Mutasavvıf, Osmanlı tarihçisi.
Mutasavvıf, Osmanlı tarihçisi.
Âşıkpaşazâde eserinde asıl adının Derviş Ahmed Âşıkî olduğunu belirterek birkaç kuşak şeceresini verir. Dedeleri arasında bulunan Garibnâme yazarı Âşık Paşa'ya nispetle Âşıkpaşazâde olarak anılmıştır. Vefâiye'nin devamı olarak ortaya çıkan Rifâiye'nin Anadolu'daki önde gelen temsilcilerinden olan ve Anadolu Selçuklu Devleti'ne karşı dinî, siyasî bir ayaklanma gerçekleştiren Baba İlyas da dedelerindendir. Derviş Ahmed, 1400 yılı dolaylarında Çorum Mecitözü'ne bağlı atalarından birinin adıyla anılan Elvan Çelebi köyünde doğdu. Gençlik yıllarında bir müddet bulunduğu Geyve'de ilk Osmanlı tarihçileri arasında adı zikredilen Yahşi Fakih'in eserini okudu. Fetret Devri ve II. Murad'ın saltanatının ilk yıllarındaki şehzadeler arası mücadelelere tanıklık ettikten sonra geçtiği Konya'da Sadreddin Konevî adına bina edilen zaviyede kalarak orada bulunan Zeyniye şeyhi Abdüllatif Kudsî'ye intisap etti. 1437'de hac farizasını yerine getirip Mısır'a giden Âşıkpaşazâde, oradan temin ettiği Seyyid Ebü'l-Vefâ'nın Menâkıb'ını damadı Seyyid Velâyet'e vererek Türkçe'ye tercüme edilmesini sağladı. Balkanlar'da bulunduğu sırada II. Murad'ın bölgedeki gazalarına daha sonra da İstanbul'un fethine iştirak etti. İstanbul'da müritlerinden olan Fâtih Sultan Mehmed'in başmimarı Atik Mimar Sinan'ın kendisi için inşa ettiği zaviyeye yerleşti. Ünlü tarihini kaleme aldığında yaşı seksen beş civarındaydı. Kabrinin, dedesi adına bina edilen Âşık Paşa Camii haziresinde olduğu sanılmaktadır.
Tevârîh-i Âl-i Osmân olarak adlandırdığı eserinin Yıldırım Bayezid devrine kadarki kısmını Yahşi Fakih'in eserine, 1391'de Macarlar'a karşı yapılan savaşı Timurtaş Paşa'nın oğlu Umur Bey'in ve Ankara Savaşı'nı bu savaşta solak olarak bulunan birinin rivayetine dayandıran Âşıkpaşazâde, II. Murad ve Fâtih devrindeki olayları ise kendi müşahedelerine göre kaleme almıştır. Eser, yazarı belli ilk Osmanlı tarihi olması ve yazarının anlattığı hadiselerin bir kısmına da şahitlik etmiş bulunması bakımından eşsizdir. Eserde konuların bablar halinde ve sonlarda soru-cevap şeklinde ele alındığı görülmekte olup müellifin yaşı ve muhtemel ölüm tarihi dikkate alınarak 166. babdan sonraki kısımların başkaları tarafından eklendiği düşünülmektedir. Nüshaların bitiş zamanları da farklılıklar gösterir.
Büyük bir bölümü yurt dışında olan ondan fazla nüshasını bir arada inceleyerek neşirler arasında en sağlamını ortaya koyan Necdet Öztürk'ten (2000) evvel eserin ilk neşri Ali Bey tarafından 1916 yılında, farklı bir nüshası ise F. Giese tarafından 1929'da yapılmıştır. Eser, Nihal Atsız tarafından 1949'da neşredilmiş, Kemal Yavuz ve Yekta Saraç ise eserin farklı bir nüshasını 2003 yılında neşretmişlerdir (bk. Atsız, Hüzeyin Nihal). Eserin önemi, ilk Osmanlı tarihleri arasında yer almasından ve müellifinin Osmanlı hanedanı ile yakın irtibatta olmasından gelir. Neşrî'nin Cihannümâ'sı başta olmak üzere kendisinden sonraki pek çok Osmanlı tarihçisine de kaynaklık etmiştir. Mahiyeti itibariyle anonim tevârihlerden fazla bir farkı olmayan eser, bu yönüyle pek çok anonim tarihin Âşıkpaşazâde'nin eserinden mülhem olabileceğini düşündürür. İçeriği ve konuşma diline yakın, devrin yazı dilini de aksettiren sade üslubu, orta tabaka ve özellikle askerî zümreler arasında okunmak üzere bir nevi halk destanı tarzında kaleme alındığını göstermektedir. Eserin, zaviyesindeki sohbetlerinden etkilenenlerin talebi üzerine yazıldığına bizzat Âşıkpaşazâde tarafından işaret edilir. Eserde devletin temel direkleri olarak "abdalân-ı Rum", "gaziyân-ı Rum", "ahîyân-ı Rum" ve "bâciyân-ı Rum" zümrelerinin gösterilmesi, Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna dair sonradan yapılan çalışmalar üzerinde tesiri bulunduğunu gösterir.
VGMA, D. 633, s. 42/19, 43/20.
Âlî, Gelibolulu Mustafa. Künhü’l-Ahbār II: Fātih Sultān Mehmed Devri: 1451-1481. haz. M. H. Şentürk. Ankara 2003, s. 62-66.
Babinger, Franz. Fatih Sultan Mehmed ve Zamanı. çev. D. Körpe. İstanbul 1979, s. 255-257.
Beydilli, Kemal. “Aşıkpazâde Derviş Ahmed Âşıkî’ye Dair Biyografik Katkılar”. Tarih Dergisi. 71 (2020), s. 161-180.
Bursalı Mehmed Tâhir Bey. Osmanlı Müellifleri. haz. İ. Özen. İstanbul 1975, III, 10.
Kantemir, Dimitri. Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş ve Çöküş Tarihi. çev. Ö. Çobanoğlu. Ankara 1979, s. 201, 251.
Keskin, Mustafa Çağhan. “Atik Sinan: Mitler ve Gerçekler Arasında Bir Osmanlı Mimarı”. METU Journal of the Faculty of Architecture. 39/2 (2022), s. 75-104.
Köprülü, M. Fuad. “Âşık Paşazâde”. İA. 1940, I, 706-709.
Ménage, V. L. “Osmanlı Tarihçiliğinin Başlangıcı”. çev. S. Özbaran. Tarih Enstitüsü Dergisi. 9 (1978), s. 227-240.
Özcan, Abdülkadir. “Âşıkpaşazâde”. DİA. 1991, IV, 6-7.
Öztürk, Necdet (haz.). Anonim Osmanlı Kroniği (1299-1512). İstanbul 2000.
Taeschner, Fr. “Ashik-Pashazâde”. EI2 (Fr.), 1954, I, 720.
Turgut, Vedat. “Osman Gazi’nin Hanımları ve Çocukları”. Vakanüvis. Söğüt Özel Sayısı. 4 (2019), s. 67-80.
a.mlf. “Renklerin Efendileri: XIII. Yüzyıl Anadolusu’nun Tasavvuf Dünyasına Prosopografik Bir Yaklaşım”. Osmanlı Araştırmaları. 57 (2021), s. 35-80.
Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/asikpasazade
Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.
Mutasavvıf, Osmanlı tarihçisi.