Temel ve eleştirel okumayı kapsayan kavram.
Temel ve eleştirel okumayı kapsayan kavram.
Okuma kültürü "okuma alışkanlığı" kavramına alternatif olarak düşünülmüştür. Okuma kültüründe, kültür kavramı ile "hayat"a işaret edilmiştir. Okuma kültürü kavramı "okumanın hayata geçirilmesi, günlük yaşamın bir parçası halini almış okuma becerisi" anlamlarını karşılar. Bu cümleden hareketle okuma kültürü "okumanın bireyin hayatında önemli bir yer edinmesi" şeklinde tanımlanır. Okuma alışkanlığı kavramının bu anlam çerçevesini karşılamadığından hareketle özellikle 1990'lı yıllardan sonra okuma kültürü kavramı kullanılmaya başlanmıştır.
Okuma kültürü tanımına göre okumanın, bir kültüre dönüşmesinin süreç dahilinde gerçekleşmesi sonucu çıkar. Burada öngörülen süreçler temel okuma veya okuryazarlık becerisinin edinilmesi, okuma alışkanlığının kazanılması ve eleştirel okuma becerisinin hayata geçirilmesidir. Bu süreçlerin ardışıklık arzetmesi kaçınılmazdır. Diğer bir ifade ile öncelikle okumanın öğrenilmesi, bu tamamlandıktan sonra okumanın birey tarafından istek ve sevgiyle yapılması ve son aşama olarak eleştirel bir hal alması gerekir.
Okuma kültürünün gelişmesinde bireyin sahip olduğu çeşitli özellikler, aile, öğretmen ve okul, ulusal sınavlar, medya, sivil toplum kuruluşları, bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili gelişmeler ve okuma materyallerinin etkili olduğu görülür.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra bilgi teknolojilerinin gelişmesi, bilginin kitlelere intikalinin hızlanması ve çeşitlenmesi bireyin ve toplumun hayatında bilgiyi merkezî hale getirmiştir. Bu gelişme bilgi toplumu olarak da kavramsallaştırılan olguyu ortaya çıkarmıştır. Okuma kültürü, 1980'lerden sonra bilgi toplumunun bir uzantısı halinde gelişmiştir. Onun geliştirilmesi ülkelerin ve toplumların, sosyal, kültürel, ekonomik hayatı açısından önemli görülmüştür. Zira bilginin öncelikle okuma ile temellük edilebileceği, bunun da hayatın nirengi noktası haline geldiği anlaşılmıştır.
Devlet, toplum ve birey hayatında eğitim modern dönemin en önemli olgusu haline gelmiştir. Eğitim, teorik ve pratik yönleriyle olmakla birlikte en temelde bilgi ve davranış aktarma eylemidir. Eğitim sürecinde okumanın verimliliği arttırma oranı %30; eğitimin ekonomideki verimliliği arttırma oranı ise %44 olarak tespit edilmiştir (Çocuk Vakfı, 2006: 1-19). Okulda eğitim okumayla başlar ve bütün dersler, konular ve sosyal hayatın farklı alanları için farklı okuma türleri gereklidir. Okuma kültürü kitap okuma yanında bilgi okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, ekonomi okuryazarlığı, finans okuryazarlığı, turizm okuryazarlığı bilim ve teknoloji okuryazarlığı, sağlık okuryazarlığı gibi çeşitler üretmiştir. Bu okuma türleri her bir alanın kendi terminolojisi, kültür ve temel bilgi türleri ile asgari düzeyde irtibat kurmayı gerekli kılmaktadır.
Bu durum bir taraftan okuma üzerine araştırma yapmayı, diğer taraftan çok yönlü ve uzun vadeli çalışma/politika gerektiren bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Okuma ile ilgili öncelikli özel ve tüzel kişilerle kurum ve kuruluşların belirlenmesi ve ortaklaşa okuma kültürünün geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması önerilmektedir. Başta aile, öğretmen ve okul olmak üzere eğitim programları, kütüphaneler, üniversiteler, bakanlıklar (Aile Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı), sivil toplum kuruluşları (vakıflar, dernekler, sendikalar vb.), yayınevleri, medya kuruluşları öncelikli kişiler ve kurumlar okuma kültürünün çeşitlenmesi, geliştirilmesi ve sürdürülebilir hale getirilebilmesi için iş birliğine gitmektedir.
Okuma kültürünün gelişmesinde ve niteliğinde bilgi aktarım araçları son derece etkilidir. Ansiklopedik çağdan sonra hızla gelişen süreli yayınlar, dergiler ve ardından gazeteler okuma kültürünün temel aracı olmuştur. Sinema, radyo ve televizyon okuma kültürüne farklı bir boyut katmıştır. Her ne kadar bu yeni teknolojilerin okuma kültürüne zarar vereceği düşünülse de katkı verici yönleri ön plana çıkmıştır. İnternet teknolojisinin gelişmesi ve özellikle 2000'li yıllardan sonra herkesin çok çeşitli bilgiye her an erişebilir hale gelmesi okuma kültürünü farklı bir veçheye çevirmiştir. İnsanlık tarihi hiç olmadığı kadar okumaya maruz kalmakta ancak bu okumanın niteliği ve insan üzerine etkisi ciddi şekilde sorgulanmaktadır. Dijital okumanın yeni bir boyut kazandığı dünyada, yine de geleneksel kitap, gazete ve dergi okuma kültürü varlığını sürdürmektedir.
Okuma kültürünün öncelikli şartı okuyabilmektir. Daha çok okuryazarlık kavramıyla ifade edilen bu durum, modern dönemde devlet ve toplumların temel uğraş alanlarından biridir. Her devlet vatandaşlarının âzamisini okuryazar yapabilmek için yoğun gayret sarfetmekte, uluslararası kuruluşlar da bütün insanların okuryazar olmasını sağlamak üzere pek çok programla destek olmaktadır.
2022 itibariyle Türkiye nüfusun %97,7'si okuyabilmektedir. Aynı veriye göre okuma yazma bilmeyenlerin %85'i kadınlardır. 2000'li yıllardan sonra Türkiye'de basılan kitap sayısında büyük artış yaşanmıştır. 2021'de 87.231 yeni kitap yayımlanmıştır. 2019'da Türkiye'de kitap okuyanların oranı %42,3 olarak tespit edilmiştir. 2008'de bu oran %30 civarındadır (Oku-Yay, 2019: 1-98).
Türkiye'de 2005'te yapılan program değişikliği ile ilköğretim ve ortaöğretim müfredatına "eleştirel okuma" konusu ilave edilmiştir. 2011'den itibaren eleştirel okuma ile ilgili akademik çalışmaların sayıca arttığı gözlenmiştir. Bu çalışmaların çoğunluğu makale düzeyinde olup bunu yüksek lisans ve doktora tezleri takip etmektedir. 2018'den itibaren lisans programlarında konuyla ilgili dersler okutulmaya başlanmış olup eleştirel okuma kültürü akademik hayatta giderek ilgi görmektedir.
Çocuk Vakfı. Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı Karnesi. İstanbul 2006, s. 1-19.
TÜRKYAYBİR. Türkiye Yayıncılar Birliği 2021 Yılı Kitap Pazarı Raporu. İstanbul 2022, s. 1-14.
Oku-Yay. Türkiye Okuma Kültürü Araştırması. İstanbul 2019, s. 1-98.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/okuma-kulturu
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Temel ve eleştirel okumayı kapsayan kavram.