A

ÜMMÎLİK

Tahsil görmeksizin ilhama dayalı bazı bilgilere sahip olma durumu.

  • ÜMMÎLİK
    • Mehmet Suat MERTOĞLU
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 29.05.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ummilik
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    ÜMMÎLİK
ÜMMÎLİK

Tahsil görmeksizin ilhama dayalı bazı bilgilere sahip olma durumu.

  • ÜMMÎLİK
    • Mehmet Suat MERTOĞLU
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 29.05.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ummilik
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    ÜMMÎLİK

Ümmîlik yaygın görüşe göre Arapça'da "anne" anlamına gelen ümm kelimesinden türetilen ümmî sıfatına Türkçe'de durum bildiren -lik yapım ekinin eklenmesiyle elde edilmiştir. Ümmî, modern dönemde "annesinden doğduğu haliyle kalmış, okuma yazma bilmeyen kimse" anlamında da kullanılmıştır. Ümmîlik literatürde terim olarak insanın annesinden doğduğu fıtrat üzere kalmasını, düzenli bir öğrenim görmeye bağlı olmaksızın bazı bilgileri ve hikmetli sözler söylemek gibi kimi becerileri ilham yoluyla edinmesi durumunu ifade eder.

Eğitim seviyesinin öncelikle okur yazar oranıyla ölçüldüğü modern dönemde ümmî kelimesi okuma yazma bilmeme ile ilişkili ve olumsuz bir şekilde "cahillik" anlamında kullanılsa da terim olarak özellikle Türk tasavvuf edebiyatı metinlerinde bir tür ayrıcalığı ifade eden olumlu bir muhtevaya sahiptir. Buna göre ümmîlik okuma yazmaya ve tahsil görmeye bağlı olmayan, Allah vergisi bazı bilgilere mazhar olma halini ifade eder. Kelimenin bu olumlu anlamı kazanması Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber'in iki defa (A'râf 7/157-158) ümmî sıfatıyla tanıtılmasıyla yakından alakalıdır. İslam âlimleri okuma yazma bilmeyen bir ümmî olan Hz. Peygamber'in Kur'an-ı Kerim gibi bir kitap getirmiş olmasını onun bir mucizesi kabul etmektedirler. Bir naatında Hz. Peygamber'e "Zübde-i irfânsın ey ümmî-lakab" şeklinde hitap eden Recâizâde Mahmud Ekrem onun bilgisinin Allah'tan aldığı vahye dayandığını, tahsil görmeye bağlı olmadığını ifade etmektedir. Okuma bilmediği halde bütün ilimlere ve ledünnî hakikatlere vâkıf ve mazhar olduğuna inanılan Hz. Peygamber'in ümmî vasfına dikkat çeken Şemseddin Sâmi ise ümmî ile cahil arasında fark bulunduğunu belirterek yalnız okuma yazma bilmeyen ümmîye mukabil cahilin biraz okuma yazma bilse bile hiçbir şey bilmeyen nâdân (bilgisiz) olduğunun altını çizmektedir (bk. Şemseddin Sâmi).

Kelimenin bu olumlu anlamı ifade etmesi, tasavvufun bilgi anlayışı ile yakından alakalıdır. Araştırmaya ve tahsile, diğer bir ifade ile kesbe bağlı olarak akıl, nakil ve his yoluyla elde edilen zâhir ve şeriat ilmine mukabil, vehbî olup tasavvuf terminolojisinde bâtın ilmi, hakikat ilmi ya da irfan gibi adlarla anılan gerçek bilgi, ilham ve keşif gibi özel yollardan elde edilir. Tasavvufta marifet de denilen irfan okuma yazmaya bağlı olmadığı gibi mektep ve medresede de tahsil edilmez; ancak bir mürşidin gözetiminde yapılan manevi yolculukla (sülûk) ve yaşanarak elde edilebilir. Vahiy ve ilhamın aynı kaynaktan beslendiğini kabul eden tasavvuf ehli nazarında sufilerin hakikat bilgisine ulaşma noktasında Hz. Peygamber'le ümmîlik vasfında müşterek olduklarının kabul edildiği anlaşılmaktadır.

Ümmîlik esasen hakikat bilgisinin ilhama dayalı ve doğrudan Allah'tan alınması hali ile ilişkilendirilmekte olduğundan söz konusu bilgiye mazhar olan kimsenin gerçekten okuma yazma bilip bilmemesi, tahsil görüp görmemesi tâli bir mesele olarak kalmaktadır. Hüseyin Vassâf bu çerçevede bazı kimseler hakkında "ümmî-yi âlim" tabirini kullanmaktadır. Bu kimseler hakkında Hz. Peygamber'in söz konusu vasfından ilhamla "Allah'tan bilen" anlamında ümmî sıfatının kullanılması, -okuma yazma bilmelerinden, öğrenim görmüş olmalarından bağımsız şekilde- onların fıtratlarını muhafaza ederek kalplerini doğdukları zamanda olduğu gibi Allah'ın dışındaki varlıklardan temizleyerek saf halini korumaları sayesinde mazhar oldukları bilgi ve becerilerin ilhama dayalı ve doğrudan Allah'tan alınmış olduğunu vurgulama amacına yöneliktir. İsmâil Hakkı Bursevî'nin gönül levhasının bütün nakışlardan temizlenmedikçe ilahî sırlara mahal olamayacağından söz ederken dile getirdiği, "Kişinin zâhiri âlim, bâtını ümmî gerektir" şeklindeki ifadesi de bu çerçevede anlaşılmalıdır. Seyyid Mustafa Râsim Efendi zâhirî ilimlerde âlim olanın ümmiyet mertebesine çıkabilmesi için kalbini tahliyesinin önemini vurguladıktan sonra ondan farklı olarak böyle bir arka plana sahip olmayan ve kendisine vârit olan hakikatleri ıstılah elbisesi giydirmeksizin olduğu gibi aktaran ümmînin dile getirdiklerini süzme bala benzetir.

Ümmî kelimesi âşık ve halk edebiyatı yanında divan edebiyatında da bazı şairlerin şiirlerini doğuştan sahip oldukları kabiliyetleriyle ve Allah'tan aldıkları ilhamla söylediklerini ifade etmek üzere kullanılmıştır.

Kaynakça

Bilgin, A. Azmi. Ümmî Sinan Divanı (İnceleme-Metin). Ankara 2000.

Bursevî, İsmâil Hakkı. Ferâhu’r-Rûh. İstanbul 1294, I, 34, 442-443.

Câmî, Abdurrahman. Nefehâtü’l-Üns. tercüme ve şerh Lâmiî Çelebi; haz. S. Uludağ – M. Kara. İstanbul 1998.

İbnü’l-Arabî, Muhyiddin. Fusûsu’l-Hikem Tercüme ve Şerhi. trc ve şerh A. Avni Konuk; haz. M. Tahralı v.dğr. İstanbul 2017, II, 1038.

Köprülü, Mehmed Fuad. Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar. İstanbul 1919.

Kurnaz, Cemâl. Türküden Gazele: Halk ve Divan Şiirinin Müşterekleri Üzerine Bir Deneme. Ankara 1997.

Mertoğlu, Mehmet Suat. “Ümmî”. DİA. 2012, XLII, 309-310.

Mütercim Âsım Efendi. Kâmûsu’l-Muhît Tercümesi. ed. M. Koç. İstanbul 2014, V, 4855.

Osmânzâde Hüseyin Vassâf. Sefîne-i Evliyâ. haz. M. Akkuş – A. Yılmaz. İstanbul 2006, III, 320; V, 35, 98.

Recâizâde Mahmud Ekrem. Zemzeme. İstanbul: Matbaa-i A. K. Tozluyan, 1301, Üçüncü Kısım, s. 19.

Seyyid Mustafa Râsim Efendi. Tasavvuf Sözlüğü: Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil. haz. İ. Kara. İstanbul 2008, s. 227-228.

Şemseddin Sâmi. Kāmûs-ı Türkî. İstanbul: İkdâm Matbaası, 1317, s. 169.

Tatcı, Mustafa. “Yûnus Emre”. DİA. 2013, XLIII, 600-606.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/ummilik

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

ÜMMÎLİK

Tahsil görmeksizin ilhama dayalı bazı bilgilere sahip olma durumu.

Önizleme