A

BED-i BESMELE

Mahalle mektebine başlama törenleri.

  • BED-i BESMELE
    • Mustafa İsmet UZUN
    • Web Sitesi: Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 24.06.2024
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/bed-i-besmele
    • Doi Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    BED-i BESMELE
    • Mustafa İsmet UZUN, "BED-i BESMELE", Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/bed-i-besmele/#yazar-1 (24.06.2024).
BED-i BESMELE

Mahalle mektebine başlama törenleri.

  • BED-i BESMELE
    • Mustafa İsmet UZUN
    • Web Sitesi: Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 24.06.2024
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/bed-i-besmele
    • Doi Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    BED-i BESMELE
    • Mustafa İsmet UZUN, "BED-i BESMELE", Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/bed-i-besmele/#yazar-1 (24.06.2024).

Osmanlı toplumunda geleneksel olarak, “sinn-i temyiz” denilen okuma çağına gelmiş çocuklar dört sene dört ay dört gün (4-4-4) veya beş sene beş ay beş günlük (5-5-5) olunca mahalle mektebine başlatılırlardı. O gün özel olarak giydirilip kuşatılarak, duruma göre evin selamlığında, bahçesinde veya kapısı önünde, evden mektebe giden yolda, mektebin bahçe veya avlusunda gerçekleştirilen törenlerle eğitime ilk adımı atarlardı. Merasimlerin evde yapılanına “bed-i besmele cemiyeti”, yol boyunca gerçekleştirilenine “âmin alayı”, mektepte icra edilenine ise “mektep cemiyeti” denilmekle beraber her üçü de birbirinin yerine kullanılabilmiştir.

Aileler; çocuklarını okuyup yazmaya ve tahsile heveslendirmek, mürüvvetlerini görmek, bugünü hafızalarına tatlı bir hatıra olarak yerleştirmek, tahsil hayatlarının hayırlı, uğurlu ve başarılı olması için katılanların duasını almak, sevinçlerini yakınlarıyla paylaşmak gibi maksatlarla yapılan bu törenlere çok önem vermiştir.

Bu kadim uygulama için mektebe başlayacak çocuğa uygun kıyafetler almak maksadıyla alışverişe çıkılması ilk adımdır. Ayrıca teberrüken yaşanılan yerde bulunan bir velinin türbesini ziyaretle orada dua edilmesi de ihmal edilmezdi. Bu gibi ziyaretgâhlar, İstanbul için, Rumeli yakasında Eyüp Sultan, Anadolu yakasında ise Aziz Mahmud Hüdâyî türbeleri olmuştur. Törenlerin hayırlı-uğurlu sayılan pazartesi, perşembe veya bir kandil gününe rastlatılmasına dikkat edilmiştir. Merasime davet için eşe dosta haber gönderilir veya davetiye yerine geçmek üzere örneklerine münşeat mecmualarında çokça rastlanılan bir “tezkire” hazırlanırdı. Merasimin ilk toplantısı evin selamlığında, avlu veya bahçesiyle kapısı önünde yapılan bed-i besmele törenidir.

Belirlenen günün sabahında daha önce eğitime başlayanlardan “âmin alayı”na katılacak talebeler en temiz elbiselerini giyerek mektepte toplanır, bahçede sıraya girip alay nizamı alırdı. En öne başının üzerinde kıymetli örtüler serilmiş bir rahle, üstüne yerleştirilmiş bir mushafı taşıyan boylu-boslu, güçlü-kuvvetli talebelerden biri geçirilirdi. Arkasında bir nevi koro/bando şefi olarak sesi gür ve güzel, musıki bilgisi ve mahfûzatı (repertuvar) yeterli “ilahici başı” denilen talebe ile ardında “ilahici” denilen öğrenciler yer alırdı. Bunları “âminci” diye anılan ve okunan ilahilerin belirli yerlerinde yüksek sesle bir ağızdan “âmin” diye bağıran öğrenciler takip ederlerdi. Alayın çekirdeğini oluşturanlar, erkek çocuklar önde kızlar arkada, ikişer veya üçer kişi el ele tutuşup sıralanırdı.

Âmin alayı, çocuğun okuyacağı sıbyan mektebinin hoca ve kalfaları nezaretinde mektepten hareket ederek, ilahiler okuyarak, yeni öğretime başlayacak talebelerin evlerine doğru yola çıkardı. Yol boyunca alayın önünde yürüyen ilahici başı, yüzü talebelere dönük olarak gerektiğinde arka arka yürürken bir taraftan koroyu, diğer taraftan da alayı idare ederdi. İlahiciler dik perdeden, yüksek sesle ve bir ağızdan (cumhur), yürüyüş temposuna uygun ilahiler okur, âminciler hep beraber “âmîn” çekerken sokaklar âdeta cıvıldaşan çocuk sesleriyle şenlenir, hareketlenirdi. Veliler ve mahalle sakinlerinin de iştirakiyle yol boyunca gittikçe artan alay kalabalığı, mektebe başlayacak çocuğun evine gelince sokak kapısı önünde dururdu.

Bu sırada evin büyüklüğü, ailenin içtimaî ve iktisadî durumuna göre önceden davet edilen, sevip sayılan âlim, şeyh, mahalle imamı, askerî ve mülkî erkândan tanınmış kişilerle aile büyükleri ve yakın akrabalar, çocukları, mahalle ileri gelenleri, yakın komşular selamlıkta yerlerini almış olurdu. Mektebin hocası (muallim), kalfaları (halife), hademeleri (bevvab) ve ilahicilerden birkaç kişi içeri alınır, böylece bed-i besmele cemiyetinin kadrosu tamamlanmış olurdu. Hoca, yüksekçe bir yer minderinin önünde, üzerine kıymetli örtüler örtülmüş rahlenin başına geçer, süslü kıyafetler giymiş, cüz kesesini boynuna takmış olan talebe adayı “maşallah, bârekallah, tebârekellah…” gibi alkış denilen dua cümleleri arasında huzura girerdi. Hoca rahlenin önünde diz üstü oturtulan talebesine, davetlilerin huzurunda kelime kelime tekrarlatarak besmele çektirirdi. Sünneti ihya sadedindeki bu girizgâh bu merâsime bed-i besmele (besmele ile başlama/besmeleye başlama) adının verilmesine sebep olmuştur. Ardından hoca efendi “Rabbi yessir ve lâ tüassir rabbi temmim bi’l-hayr” (Kolaylaştır rabbim, güçleştirme ve hayırla tamamlamayı nasip ediver) duasının her kelimesini tane tane okuyup yine çocuğa tekrarlatırdı.

İlk ders olarak halk arasında supara da denilen müzehhep veya sade yazma yahut matbu elif cüzünün (elifba/ alfabe) birinci sayfası açılır, her seferinde “Rabbi zidnî ilmen” (Yâ rabbi ilmimi artırıver) duasının üç defa tekrarlanması, hazır bulunanların hep bir ağızdan yüksek sesle “âmîn” demesiyle talebe okumaya, tahsile başlamış olurdu. Törenin sonunda hocanın işaretiyle Kur’an okumayı, ilim öğrenmeyi teşvik eden âyetlerden seçilmiş bir aşr-ı şerifin kıraatini takiben ilahiciler mektep ilahilerinden birkaçını okurlar. Gülbankçinin veya hocanın mektep gülbangini çekmesi veya dua etmesiyle merasimin bu safhası tamamlanır, hoca ve öğrencisine hediyeleri verilir, davetlilere yemek veya tatlı ikram edilir, alaya katılanlara da şeker dağıtılarak gül suyu serpilirdi.

Eşraftan, hali vakti yerinde ve varlıklı aileler bazan başka mekteplerin tanınmış ilahi takımlarını veya grup oluşturmuş yetişkinlerden bir başka “ilahi takımı” da tutarlardı. Ailenin durumu evde bir tören yapılmasına müsait değilse, öğrenci kapının önünde okunan ilahilerin ardından yapılan dua ile okula uğurlanırdı.

Yeni öğrencilerin çoğu yürüyerek alaya katıldığı gibi imkânları olanlar, erkekse kiralık bir midilliye, kızsa faytona bindirilirdi. Ailesi, arkadaşları, yakın akrabaları ve komşuların katılımıyla yine ilahiler okunup âminler çekilerek mektebe yeni başlayacak diğer talebelerin evlerine uğranılır, her evde benzeri uygulamalar yapılıp okula başlayacak bütün çocuklar toplandıktan sonra, gittikçe kalabalıklaşan alay, seyircilerin “maşallah, bârekallah, Allah zihin açıklığı versin, hayırlı uğurlu olsun” gibi dualarına karışan ilahiler ve âmin sadaları eşliğinde mektebe ulaşınca “âmin alayı” tamamlanmış olurdu.

Avluya gelindiğinde Arapça olması sebebiyle şuğul adıyla bilinen ve güftesi Şeyh Mehmed Bekrî’ye ait, sabâ makamındaki “Kad fetehallahu bi’l-mevâhib ve câe bi’n-nasri ve’l-meârib/Ve esbeha’l-kevnü fî sürûrin ve fî emânin mine’l-metâib” (Allah kullarına nice nimetlerin kapısını açmıştır...) ilahisi okunduktan sonra hocanın çektiği gülbangin ardından merasim dua ile son bulur, talebeler sınıfa girerek derse başlanır, alaya katılanlar da dağılırdı.

Tekkelerde oturan şeyh ailesinden çocukların evdeki merasimleri tabii olarak tekkelerde ve dergâhın meydan da denilen tevhithane veya semahanesinde gerçekleştirilirdi. Ayrıca güzergâhında dergâh varsa, alayın geçtiği sırada dervişler başlarında şeyhleri ile dışarı çıkar, nevbet vurarak âmin alayını karşılayıp uğurlarlardı.

Bed-i besmele törenleri sarayda, şeyhülislam, padişah hocaları, imam ve müezzinler, veziriazam ve Kubbealtı ricaliyle saray erkânının katılımıyla biraz farklılık gösterirse de büyük şehirlerde düzenlenenler, genel özellikleri bakımından hemen hemen aynıdır. Küçük yerleşim birimlerinde ise daha mütevazi uygulamalar görülür. Buna rağmen ilahilerin çoğu aynı olup bir kısmının mahallî güfte ve bestelerle yahut bazı değişikliklerle okunduğu, güftelerinin ise benzer özellikler taşıdıkları bilinmektedir. Yahya Kemal hatıralarında, Üsküp’te mektebe başlarken alaydaki çocukların, “Şol cennetin ırmakları akar Allah deyû deyû/Çıkmış Tanrı melekleri bakar Allah deyû deyû” ilahisini okuduklarını belirtmiştir.

İlahi mecmualarına ve hatıralara mektep ilahileri adıyla intikal etmiş eserlerin bir kısmının güfteleri nispeten sade ve açık Türkçe olmakla birlikte belli bir yekününün de Yunus Emre ve Niyâzî-yi Mısrî gibi mutasavvıf şairlere ait tasavvufî parçalar oldukları görülmektedir. Özellikle Tanzimat’tan sonra halk arasında çok beğenilmiş olan “Ey gaziler yol göründü yine garip serime” ile “Sivastopol önünde yatar gemiler” marşları da mektep alaylarında okunan parçalardandır. Mektep ilahileri çocuk şarkılarının bulunmadığı eski devirlerde bu maksatla kullanılmış, güfteleri itibariyle genellikle Kur’an’ı ve okumayı, Allah’ı ve Peygamber’i sevmeyi, dini, diyaneti, ilim öğrenmeyi, güzel ahlak sahibi ve çalışkan olmayı telkin eden bir muhteva yanında vatan sevgisini, din, devlet ve millet için şehit ve gazi olmanın mükâfatlarını da anlatmasıyla dikkat çekmektedir.

Mektep muallimlerinden gülbankçi denen zatın bir nevi beste ile okuduğu mektep gülbankleri de önemlidir. Gülbank metinleri mahallî bazı farklılıklar göstermesine rağmen irticalen bir nevi beste ile okunmaktaysa da bu okuyuş vaktiyle tespit edilemediğinden, uygulama ortadan kalktıktan sonra unutulmuş ve günümüze de notası ulaşmamıştır.

Okula başlayan çocuğa ilmin, hocanın kıymetini ve önemini idrak ettiren bu merasim, bir yönüyle onda “okul korkusu” oluşmasına da engel olacak mahiyettedir. Böylesine mutlu bir hadisenin toplumsal bir kutlamaya dönüştürülmesi, mektebi mahalle halkıyla bütünleştirdiği gibi ilim yolculuğunun değerinin topluma tiyatral olarak da gösterilmesi ve hatırlatılmasına da vesile olmuştur.

Kaynakça

Ahmed Râsim. Falaka. İstanbul 1927, s. 51-60.

Bayrı, M. Halit. “İstanbul’da Mektebe Başlama”. Halk Bilgisi Haberleri. sy. 11 (1942), s. 49-54.

“Bed’-i Mekteb Tezkiresi”. Münşeât-ı Azîziye. İstanbul 1303, s. 194.

Beyatlı, Yahya Kemal. “Yeni Mekteb”. Çocukluğum, Gençliğim, Siyâsî ve Edebî Hatıralarım. İstanbul 1973, s. 21-29.

Ergin, Osman [Nuri]. Türkiye Maarif Tarihi. İstanbul 1977, I, 91-96.

Kara, İsmail - Birinci, Ali (haz.). Mahalle Mektebi Hatıraları: Âmin Alayı-Mektep İlâhileri. İstanbul 1997.

Öcal, Mustafa. “Amin Alayı”. DİA. 1991, III, 63.

Tâhirülmevlevî. “An’anât-ı Kadîmemizden Mektebe Başlama Merâsimi”. Mahfel. 4/42 (1346), s. 113-116.

Uzun, Mustafa. “Gülbank”. DİA. 1996, XIV, 232-235.

a.mlf. “İlâhî”, DİA. 2006, XXII, 66.

Ülkütaşır, M. Şakir. “Sıbyan Mektepleri ve Mektep Cemiyetleri”. Türk Yurdu. nr. 245 (1955), s. 931-934.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/bed-i-besmele

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

BED-i BESMELE

Mahalle mektebine başlama törenleri.