iç dünyasının aynası kabul edilir. Kulağın duyma, anlama ve işitme bakımından hikmet, feraset ve basirete giden yol olarak anlaşılıp anlamlandırıldığında vecih kelimesinin her ne kadar "yüz" anlamında kullanılıyor olsa da genel anlamda şahsiyet kelimesi yerine de kullanılmıştır.
Zât terimi de bazı durumlarda şahıs yerine kullanılagelmiştir. Ayrıca "kendi, öz, asıl, nefis ve cevher" anlamlarında da kullanıldığı görülür: Zât-ı âlîniz, zatınız, zat işler gibi (MEB, 2000: 3303). Ancak zat kavramı ayırım yapmadan insan, hayvan ve eşya için de kullanılabildiği için tam olarak şahıs kelimesi karşılamaz denilebilir.
Şahıs kelimesi zaman içinde hem muhtevası bakımından zenginleşmiş hem de anlam bakımından açık seçik bir duruma gelmiştir. Bu kavram bir taraftan gnoseolojik (episteme değil) ve öte yandan da aksiyolojik olmak üzere iki yönlü bir keyfiyet elde etmiştir. Bu durumda şahsiyet, bir taraftan itibar, şeref ve şahsî liyakat, öte yandan atalardan elde edilmiş olan kültürel miras ve asalet, bir diğer yönüyle de kalıtımsal olarak sahip olunan niteliklerin bütünleşmesi olarak anlaşılabilir.
Şahıs kelimesinin İngilizce karşılığı olan person "personel kanunu" kullanımında da olduğu gibi Türkçe'ye de girmiş bulunmaktadır. Latince persona kökünden türemiş olan bu kelime insanın dış görünüşü ve fizikî yapısı ile ilgilidir.
Günümüzde ana akım psikoloji kuramlarınca ortaya konulmuş pek çok şahsiyet tanımının bulunduğu bir vakıadır. Her biri kendine göre insanın bir yönünü öne çıkartarak şahsiyet tanımı yapmaya çalışmaktadır. Bu tanımlamaların ortak özellikleri, kişinin kalıtımsal, duygusal, düşünsel, davranışsal ve sosyal yönlerini kapsamasıdır.
Günümüz psikolojik kuramları açısından şahsiyeti, bir insanın psikolojik, sosyolojik, morfolojik, fizyolojik bütün özelliklerinin dinamik ve homojen bir entegrasyonu şeklinde anlamak da mümkündür. Ancak bu tanımda işin içine hürriyet ve değerler katılmazsa ciddi eksiklikler olacağı, bütün insanlık için rol model olacak insanın yetiştirilemeyeceği öngörülmektedir.
Türk kültüründe şahsın, tek ve başkalaşmış, hukukun konusu olan, aynı zamanda manevî bir varlık, kendi öz hayatına sahip, bağımsız bir özne halinde bir gerçek olarak ortaya çıktığı görülür. Bu anlamda şahsiyetin genişliğine ve derinliğine olmak üzere iki boyutlu olduğu dikkat çekmektedir. Genişliğine boyutun içine psikolojik, sosyolojik, fizyolojik, biyolojik, tarihî ve coğrafî bütün özellikler girmektedir. Derinliğine boyutun içine ise değerler ve içine niyet, hareket ve iradenin dahil olduğu hürriyet girmektedir.
Gerçek bir şahsiyetin varlığından bahsedebilmesi için ferdin doğuştan getirdiği (natüre) ve sonradan kazandığı (nurture) özelliklerin hürriyet ve değerlerle birleştirilmesi ile mümkün olabilir. Zira ferdin kalıtımsal ve çevresel her iki yönüne ait özellikler yetişmesine imkân tanırken diğer bir yönüyle de kişiyi sınırlandırmış olmaktadır. Bu durumda fert ait olduğu kültürü evrensel boyuta taşıma ve evrensel boyutta temsil etme gayreti içinde olmaz ise kısır bir döngünün içinde kalmış olabilir. Böyle bir kısır döngüye girmemek için diğer kültürlere de saygı göstererek evrensel boyutta kendi kültürünü temsil etme gayreti, insanı taassuptan kurtarıp hürriyete doğru yol aldıracaktır. Bir taraftan ben derken seni, biz derken onları da kabul etmiş olacağından hürriyete doğru gidiş şahsiyet bozukluklarının da önüne geçmede önemli bir merhale olabilecektir.
Bütünlüklü bir şahsiyetten söz edebilmek için kişinin taassuplardan/bağnazlıklardan kurtulup her ne olursa olsun körü körüne itaati kabul etmemesi gerekir. Bunlar bir anlamda hürriyetin ve dolayısıyla olgun bir şahsiyetin işaretleridir. İsabetli tercihlerde bulunabilmek, doğru kararlar verebilmek olması gereken niteliklere sahip bir niyetle başlar. İnsanın kararlarında ve genelde başarılarında niyet çok önemlidir, dolayısıyla şahsiyet doğru orantılıdır. Niyet, öznel, kısa, orta ve uzun vadeli, kendisiyle birlikte bütün evrenin huzurunu hedefleyen ve riyakârlıktan arınmış nitelikler taşımalıdır. Bir başka ifade ile niyet içsel ve dışsal etkilerden arınmış zihinsel analiz ve senteze dayalı; doğru hedef, amaç ve ideallere yöneliktir.
Doğru ve sağlam bir niyet, duygu durum düzenini ve harekette istikrarı sağlar. Dengeli ve istikrarlı duygu durum ve dürtü kontrollerinin temelinde de niyet söz konusudur. Olması gereken niteliklere sahip duygu, hareketin sıhhatini ve bu da iradî davranışı doğurur. İradî davranış "Birden fazla şey arasında doğru, isabetli ve zamanında tercih yapabilmektir. Aşırı tedbirli veya zamanında ortaya çıkmayan davranış iradî davranış değildir. Böylesine bir davranışa ya "pısırıklık" ya da "atalet" demek daha doğru olabilir.
Bir iradî davranışta dört temel nitelik bulunur. Bunlardan ikisi karardan önceye diğer ikisi karardan sonraya aittir. Karardan önce olması gereken nitelikler, a) karar verme kabiliyeti, b) kararın bağımsızlığıdır. Karardan sonrakiler ise a) sebat ve b) sağlamlık olarak ifade edilebilir. Özetle sağlam ve sıhhatli bir niyet harekete, hareket de iradeye kaynaklık edecektir. İrade sağlam ve sıhhatli olunca kişide hürriyet söz konusu olur. Bu da gerçek hürriyet, şahsiyet bütünlüğünün ana omurgası olarak ifade edilebilir.
Hürriyet, kişinin içsel ve dışsal müdahale olmadan, yerinde, zamanında ve bulunduğu yaşa göre ölçülü davranma; olması ve yapılması gerekeni yapma, yapılmaması gerekenden uzak durma çerçevesinde anlaşılır. Hürriyeti "kişinin kendini bilmesi" olarak da anlamak mümkündür. Sokrat'tan İslam peygamberine, Yunus Emre'den Hacı Bayram-ı Veli'ye kadar bütün filozofların ve peygamberlerin ortak ifadesi olan "kişinin kendini bilmesi, kendini tanıması" yani görev yetki ve sorumluluklarının bilincinde olup, ona göre davranması şahsın hürriyetinin olduğu anlamına gelir. Kişi bu anlamda hür olamaz ise kendisi ve içinde bulunduğu toplumun yanlışlarıyla ilgili farkındalık oluşturamaz. Hem kendine yönelik öz eleştiri/nefis muhasebesi yapması hem de içinde bulunduğu toplumun yanlışlarının farkında olup kaos ve kargaşa çıkarmadan bu anlamda faaliyette bulunması, kişinin hürriyeti adına önemli bir mesafedir. Kişinin hürriyetini, kendisinin nesnel, bedensel ihtiyaçlarını asgari ölçüde karşılayıp, en fazla gayreti öznel soyut ihtiyaçlarına göstermesi şeklinde de anlamak mümkündür. Zira insanın insanlığı, nesnel yönünden öte öznel yönüyle gerçekleşir.
Toplumların şahsiyetli insan yetiştirebilmesi veya şahsiyetli kimselerin iyi toplumları oluşturabilmesi kişinin hürriyetinin yanı sıra değerler sistemine de sahip olmasıyla mümkündür. Değerlerin zaman ve mekân olarak farklılık gösterebilir, değiştirilebilir veya geliştirilebilir. Bir toplumda değerlerin etkin/müessir gücü o toplumun medeniyetinin hareket noktası ve hareket ettiricisidir. Kendini mutlak olarak ortaya koyan değer kendi varlığını ve oluş sebebini yok etmekte gecikmez. Bunun gibi eğer bir değer, günlük hayatta bir varlık kazanmaz, insanların davranışlarına temel teşkil edip yön veremez ise hareketleri bir kalıba döküp, şahsiyet kazanmada kendini etkin/müessir yapamaz. O halde bir değer, toplumda ve fertlerin şahsiyetinin oluşumunda ne kadar etkin ise varlığını o kadar devam ettirebilir.
Şahsiyet, bir ferdin genişliğine boyut olarak psikolojik, sosyolojik, fizyolojik, biyolojik, coğrafî, tarihî bütün özelliklerinin homojen, yeknesak ve dinamik bir organizasyonuna ilave olarak derinliğine boyut açısından değerler manzumesiyle varlığını anlamlandırarak hürriyete doğru yönelmesiyle oluşur denilebilir.
Günümüzde şahsiyet bütünlüğü veya şahsiyet bozukluğu şeklinde ifadesini bulan hususlar, kendinden çokça söz ettirmektedir. Şahsiyet bütünlüğü yukarıda tanımda belirtilen genişliğine ve derinliğine bütün hususların canlı ve görev yapar durumda olması anlamında kullanılmaktadır. Şahsiyet bozukluğu ise sayılan öğelerin yetersizliği veya eksikliği ile ortaya çıkan noksanlıklar olarak tarif edilebilir.
Burger, Jerry M. Kişilik. çev. İ. D. Erguvan Sarıoğlu. İstanbul 2006.
Cüceloğlu, Doğan. İnsan ve Davranışı. İstanbul 2010.
Ergin, Muharrem. Orhun Abideleri. İstanbul 1975.
Keykâvus. Kabusnâme. çev. Mercimek Ahmed, haz. O. Ş. Gökyay. İstanbul 2007.
MEB. Örnekleriyle Türkçe Sözlük. C. IV, Ankara 2000.
Sezgin, A. Sena. 6-8 Yaş Arası Üstün ve Normal Çocukların Yaş, Zekâ ve Duygu Kontrolü-İrade Eğitimi Almış Olma Bağlamında Karşılaştırılması. YLT, İstanbul Bilim Üniversitesi, 2013.
Sezgin, Osman. Eğitim: Kavram ve Kuram. İstanbul 2019.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/sahsiyet
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
İnsana ait zihnî, hissî ve ahlakî özelliklerin bütünü, kişilik.