A

"KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"

XVIII. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış, ilim ve ilmiye teşkilatı ile ilgili eser.

  • "KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"
    • Nasuhi Ünal KARAARSLAN
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 14.05.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/kevakib-i-seba-risalesi
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    "KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"
"KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"

XVIII. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış, ilim ve ilmiye teşkilatı ile ilgili eser.

  • "KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"
    • Nasuhi Ünal KARAARSLAN
    • Web Sitesi: Türk Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 14.05.2026
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/kevakib-i-seba-risalesi
    • ISBN ve DOI Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    "KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"

Türkçe olarak nesih yazıyla yazılan eser 101 yapraktan ibarettir. Yazar kitabında kendi ismini açıklamadığı gibi yazılış tarihini de kaydetmemiştir. Orijinal olduğu düşünülen tek yazma nüsha Paris Bibliothèque Nationale'de (Supplement Turc, nr. 196) kayıtlıdır. Kitabın başına eklenmiş 1741 tarihli Fransızca mektuptan eserin bu tarihte veya öncesinde yazıldığı anlaşılmaktadır.

Yazar Fransa'nın, Osmanlı Devleti nezdindeki diplomatik temsilcisi vasıtasıyla "Türkler'in ilimleri veya Türkiye'deki ilimler" konulu bir eser talep ettiğini ve bu talebin Reîsülküttap Mustafa Efendi'ye (ö. 1749) sunulması üzerine işin kendisine tevdi edildiğini, zaten aklında böyle bir eser yazma projesi olduğundan çabucak işe koyulup bu kitabı yazdığını söylemektedir.

Kitabın adlandırılmasındaki yedi sayısı önemlidir. Çünkü haftanın günleri, karalar, denizler, felekler gibi birçok şey yedi adet olduğu gibi hareketli gezegenler de yedi tanedir. Bundan hareketle müellif ilimlerin de aslının yedi olduğunu söyleyerek, ruhaniyetlerinin de olduğuna inandığı bu yedi gezegenden (kevâkib-i seb'a) her birini "ulûm-ı külliye"den birine başlık yapmış, bu risale de adını bu yedi yıldızdan almıştır.

Eser bir önsöz, iki bölüm ve bir sonuç şeklinde düzenlenmiştir. Önsöz, mutlak ilmin mahiyeti, tarifi, taksimi, konusu, amacı (garazı), temel sebebi (illet-i gaiye) ve fazileti gibi başlıklar altında işlenmiştir.

Birinci bölümde yedi ana başlık altında 360 ilim sıralanır ve bu ilimlerin konu, amaç, yarar ve temel sebebinin ne olduğundan bahsedilir. 7 sayısı gibi 360 da önemlidir. Eserde "Çünkü felekler yılda 360 ve birkaç kere devrolup gece ve gündüz de o devirden ibarettir. (…) Yedi gezegen mesabesinde olan yedi ilim kümesi de 360 ilme dayandığından İslam uleması istediklerini tahsil için 360 ilim tedvin etmişlerdir" denilmektedir.

İkinci bölümde ilmin üstattan öğrenilmesi, bu öğrenimde hangi sıra ve aşamalardan geçildiği ve her bilim alanının önce "iktisar" (kısa ve öz, ilk dönem), sonra "iktisat" (orta), daha sonra "istiksa" (temelli inceleme, yüksek dönem) olmak üzere üç aşamada verildiği ve bu aşamalarda hangi kitapların takip edildiği anlatılır. Bu bölüme girerken önce birkaç başlık (fâide) altında ilmin yararlı ve zararlı olanı, şer'î olanı ve olmayanı, İslam bilginlerinin bilimsel yeterliliği ve diğer bilginlere üstünlüğü gibi konulara kısaca değinilir.

Bu bölüm Osmanlı medreselerinde bazı değişikliklerle klasik şeklini korumuş olan eğitim sistemi, ders programları ve öğrenim sonrası şeyhülislamlığa kadar yapılan görevlendirmeler hakkında bilgiler vermesi bakımından bir kaynak özelliği taşımaktadır. Bu program, Taşköprizâde'nin Şekaiku'n-Nu'mâniye'de kendi hal tercümesinde anlattığı öğrenim programı ile karşılaştırıldığında o dönemden beri geçen iki yüzyıl içerisinde önemli bir değişikliğin olmadığı görülmektedir.

Yazar her birine "hidaye" adını vererek sekiz alt bölüme ayırdığı "hatime"de medenî bir varlık olan insanın diğer canlılardan düşünce ile ayrıldığına, bilim ve sanatın bunun bir sonucu olduğuna, konuşma ve yazmanın da bu sebeple ortaya çıktığına değinir. İlahî kitapların insanın dünyada bekası, ahirette kurtuluşu için indirildiğinden, insanların kiminin bu kitaplara inandığı, kiminin ise kendi aklı üzere gittiğinden; değişik dinî veya felsefî görüşlerin ortaya çıktığından bahseder. Bu görüşleri kabul veya inkâr eden birtakım milletleri, bilime önem veren ve vermeyenleri, bazı milletlerin konuştuğu dilleri ve dillerin ülkelerinin nereler olduğunu, Abbâsî Halifesi Ca'fer Mansûr'dan itibaren yabancı ilimlerin ve felsefenin müslümanlar arasında nasıl yayıldığını kısaca anlatır. Sonra müslümanların başka milletlerle ortak oldukları ilimler ve başka milletlerin katkılarının olmadığı ilimlere değinir. Müslüman bilginlerin yalnızca tercüme ile uğraşmayıp, telif eserler de meydana getirdiklerini söyleyip, son olarak Hz. Îsâ'nın ilahî sıfatının olmadığını ispat etmeye çalışarak kitabını bitirir.

İlimlerin yararlı, yararsız ve zararlı olanları sıralanırken Arap dili ve edebiyatının bütün dalları, mantık, münazara, kelam, geometri, aritmetik, astronomi, akait, ahlak, vaizlik, fıkıh ve fıkıh usulü, Kur'an ve hadis ile bunların dalları, tıp, anatomi, feraset, rüya tabiri ve Fars dilinin yararlı ilimler olduğu belirtilir. Felsefe, sihir ve ahkâmü'n-nücûm ise zararlı ilimlerdendir. Buna rağmen yazar astrolojiye aşırı ilgi göstererek yıldızların insanlar üzerinde bedenen ve ruhen etkili olduğuna dair birtakım hikâyeler nakleder. Felsefe, filozofların, dinin hükümlerine uymayıp mücerret akıllarıyla davranmaları sebebiyle zararlı ilimlerden sayılmış ancak zararlarından sakınmak için öğrenilmesinin de gerekli olduğu vurgulanmıştır. Bir yerde şiirin de yararsız ilimlerden olduğunu söylerken bir başka yerde aruz ile ilgili olarak, "Bu ilim, tab'-ı selîm sahibinin hırz-ı cânıdır. Bu ilme cahil olan dünyada hiçbir şey bilmiş olmaz" der ve şiirle doğrudan ilgili olan aruz ve kafiyeyi ulûm-ı müntefa'-bihâ yani yararlı ilimlerden sayar.

Risalenin 200. sıradaki ilmi olan fıkhın önemi her fırsatta vurgulanmıştır. Çünkü "Ehl-i şer'in hikmet-i ameliyesi ilm-i fıkıhtan ibarettir" demektedir. Dolayısıyla Risâle'de fıkhın fürûuna dair bütün konuların en azından başlıklarının sıralanması gerekmiştir. Yazar bu iş için de "XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kadıların hükümlerini dayandırdıkları kitap" olan İbrâhim Halebî'nin (ö. 1549) Mülteka'l-Ebhur adlı eserinin 283 konu başlığından oluşan fihristini olduğu gibi kitabına aktarmayı tercih etmiştir.

Bu risale yazılırken daha çok Taşköprizâde Ahmed Efendi'nin ilimler tarihi ve tasnifine dair Miftâhu's-Saâde ve Misbâhu's-Siyâde adlı ansiklopedik eserinden yararlanılmış olduğu görülmektedir. Özellikle bilimlerin adlarının sıralanıp konu, amaç ve yararlarının anlatıldığı birinci bölüm 312. maddeye kadar, bazı kısaltmalarla, olduğu gibi bu eserden tercüme edilerek alınmıştır. Ayrıca bu risalenin adının ilham kaynağı da aynı eserdir.

Eserin Paris'teki tek nüshası Nasuhi Ünal Karaaslan tarafından Latin harfleri ile Ekmelettin İhsanoğlu tarafından eserin yazılış süreci ve muhtemel müellifi hakkında bir inceleme, Latin harfleriyle çevirisi ve Osmanlı Türkçesi metni ile birlikte neşredilmiştir (Kevâkib-i Seb'a: Yedi Gezegen, Ankara 2022). Ayrıca Ekmelettin İhsanoğlu tarafından on bölüm olarak hazırlanan eser Türkiye Bilimler Akademisi tarafından Türkçe ve İngilizce bir arada olarak yayımlanmıştır (Kevâkib-i Seb'a Yedi Gezegen Fransız Aynasında Osmanlı Kültürü, Ankara 2022).

Kaynakça

İnce, Nazife Nihal – Rıfat Atay. “Tertîbu’l-ulûm ve Kevâkib-i seb’a’daki Öğrenim Kademeleri Benzerliği Üzerine”. Türk Akademik Araştırmalar Dergisi. IV (4), 2019, s. 505-519.

İzgi, Cevat. Osmanlı Medreselerinde İlim. İstanbul 1997.

Karaarslan, Nasuhi Ünal (çev.). XVIII. Asrın Ortalarına Kadar Türkiye’de İlim ve İlmiyeye Dair Bir Eser: Kevâkib-i Seb‘a Risâlesi. Ankara 2015.

Kevâkib-i Seb‘a Risâlesi. Bibliothèque Nationale, Supplement Turc, nr. 196.

Taşköprizâde. eş-Şekāiku’n-Nu‘mâniyye. Beyrut 1975.

a.mlf. Miftâhu’s-Saâde ve Misbâhu’s-Siyâde. Beyrut 1985.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı. Osmanlı Devleti’nin İlmiye Teşkilâtı. Ankara 1965.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/kevakib-i-seba-risalesi

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

"KEVÂKİB-i SEB'A RİSALESİ"

XVIII. yüzyılın ilk yarısında kaleme alınmış, ilim ve ilmiye teşkilatı ile ilgili eser.

Önizleme