Eğitim sürecinin değerlendirilmesine ilişkin normatif ifade, olgu.
Eğitim sürecinin değerlendirilmesine ilişkin normatif ifade, olgu.
Başarı ve başarısızlık birbirinin tersi ifadeler gibi görünse de anlam bakımından mutlak bir zıtlıktan söz edilemez. Başarı kelimesi olumlu bir anlama sahipken başarısızlık toplum nezdinde istenilmeyen durumu ifade etmekle birlikte başarıya gitmede ara bir durak olması, öğretici olması gibi nispeten olumlu anlamları da bünyesinde taşır.
Başarı "kafa, lider, reis" anlamlarında kullanılan baş kelimesinden türemiştir. Başar- veya başkar- kelimeleri için amacına ulaşmak, bir görevi tamamlamak ve sonuçlandırmak anlamları öne çıkmıştır (Clauson, 1972: 380). Başarı "bir konuyu gerektiği gibi sonuçlandırmak, bir şeyin üstesinden gelmek, muvaffakiyet"; başarısızlık ise "muvaffakiyetsizlik" olarak tanımlanmaktadır. Muvaffak kelimesi Arapça vefk kökünden gelir. Vefk "uyum, uygun, iki şey arasında uyum sağlamak ve insanın eylemlerinin kaderiyle uyuşması" anlamlarında kullanılır (Râgıp İsfahânî, 2012: 1018-1019). Sözlükte muvaffak "Allah'ın yardımına ulaşmış, işi rast gitmiş; tevfîk-i ilâhîye mazhar olmuş, irâde-i ezeliye kendi maksadına tevâfuk etmiş, işi uymuş" anlamlarına gelmektedir. Dolayısıyla "muvaffakiyetsizlik"ten de işin rast gitmemesi, ilahî irade ile ulaşılmak istenilenin uyuşmaması anlaşılmaktadır. Kelimenin sözlük anlamına yansıyan şekliyle "başarı" ve "başarısızlık" durumlarında bireyin kendi eylemlerinin yanında "ilahî iradenin etkisi" de önemlidir.
İnsanlık tarihi boyunca başarı ve başarısızlık, bireysel ve toplumsal anlamda farklı noktalarda tanımlanmıştır. Bazan başarı/başarısızlık öznenin kendisinin eylediği durumlar olarak ele alınmıştır. Buna göre insanlar kendi kendilerine planlar yapıp hedef koyduklarından, neticeyi de başarı ya da başarısızlık olarak tanımlarlar. Böylelikle başarı ve başarısızlık bireyin kendisinin içinde bulunduğu çevreye nispeten oluşturduğu kriterler çerçevesinde var olan "sembolik bir duygudur" (Payne, 1989: 3).
Bireyin toplumsallığı ve toplumun birey üzerindeki etkisi düşünüldüğünde başarı ve başarısızlık kavramlarının toplumsal mekanizmalar tarafından inşa edildiğini de söylemek mümkündür. Her kültürde davranışlar iktisadî, tarihî, içtimaî vb. sebeplere dayalı tezahür eder. Toplumda değer verilen davranışları edinen bireyler saygınlık, konum ve tanınma gibi karşılıklara layık görülür. Başarılı insan olmanın kriteri kültürden kültüre değişir. Başarının kültür bağımlı tanımlarının olması farklı kültür gruplarının birbirlerini başarısız olarak nitelendirmesine yol açabilmektedir.
Başarı ve çalışma arasında bir nedensellik inşa edilmiş olsa da tarihsel süreçte, farklı dönemlerde bunun farklılıklar gösterdiği de bir gerçektir. Ortaçağ Avrupası'nda bir insan Tanrı'ya ne kadar yakınsa o nispette başarılı ve saygındır. Zamanını Tanrı'ya daha da yakın olmaya harcamak yerine para kazandıran işlerle geçirmek toplum nezdinde insanı başarıya götürmez. İnsanı kurtuluşa erdirecek olan şey kilisede inzivaya çekilip çile çekmektir (O'Brien, 1970: 64). Reform hareketleri sonrasında Kalvinizm (Calvinism) inancında Tanrı'ya yakın olmak dünya üzerinde çalışmak ve varlıklı olmak olarak yeniden yorumlanmıştır. Başarılı insan Tanrı'ya yakın olan ve dolayısıyla yakınlığını dünya üzerinde sahip olduğu varlığı ile ortaya koyan insandır (Weber, 1999). Son dönem Osmanlı aydınlarının da dünyevî çalışmanın Avrupa'nın ilerlemesinde önemli etkisi olduğunu düşünerek "sa'yüamel" ve "sa'yügayret" kavramları ile halkı çalışmaya teşvik ettikleri (Demir, 2018: 125) görülmektedir.
Modern toplumda insanın başarısı bireyin sahip olduğu konum, varlık/zenginlik ve unvanlarıyla ilişkilendirilmiştir. Başarılı olanlar performans göstererek sosyal konumunu daha da ileriye taşıyanlardır. XIX. yüzyıl öncesinde performans göstermek, görevini yapmak, sorumluluğunu yerine getirmek olarak değerlendirilirken, günümüze doğru gelindiğinde performans bir anlamda diğerlerinden daha iyi olduğunu göstermeye doğru evrilmiştir. Bu, başarının belirleyicileri olan gücün ve servetin nasıl dağıtılacağının da hesap verilebilir bir göstergesi olmuştur. Bununla beraber toplumda bu performansları değerlendirip, derecelendirecek kurumlar oluşmaya başlamıştır. Bu kurumlar bireyin başarı ya da başarısızlığını tasdikleme görevini üstlenmişlerdir. Böyle bir sistemde başarılı olmak başarı ya da başarısızlığı tasdik edecek olan kurumun değer yargılarına göre hareket ederek onun başarı kriterlerini yerine getirmek anlamına gelmektedir. Bu durum başarının "bireyin kendi isteğine ulaşması" tanımıyla bir çelişki içerisindedir. Başarılı insan dışa bağımsız ve özgün bir şekilde kendini gerçekleştirmek isterken, üçüncü taraflarca başarılı olarak sınıflandırılmaya bu kadar önem verilmesi onu bu değerlendirmelere ne derece bağımlı olduğunun şahitliğini yapmaktan öteye götürmez.
Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde bireysel başarının, bireyin kendini keşfetmesi ve yatkın olduğu işle uğraşması ve kendini gerçekleştirmesi ile eşleştirildiğini söylemek mümkündür. Kendini gerçekleştirmek var olan beceri, ilgi ve yatkınlığına göre kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kimi için ideal bir anne olmak, kimi içinse bir sporcu olmak bireyin bu ihtiyacını karşılayabilir. Bu durumda birey kendini tamamlanmış hisseder.
İnsanın kendini keşfetmesinde yardımcı olacağı düşünülen bir yapı da eğitim kurumlarıdır. Eğitim süreci içerisinde insan farklı bilgi kümeleri ile karşılaşarak bunların kendisi için ne derece değerli olduğunun analizini yapabilecektir. Eğitimin kendi özünde bu işlevinden bahsedilse de uygulamada durumun farklı bir hal aldığını söylemek mümkündür. Günümüzde eğitim kurumları becerileri tescilleyen ve liyakate dayalı bir sistemin devamlılığının sağlanması için gerekli olan değerlendirmeleri gerçekleştirip teşhis koyan kurumlar haline gelmişlerdir. Dolayısıyla insanın hayatındaki başarı ve başarısızlığında "akademik başarı/başarısızlık" olarak ifade edilen eğitim hayatındaki performansı önemli bir yer kaplar. Akademik başarı/başarısızlık bireyin kurum tarafından belirlenen kriter ve kurallarla olan uyumuna göre belirlenir. Bu yönüyle de bir objektiflik iddiası taşır. Bir diğer deyişle akademik başarısızlık, "Öğrencinin performansı ile beklentiler arasındaki farktır." Akademik başarısızlık "öğrencinin kapasitesi ile performansı arasındaki fark" (Büyükkaragöz, 1990: 31) olarak da tanımlanmıştır. Bu tanımda dışarıdan belirlenen kriterler göz önüne alınmamıştır ya da her öğrencinin kapasitesinin bu kriterleri tam olarak karşılayacak düzeyde olduğu gizli olarak var sayılmıştır. Bütün kapasitesini kullandığı halde başarılı bulunmayan öğrenciler olabileceği gibi, kapasitesinin tamamını performansına yansıtmadığı halde akademik olarak başarılı kabul edilen pek çok öğrenci mevcuttur. Dolayısıyla akademik başarı öncelikle eğitim kurumlarının örtük ya da örtük olmayan talep ve kriterlerini anlamayı ve performansı mümkün olduğu kadar bu talep ve kriterlere uyumlu hale getirmeyi içerir. Nihaî kararın ilanının üçüncü şahıs ya da kurumlarca yapıldığı bir durumda bunlardan bağımsız bir tanım yapmak yanıltıcı olabilir.
Bireyleri toplum içerisinde "uygun davranışları" göstermek üzere hazırlayan eğitim sistemi, kendi içerisinde ilerlemek üzere ölçüt ve kategorileri belirler. Burada bahsi geçen "uygun davranışlar" toplumun, piyasanın, devletin veya diğer otoritelerin ihtiyaç ve taleplerini karşılamak üzere belirlenebilir. Bireyin bu sistem içerisindeki performansı aynı zamanda onun toplum içerisindeki konumu hakkında önemli bir göstergedir. Bir diğer deyişle bireyin akademik performansı (eğitimin türü, süresi, repütasyonu) modern toplumlarda bireyin genel başarı ya da başarısızlığı ile ilişkilendirilmiştir. Bu bakış açısıyla eğitim insanlara başarı ya da başarısızlık dağıtan bir kurum olarak da değerlendirilmiştir.
Yapılan çalışmalar incelendiğinde akademik başarısızlık ile hayatta pek çok durum arasında yakın ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bu da akademisyenlerin eğitimin hayattaki başarının belirleyicisi olarak addetmesini anlaşılır kılmaktadır. Bireylerin akademik başarıları arttıkça iş bulma oranları ve gelirleri de paralel olarak artış göstermektedir. Akademik başarıya sahip olanlar daha düşük oranda suça karışmaktadırlar ve daha yüksek oranda oy kullanmaktadırlar. Bireyin ne derecede sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdüğü de yine akademik başarı ile ilişkilendirilmiştir.
Bütün bu göstergeler akademik başarının geleceğin anahtarı olarak yorumlanmasına yol açmaktadır. Bireyin akademik başarının getirdiği bütün imtiyazlardan faydalanabilmesi için o toplumun akademik başarı kriterlerini yerine getirmesi esastır. Son yüzyılda akademik başarı/başarısızlık kurumlar tarafından derecelendirilmektedir. Bireyin sahip olduğu sertifikaların hangi kuruma ait olduğu bir anlamda akademik başarısının da göstergesi olarak değerlendirilmelidir.
Bugün başarı daha çok sayısal bir sıralamada üst düzeylerde yer almaktır. Oysa Türk İslam geleneğinin eğitim tecrübesinde başarı, sıralamadan ziyade niyet, bireysel gayret, istikamet ve istikrar sahibi olmak şeklinde tanımlanmıştır. Bugün başarı netice odaklıdır, geleneğimizde ise süreç ön plandadır. İrfanî gelenek "zafer değil sefer" düsturunu ön plana çıkarmıştır. Doğrudan tevekkülle irtibatlı bu inançta şahsın kendine nefsine ve içinde bulunduğu cemiyete zararsız, faydalı, katkı verici ve beşeri ve tabii çevreyle uyumlu olması bir tür başarı olarak telakki edilmiştir. Neticede başarı ferdin madde ve mâna dünyasında saadetini temin edici eylemler bütünüdür.
Ayverdi, İlhan. Misalli Büyük Türkçe Sözlük. İstanbul 2006.
Bowles, Samuel - Gintis, Herbert. Schooling in Capitalist America. New York 1976.
Büyükkaragöz, Savaş. “Okula Uyumsuzluk ve Başarısızlıkta Ailenin Rolü”. Eğitim ve Bilim. 14/78 (1990), s. 29-33.
Clauson, Gerard. An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford 1972.
Dee, Thomas S. “Are There Civic Returns to Education?”. Journal of Public Economics. 88/9-10 (2004) s.1697-1720.
Demir, Kenan. “Osmanlı Basınında Sa’y u Amel Tartışmaları”. Erciyes İletişim Dergisi Akademia. 5/3 (2018), s. 124-140.
Helldin, Rolf. “The Problem of School Failure in Turkey”. European Education. 32/3 (2000), s.72-96.
Henriksson, Carina. Living away from Blessings: School Failure as Lived Experience. Canada 2008.
Junn, Jane. “The Political Costs of Unequal Education”. Paper Prepared for the Symposium on the Social Costs of Inadequate Education, Teachers College, Columbia University, New York 2005. https://www.centerforeducationalequity.org/media/centers/cee/2014/3082_socialcostsofinadequateEducation.pdf
Karacabey, Mehmet Fatih - Boyacı, Adnan. “Individual and Institutional Factors Contributing to School Dropouts”. Kastamonu Education Journal. 27/3 (2019), s.1047- 1057.
Muennig, Peter. “The Economic Value of Health Gains Associated with Education Interventions”. Paper Prepared for the Symposium on the Social Costs of Inadequate Education, Teachers College, Columbia University, New York 2005. https://www.centerforeducationalequity.org/media/centers/cee/2014/3082_socialcostsofinadequateEducation.pdf
O’Brien, George. An Essay on the Economic Effects of the Reformation. New York 1970.
Payne, David. Coping with Failure: The Therapeutic Uses of Rhetoric. Columbia 1989.
Rağıb el-İsfahani. Müfredat: Kur’an Kavramları Sözlüğü. çev. M. Yıldız. İstanbul 2012.
Romney, A. K. - Smith, T. - Freeman, H. E. - Kagan, J. - Klein. R. E. “Concepts of Success and Failure”. Social Science Research. 8/4 (1979), s. 302-326.
Rumberger, W. Russell. Dropping Out: Why Students Drop Out of High School and What Can Be Done About It. Cambridge 2011.
The Oxford English Reference Dictionary. Oxford 1995.
Weber, Max. Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu. çev. Z. Gürata. Ankara 1999.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/basaribasarisizlik
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Eğitim sürecinin değerlendirilmesine ilişkin normatif ifade, olgu.