A

ADIVAR, HALİDE EDİP(1884-1964)

Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşamış yazar, eğitimci ve romancı.

  • ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Ayşe AKSU
    • Web Sitesi: Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 24.06.2024
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip
    • Doi Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Ayşe AKSU, "ADIVAR, HALİDE EDİP", Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip/#yazar-1 (24.06.2024).
ADIVAR, HALİDE EDİP (1884-1964)

Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşamış yazar, eğitimci ve romancı.

  • ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Ayşe AKSU
    • Web Sitesi: Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 24.06.2024
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip
    • Doi Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Ayşe AKSU, "ADIVAR, HALİDE EDİP", Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip/#yazar-1 (24.06.2024).

a. HAYATI

İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Selanikli Mehmed Edip Bey, annesi Bedrifem Hanım’dır. İlk öğrenimini bir Rum mektebinde gördü. Bir müddet evlerinde kalan bir İngiliz hanımdan İngilizce öğrendi. O dersler esnasında öğretmeniyle beraber John Abbott’un The Mother adlı eserinden çeviriler yaptı. Mâder adlı bu kitap Sultan II. Abdülhamid tarafından şefkat nişanıyla ödüllendirildi. Eğitimine Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde devam etti ve 1901 yılında oradan mezun oldu. Kolejdeki eğitimi dışında Şükrü Efendi adlı bir şahıstan Arapça; Rıza Tevfik’ten edebiyat ve felsefe; daha sonra evlendiği Sâlih Zeki Bey’den matematik dersleri aldı.

I. Meşrutiyet’in ilanından sonra o sıralar yeni kurulan Tanin gazetesinde günlük yazılar yazmaya başladı. Otuzbir Mart Vakası sırasında muhaliflerin ölüm listesinde yer aldığı haberi üzerine İngiltere’ye gitti. Geri döndükten sonra çeşitli eğitim kurumlarında görev aldı. 1909 yılında Teâlî-yi Nisvân Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Balkan Savaşı başlayınca cemiyetin yardım ve hastabakıcı kolunu tanzim etti. 1911 yılında açılan Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. 1916’da Suriye bölgesindeki eğitim çalışmalarına katıldı. 1917 yılında Dr. Adnan Adıvar’la evlendi. Aralık 1918 tarihinde Wilson Prensipleri Cemiyeti’nin kuruluşunda yer aldı. 1919’da İzmir’in işgali sebebiyle düzenlenen Fatih, Üsküdar ve Sultanahmet mitinglerinde konuşmalar yaptı. Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı bir mektubunda İngiliz baskısına karşı Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkler’i savunacağı tezini ileri sürdü ve Amerika’nın Türkiye’ye kısa süreliğine yardım etmesinin bir zararı olmadığını savundu.

İstanbul’un işgali sonrası Anadolu’ya gizlice silah kaçırma faaliyetlerinde yer aldı. 1920 yılında eşi Adnan Adıvar’la birlikte Anadolu’ya geçerek Millî Mücadele’ye katıldı. Cephe gerisinde hastabakıcılık yapması, Hilâliahmer’in çalışmalarına katılması, 1922’de Yunanlılar’ın İzmir’i ateşe vererek terketmeleri sonrası kurulan Tetkîk-i Mezâlim Komisyonu’nda yer alması gibi yararlılıklar gösterdi. O dönemde bir yandan içinde bulunulan durumla ilgili İstanbul gazetelerine yazılar yazarken, diğer yandan Ankara’da Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı.

Millî Mücadele sonrasında siyasete atıldı. Mustafa Kemal Paşa ile ihtilaflar yaşaması neticesinde 1925 yılında Türkiye’den ayrılarak İngiltere’ye yerleşti. Daha sonra Fransa’da ikamet etti. 1928 yılında Amerika’ya gitti, konferanslar ve dersler verdi. 1935 yılında Hindistan’a giderek burada da konferanslar verdi. Mahatma Gandi, Muhammed İkbal, S. Nedvî ile birlikte Câmia Milliye İslamiye Üniversitesi’nin temel atma törenine katıldı. 1939 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptı. Demokrat Parti’den İzmir milletvekili seçilerek 1950- 1954 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulundu. Çok sayıda roman ve tiyatro eserine imza atan Halide Edip Yeni Mecmua, Musavver, Muhit, Mektep Müzesi, Şehbal, Mehâsin, Türk Yurdu dergilerinde ve Akşam, Vakit, İkdam ve Tanin gazetelerinde yazılar yazdı. Kabri Merkezefendi Mezarlığı’ndadır.

Halide Edip’in eğitim hayatına bilfiil katılması, II. Meşrutiyet’in ilanı sonrasında Maarif Nezareti Müsteşarı Said Bey’in kendisinden Dârülmuallimât-ı Âliye hakkında bir rapor hazırlamasını istemesiyle başlamıştır. Kurumla ilgili hazırladığı rapor ve eksikleri gidermek için önerdiği ıslahat projesini “Maarif Nezareti Dâire-yi Âliyesi’ne-Dârülmuallimât” başlığı ile yayımlamıştır. Bu raporunda adı geçen kurumu ve yetiştirdiği öğrencileri kıyasıya eleştirmektedir. Ona göre burası idâdî derecesinde eğitim veren bir mektep olarak kurulmuşsa da bir rüştiye kadar bile başarılı değildi. Tarih, hikmet, fizyoloji ve edebiyat dersleri okutulmadığı gibi usûl-i tedris dersi bile bulunmamaktaydı. En ağır ithamlarını ise müdirelere yöneltmiştir: “Ayşe Sıdıka Hanım istisna edilirse bu mektep o kadar acîb müdireler elinden geçmiştir ki, insan onların taht-ı terbiyesinde değil onlarla beraber aynı mahallede bulunmasını zül addetmekteydi.” Oraya aklı başında, zeki ve masum olarak gönderilen genç kızlar tahsillerini tamamladıklarında orada o kadar bozuluyorlardı ki, insan âdeta onların evlerinde kara cahil olarak kalmalarını tercih ediyordu (Tanin, 1908). 

Yazısının devamında yeni bir plan ve program hazırlamak amacıyla Amerikalılar’ın muhtelif kolej ve rüştiyelerinin programlarını tetkik ettiğini, ama bunları ülke için pek yüksek bulduğundan Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ni nazarı dikkate aldığını söylemektedir. Teklif ettiği okulun fizikî ortamı da aynıyla koleji resmetmektedir. Dört yılını rüşdî, dört yılını idâdî şeklinde planladığı bu okulun öğretim dili Türkçe olmakla birlikte İngilizce mecburi tutulmalı, hatta derslerin bir kısmı da İngilizce okutulmalıydı. Türk öğrenciler bundan başka Fransızca’yı veya mektepteki diğer lisanlardan birini üç sene tahsile mecbur olmalıydılar. Keza yemek pişirme veya biçki-dikiş derslerinden birini de mutlaka almalıydılar. Halide Edip yazısının sonunda bir müfredat programı da vermiş, kurumun idaresi için Amerikalı bir kadının getirtilmesini teklif etmiştir. 

Raporun yayımlanmasından üç ay sonra Isabel Fry’ın İstanbul’a gelişi bu teklifle bağlantılı gibi görünmektedir. Nitekim Fry üç haftalık zaman zarfında Dârülmuallimât hakkındaki izlenimlerini kaleme almış, bu yazıyı Halide Edip tercüme ederek “Kız Mektepleri Hakkında Bir Mütâlaa-yı Mühimme: Miss Fry’ın Raporu” başlığı ile Tanin’de yayımlamıştır (Ocak 1909). 

Halide Edip, 1910 yılında Fatih Çarşamba’daki Ali Saib Bey Konağı’nda öğretime başlayan Leyli Kız Sanayi Mektebi’nin bünyesinde eş zamanlı olarak açılan yatılı Dârülmuallimât-ı Rüşdî’de usûl-i talim ve terbiye dersi vermeye başlamıştır. O sıralar ağır bir hastalığa yakalanması üzerine derslerini kurumun müdür muavini Nakiye Hanım üstlenmiştir (BOA, MF.İBT, 294/20). Bu süreçte kendi mezun olduğu Üsküdar Amerikan Kız Koleji ile eğitim iş birliği yapmış; 1909-1910 ders döneminde Dârülmuallimât-ı Rüşdî mezunlarından bizzat seçtiği, masraflarını devletin karşıladığı ve aralarında kız kardeşleri Nigâr ve Belkıs’ın da bulunduğu beş Türk kızını idâdî eğitimi için oraya göndermiştir. 

Halide Edip’in İngiliz eğitimci Isabel Fry’la karşılıklı ziyaret ve mektuplaşmaları, ayrıca Amerikan Koleji ile olan sıkı münasebetleri hükümetin eğitimle ilgili planlarına da yansımıştır. Nitekim Talat Paşa 1914 yılında Halide Edip’i ziyaretinde, kadın mekteplerinin teşkili için Isabel Fry’ı davet ettiklerini ve yakında geleceğini söyledikten sonra Maarif’te bu işi kabul etmesi için onu ikna etmesini istemiştir. İstanbul’a gelen Fry, Maarif nazırı Ahmed Şükrü Bey’le anlaşamayınca bir ay sonra ülkesine dönmüştür. 

Dârülmuallimât döneminde Halide Edip Talim ve Terbiye isimli eserini yazmıştır. Aslında bu çalışması Amerikalı eğitimci H. Harrell Horne’un The Psychological Principle of Education adlı kitabının Türkçe’ye tercümesidir. Ancak kendisi de hayli eklemelerde bulunmuştur. 

Halide Edip’in bundan sonraki görevi, o sıralar vakıf mekteplerinde geniş çaplı bir ıslahat yapmakta olan Şeyhülislam Hayri Efendi’nin teklifiyle evkaf kız mektepleri umumi müfettişliği olmuştur. “Talim ve Terbiye 1332 Senesi Vakıf Kız Mekteplerinin Senelik Raporu” başlıklı iki yazısında Şehzadebaşı, Cihangir, Sultanahmet, Zincirlikuyu, Beşiktaş ve Üsküdar’daki on üç kız mektebini teftiş sonrasında izlenim ve tekliflerini sunmuştur. Bu raporlarda söz konusu mekteplerin fizik ortamından müdire ve muallimelerin hal ve tavırlarına, öğrencilerin vaziyetinden öğretim durumlarına kadar her şeyi ayrıntılı olarak vermekte, ardından çözüm önerilerini sıralamaktadır. Ancak idarecilerle yaşadığı bazı anlaşmazlıklar sebebiyle 06 Mart 1913 tarihinde bu görevinden istifa etmiştir. 

Cemal Paşa’nın daveti üzerine 1916 yılında Hamdullah Suphi Bey ve Nakiye Hanım’la beraber gittiği Suriye’de okul açma ve müfettişlik çalışmalarında bulunmuştur. “Suriye Mektepleri” başlığı ile yayımlanan bir röportajında, bölgeye gitmeden evvel yetkililerden Fransız misyonerlerin elinde yetişen Suriye kızları hakkındaki izlenimleri olumsuzdur: “Bu kızların tahsili yaldızdan ibarettir. Bu sırada Beyrut ve Şam vilayetleri ile Cebelilübnan sancağında yatılı ve gündüzlü kız mektepleri ile bir dârülmuallimât açmışlardır. Cemal Paşa’nın rızasını alarak Nâsıra’daki eski bir Fransız kız okulunun binasında bulunan dârülmuallimât ile yatılı kız sultânîsinin iç idaresini, daha evvel orada görev yapmış olan Rahibe Freige ve ekibine vermiştir. 

Ayrıca İstanbul’dan aralarında kız kardeşleri Belkıs ve Nigâr hanımların da bulunduğu yaklaşık elli kişilik bir öğretmen heyeti getirtmiştir. 

Halide Edip’in faaliyette bulunduğu ikinci yer, Lübnan’daki Ayn Tura Yetimhanesi’dir. Mor Salkımlı Ev’de anlattığına göre vaktiyle Fransızlar’ın idaresinde bulunan bu müessesede perişan halde bulduğu 800 kadar Türk, Kürt, Ermeni çocuğunu ve müştemilatın ortamını, bölgedeki Türk doktor, hemşire, kumandan ve idarecilerle el ele vererek kısa zamanda bir düzene sokmuştur. Kurumun müdürlüğünü üstlenmesi için bölgedeki askeriyede görevli olan Dr. Lütfü Bey’i (Kırdar) bizzat ikna etmiştir. Ustalar getirterek kunduracılık, marangozluk, terzilik, örücülük atölyeleri kurmuştur. Bu iş eğitimi sayesinde bir taraftan okulun ve çocukların ihtiyaçları karşılanırken diğer yandan öğrenci kitlesinin kaynaşması temin edilmiştir. O yılın yaz tatilinde İstanbul’a dönen Halide Edip Eylül 1917 tarihinde bölgeye tekrar gittiğinde bütün kurumların daha da gelişmiş olduğunu, yetimhanedeki çocuk sayısının 1200’e ulaştığını görmüştür. Ancak savaşın şiddetlenmesi ve Osmanlı ordusu aleyhine dönmesi üzerine Halide Edip bazı hocalarla birlikte Mart 1918 tarihinde İstanbul’a gelmiştir. 

Halide Edip’in eğitim konusundaki bir diğer faaliyeti, Millî Mücadele döneminde Türkiye’den Amerika’ya öğrenci gönderilmesi olmuştur. İlk etapta Sabiha Zekeriya, Bursalı Bayan Fethi, Kütahyalı Fatma, Zekeriya, Burdurlu Şükrü Hüseyin (Kasapoğlu) ve Ahmet Mazhar adlı altı öğrenci yollanmıştır. Halide Edip, Millî Mücadele’ye katılmak üzere yola çıkmadan önce oğullarını da İngiliz tehlikesine karşı Amerika’ya göndermiştir. 

1939’da Amerika’dan kesin dönüş yaptıktan sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nü kurmakla görevlendirilen Halide Edip 1950 yılına kadar bu görevinde kalmıştır. Bölümün gelişmesi için Kanada, İngiltere ve Amerika’dan uzmanlar getirilmesine önayak olmuştur. 

Halide Edip pek çok yazısında özellikle kadınların eğitimine temas etmiştir. Feminizm anlayışını eleştirmekle beraber mevcut Türk kadını profilinin değişmesinin, onların medenî hayatta yer almalarının şart olduğunun altını çizmiştir. 

“Maarif Nezareti Dâire-yi Aliyyesi’ne” başlıklı yazısında kadın eğitiminde İngiliz ve Amerikan modellerinin kullanılmasını, zira Amerikalılar’ın uygulamaya dayalı eğitim modelleri sayesinde kendine güvenen, faal ve çalışkan insanlar yetiştirdiklerini, dolayısıyla bu eğitim modelinin örnek alınmasını istemiştir. “Bazı Endişelerim” başlığı altında, kadınlar için okullar açılması gereğini, bunlar sayesinde pek çok kişinin iş sahibi olacağını vurgulamıştır. 

“Yirminci Asırda Kadınlar” başlıklı makalesinde Avrupa ülkelerindeki kadınlardan daha mutedil bulduğu Amerikalı kadınları örnek göstermiş, onlar üzerinden ideal Türk kadınını resmetmiştir: 

“Hocalar Faciası”, ilkokul öğretmenlerinin yerlerinin çok sık ve keyfî sebeplerle değiştirilmesine itirazlarını içermektedir. “Hocalara ve Gazetecilere Dair” başlığında öğretmenlik mesleğinin kutsiyetini ve onların “cemiyetlerinin, milletlerinin ve hatta dünyanın isimsiz koruyucusu olduklarını” dile getirirken, “Üniversite ve İlk Mektep Hocalığı” başlıklı yazısında öğretmenlerin sorunlarını ele almış, okumamış tek kişi bırakmamak ve eğitim görenlerin sayısını arttırmak hedefini öne çıkarmıştır. 

Halide Edip’in son derece hassas olduğu konulardan biri de memleketteki Amerikan okullarıdır. 1908 yılında yayımladığı “Bir Dost Çehresi Etrafında: Amerikan Koleji” başlıklı yazısında kolejdeki hocaları Osmanlı toprağını, Osmanlı medeniyetini aydınlatmaya cehdeden ilim ve irfan mücahideleri!” sözleriyle selamlamaktadır. 

Amerikan okulları konusunda Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile girdiği polemikler önemlidir. Agayef’in Hak gazetesindeki misyoner okulu karşıtı yazılarına cevaben Halide Edip “çok şükür ki bu Amerikan mekteplerinden çıkmış da dinini kaybetmiş bir tek müslüman kızın görülmediğini”, milliyet denen şeyin “öyle aşı gibi tahsil ile bilmem ne ile diğer bir millet üzerine yapıştırılamayacağını”, bir Türk’ün Amerikalılar’ı, Amerika medeniyetini şiddetle takdir etmesi ve onların birçok terbiye esaslarının memleketimize tatbikini istemesiyle ona “sen Amerikalılaştın” denemeyeceğini ileri sürmüştür. Ona göre “Garp milletini, mektebini, medeniyetini beğenmek bir Türk’ü pek iyi, pek milliyetperver olmaktan menetmemektedir.” Okullar vasıtasıyla bir milleti dönüştürmek isteyen bir başka milletin, mutlaka siyasî bir amacının olması gerektiğini vurguladıktan sonra “Dünyanın öbür siyasî yarısını işgal eden Amerikalılar’ın Türkiye’de hiçbir maksatları olmadığını anlamak pek kolay bir şeydir. Bu memlekette her milletin tahsili bir maksada atfedilebilir, fakat Amerikalılarınki değil. Bugün yüksek milli ideallerinden, medeniyetlerinden, her şeylerinden boyunduruk altına girmeden istifade edebileceğimiz, Amerikalılar’ın tahsilî, hatta iktisadî hizmetleridir” diyerek görüşlerini dile getirmiştir. 

Akçura’nın 1912 yılında Türk Yurdu mecmuasında misyoner mekteplerini şiddetle eleştirdiği “Emel ve İdeal” başlıklı yazısına verdiği karşılık da yine aynı şekilde savunmacı bir üsluptadır. Ona göre memleketteki gayesizliğin sebebi ecnebi mektepleri değildir. “Misyoner olmayan bir mektep” olarak telakki ettiği Amerikan Kız Koleji’ni merkeze alarak, bu müesseselerin katiyen hepsinin “mezunlarını cemiyetsiz, izzeti nefissiz yapmadıklarını” söylemektedir. 

Halide Edip’in Amerikan eğitim sistemine hayran olduğu ve Türkiye’nin yeni eğitim sistemini büyük ölçüde onlara emanet etmek istediğini, onu yakinen tanıyan Yahya Kemal Beyatlı Siyasi ve Edebi Portreler’de şöyle dile getirmektedir: “Halide Edib Hanım Amerikalılar’ın müterâkim bir maarif ianesiyle Anadolu’da büyük College’ler açmalarını temin etmiş, lakin hükümet bu iyiliği biraz mağşuş ve müşevveş görmüş, yanaşmamış, kendi maarifimizin kendimiz tarafından yapılacağını söylemiş. Bunun üzerine Halide Edib Hanım Amerikalılar karşısında güç bir mevkide kalmış.” Bu satırlar dönemin efkâr-ı umumiyesini özetlemektedir. 

Osmanlı’nın son dönemi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve sonrasında düşünce, eğitim ve siyaset alanlarında etkili bir yere sahip olan Halide Edip, eğitimin her alanında görüş beyan etmekle birlikte özellikle Cumhuriyet öncesinde Amerikan eğitimini ve değerlerini savunmuş ve Türk eğitim sistemi için de o sistemi teklif etmiş bir kişilik olarak görülmektedir. 

Ancak hayatının son zamanlarında kendisinin Amerikan mandacılığını savunmadığını, kastının mevcut şartlarda dönemin başka bazı isimleri gibi Amerika’nın hamiliğini ülke için faydalı görmekten ibaret olduğunu belirtmiştir.

Kaynakça

BOA. MF.İBT. 294/20 H.21 Zilhicce 1328/M.24 Aralık 1910, lef.1.

Adıvar, Halide Edip. Talim ve Terbiye. İstanbul 1327.

a.mlf. “Bir Dost Çehresi Etrafında: Amerikan Koleji”. Tanin. sy. 41, 28 Ağustos 1324 (1908), s. 2-3.

a.mlf. “Bazı Endişelerim”. Tanin. sy. 42, 29 Ağustos 1324 (1908).

a.mlf. “Maarif Nezareti Dâire-i Aliyyesine-Dârülmuallimât”. Tanin. sy. 56, 12 Eylül 1324 (1908), s. 4-6.

a.mlf. “Mecburi Cevaba Mecburi Cevap”. Tanin. 4 Temmuz 1328 (1912), s. 3.

a.mlf. “Yirminci Asırda Kadınlar”. Mektep Müzesi. sy. 1-3, 1 Mayıs 1329 (1913), s. 3-8.

a.mlf. “1332 Senesi Vakıf Kız Mekteplerinin Senelik Raporu (I-II)”. Türk Yurdu. 11/14 (118), 15 Eylül 1332 (1916), s. 3161-3165; 11/15 (119), 29 Eylül 1332 (1916), s. 3179-3184.

a.mlf. “Suriye Mektepleri”. Türk Yurdu. 12/13 (141), 16 Ağustos 1333 (1917), s. 3544-3548.

a.mlf. “Darülfünûn’da Kadın”. Büyük Mecmua. sy. 6 (1335/1919), s. 89.

a.mlf. “Hocalar Faciası”. Akşam. sy. 11126, 2 Ekim 1949.

a.mlf. “Üniversite ve İlk Mektep Hocalığı”. Akşam. sy. 11164, 12 Kasım 1949.

a.mlf. “Kadın Tahsilinin Bir Büyük Bayraktarı”. Akşam. sy. 11281, 9 Mart 1950, s. 5.

Enginün, İnci. “Adıvar, Halide Edip”. DİA. 1988, I, 376-377.

Çalışlar, İpek. Halide Edib: Biyografisine Sığmayan Kadın. İstanbul 2010.

Doğramacıoğlu, Hüseyin. “Halide Edip Adıvar’ın Eğitim ve Öğretim ile İlgili Görüşleri”. Akademik Bakış. sy. 62 (2017), s. 129-137.

Şanal, Mustafa. “Halide Edib Adıvar’ın (1884-1964) Öğretmenlik Mesleğinin Niteliğine İlişkin Görüşleri”. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi. 3/11 (2010), s. 517-527.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

  • ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Kelime ERDAL
    • Web Sitesi: Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 24.06.2024
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip
    • Doi Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Kelime ERDAL, "ADIVAR, HALİDE EDİP", Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip/#yazar-2 (24.06.2024).
ADIVAR, HALİDE EDİP (1884-1964)

Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşamış yazar, eğitimci ve romancı.

  • ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Kelime ERDAL
    • Web Sitesi: Maarif Ansiklopedisi
    • Son Güncellenme Tarihi: 18.12.2022
    • Erişim Tarihi: 24.06.2024
    • Web Adresi: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip
    • Doi Numarası:
    • Bu metni kaynak göstererek kullanabilirsiniz.
    ADIVAR, HALİDE EDİP
    • Kelime ERDAL, "ADIVAR, HALİDE EDİP", Maarif Ansiklopedisi, https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip/#yazar-2 (24.06.2024).

b. ESERLERİNDE EĞİTİM

Halide Edip, edebiyatçı kimliğinin yanında öğretmen kimliğiyle de ön plana çıkmış, müfettiş olarak görev yapmış, okullar açmış ve aynı zamanda eğitim alanındaki görüş ve düşüncelerini eserlerinde dile getirmiştir. Özellikle Türk eğitim sisteminin şekillenmesi, eski ve yeni eğitim kurumlarının karşılaştırılması, öğretmen yetiştirme, üniversitelerin fonksiyonları, nitelikleri ve yabancı dil eğitimi gibi konular üzerinde durmuş, sorunları belirterek çözüm önerileri sunmuştur. 

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İngiliz Edebiyatı profesörü olarak on yıl görev yapmış (1940- 1950) olan yazar, büyük üniversite olmak için dünyadaki bilim, fikir ve sanat alanlarındaki gelişmeleri takip etmek; dünyanın önemli ilim merkezleriyle iş birliği yapıp ilişki içerisinde olmak; gençlere geçmişi öğreterek memleketin ihtiyaçlarını göz önünde tutmak gerektiğini dile getirmekte, üniversitelerin açılması için ilim muhitinin ve zümresinin oluşması ve uygun olması aynı zamanda halkın şuurunun da buna hazır hale gelmesi gerektiğini belirtmektedir. 

“Emin Efendi Lokantasında” (1939) başlıklı yazısında üniversite hocalığı tecrübelerine yer vermiş hocaların öğrencilerle bir arada bulunmalarının mutluluk verici olduğunu Beyazıt’ta sık sık gittiği bir lokanta örneğinde dile getirmiştir. Orada yaşlı hocaların olduğunu, bu durumu yadırgamadığını, üniversite hocasının eğer “mâlumat fosili olmamışsa” yaşlı bir üniversite talebesi sayılabileceğini ifade etmektedir. 

“Camia’nın Terbiye ve Tahsil Usulleri” (1938) ve “Kalküta’da Hindu Üniversitelileri Arasında” adlı yazılarında Hindistan eğitim sistemi ve üniversite hayatı hakkında bilgiler vermiştir. 

“Üniversiteler ve Hürriyet” (1946) adlı yazısında üniversitelerin özgür olması gerektiğini ifade eden yazar Hükümet, Üniversite ve Fakülte” (1946) adlı yazısında bütçesini hükümetten alan üniversitenin ne kadar özgür olabileceğini sorgular. 

Edebiyat fakülteleri konusuna ayrı bir parantez açan yazar, bu fakültelerin milletin geleceği için çok önemli olduğunu, nesillerin buralarda uyanışa geçeceğini ve buralarda serbest kürsülerin bulunması gerektiğini dile getirir. 

Ana dili iyi bilmenin yanında yabancı dilin de öğrenilmesi gerekliliğine dikkat çeken yazar, başka milletlerin edebiyat ve fikir abidelerini tanıyarak kendi hars ve edebiyatımıza bakışımızın derinleşeceğini Yahya Kemal gibi örnekler üzerinden vermektedir. 

Üniversitelere girişte şartların ağırlaştırılması, ilkokul öğretmenlerinin üniversite yerine öğretmen yetiştiren özel kurumlardan sağlanması, yurtdışında eğitim almanın ve bunun kriterlerinin önemli olduğu gibi üniversiteyle ilgili daha pek çok konuya değinen yazarın ayrıca eğitimcilere dair görüşlerini yansıttığı “ İnsanın Kafasının Ehemmiyeti” (1955), “Hocalara ve Gazetecilere Dair” (1947), “Hocalar Faciası” (1949), “Üniversite ve İlk Mektep Hocalığı” (1949), “Üniversite İdeali” (1949), “Hocalar Davası” (1950), “Felaketlerden Sonra Milletler” (1913), “Selim Sırrı Bey’e” (1914) başlıklı yazıları da bulunmakta olup romanlarında çizmiş olduğu tipler sayesinde de bu fikirlerini ve düşüncelerini geniş okuyucu kitlesiyle paylaşma imkânı bulmuştur. 

Halide Edip’in bilhassa romanlarında ele aldığı konuların başında kadının eğitimi ve sosyal hayatta rol alması gelmektedir. Yazar, Seviye Talib (1924), Handan (1924) ve Yeni Turan (1924)’da eşini yetiştiren erkeklerden bahseder. İyi eğitim almış kadınları aslî kahraman olarak dönemin eğitim anlayışına uygun bir şekilde eserlerine yerleştirir. Bu kahramanlar bazen Handan ve Yeni Turan romanlarında olduğu gibi kendi duygu dünyalarında boşluklarla da karşılaşmaktadırlar. 

Zeyno’nun Oğlu (1928) romanında Mazlume tipi, üniversite öğrenimi görmüş; hayatında spora, eğlenceye, geleneksel olanla modern olana dengeli olarak yer veren, taklide ve olumsuzluklara cesaretle karşı çıkabilen bir kızdır. Dışarıdan soğuk ve kibirli görünen ve Tatarcık (1939)’ta da rastladığımız bu genç kız tipi geleceğin kadın örneği olarak sunulmaktadır. 

Dönemin kadın hareketleri bakımından önemli eseri Yeni Turan’dan itibaren Halide Edip, toplumda etkili olan kadın kahramanlara yer vermeye başlamış, siyasî ve ideolojik meseleleri ön plana çıkarmakla beraber aslında kadın eğitimini vurgulamıştır. Anlatılan okullar ve çeşitli dernekler genellikle kadınlara ve kızlara hizmet etmektedir. Kadınlar okumakta ve iş ortamına girmekte, böylece Türk kadını “kapalı evden” çıkarılıp “hayatın içine” çekilmektedir. Esas sorun ise yeni Türkiye’yi kuracak insanların yetiştirilmesidir ve bunun temelinde kadının eğitilmesi yatmaktadır. Ateşten Gömlek (1922)’te Ayşe, Vurun Kahpeye (1926)’de Aliye, Tatarcık’ta Lale iyi eğitim almış ve toplumda aktif rol üstlenmiş kadınlardır. Yazar kadının bir birey olarak toplumda var olup olamayacağını tartışmaya açar, kendini ezdirmemeye kararlı kadınların karşılaştıkları sorunları anlatır. 

Romanlarda iyi eğitim almış kadının birtakım idealleri vardır ve ülke sorunlarına duyarlıdır. Kaya adlı genç kız, çocukluğundan beri “Yeni Turan” idealini gerçekleştirmeyi her şeyden üstün tutmuştur. Oğuz, “Kadın da erkek gibi memleketin ilerleyişine katkıda bulunmalıdır” görüşünü savunur. Cumhuriyet Türkiyesi’nde bulunabilecek her görüşten insana yer vermeye çalışan yazarın Tatarcık’ta canlandırdığı Haşim’in ise kadın eğitimi ve kadının aldığı eğitim sonucu meslek hayatında edindiği yer konusunda olumsuz fikirleri vardır. Ona göre Avrupa’ya eğitim için giden erkekler yurda döndüklerinde, istedikleri işlerde kadınlar çalıştığı için işsiz kalmaktadırlar. 

Halide Edip’in romanlarında kadının eğitimi genellikle kadının çalışmasıyla bağlantılıdır. Kadının eğitim almasını isteyen kahramanlar, iş hayatında yer almasında genellikle sakınca görmezler. Buna karşılık Döner Ayna (1954)’da etrafındaki herkese hükmeden köy ağası Hacı Murat, kızı Hanife’yi okula göndermek istemez. 

Erkek kahramanlar evlenecekleri kadını seçerken eğitim düzeylerine dikkat ederler. Çünkü eşler arasındaki eğitim farklılığı eşleri birbirinden uzaklaştırmakta, boşanmaya götürmektedir. Eğitim düzeyi düşük olan taraf genellikle kadındır ve eğitimli erkekler eşlerini yetiştirme çabasındadırlar. Kadınlar, eğer sağlıklı bir bilince sahip ve iyi eğitim almışlarsa kendilerine uygun bir eş seçebilir. Bu sebeple Raik’in Annesi (1924), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno’nın Oğlu, Sinekli Bakkal (1936), Seviye Talip, Handan ve Mev’ud Hüküm (1918)’de mutsuz evlilikler, mutluluğu bulamama sebepleri, bunların ortadan kalkması için toplumun ve özellikle kadınların eğitilmesi konuları işlenir. Yazara göre kadınlar eğitildiğinde ve erkeklerle eşit haklara sahip olduklarında evlilik erkekler ve kadınlar için bir cehennem olmayacaktır. 

Halide Edip’in romanlarında ailede umumiyetle anne babadan biri çocuğun eğitimiyle ilgilenmektedir. Eşler arasındaki eğitim düzeyi farkı, onların çocuklarının eğitimine bakışlarında da farklılıklar ortaya çıkarmakta ve bu durum bir çatışmaya yol açmaktadır. Biri yerli kültürle yetişmesini isterken diğeri Batılı eğitimi savunabilmektedir. Bazı romanlarda ise ebeveynden birinin ölmesi, hasta olması, ilgisizliği veya uzakta bulunması çocuğun eğitimine akraba çevresinden kişilerin dahil olmasına yol açar. Romanlarda bu gibi durumlarda fakir veya ilgisiz ailelerin çocuklarına bakacak, onların eğitimiyle ilgilenecek bir tip mutlaka yer alır. Aile ortamı çocukların evde kalmalarına engel olacak kadar kötüyse tek kurtuluş yolu çocuğun yatılı bir okula verilmesidir. Romanlardaki yeniliğe açık kahramanlar, Batılı eğitim veren okullarda okumuş veya çocukluktan itibaren Batılı bir mürebbiyenin elinde yetişmiş tiplerdir. Bunlar devamlı olarak kapalı ailede yetişen kişileri değiştirmeye çalışırlar. Yolpalas Cinayeti (1936)’nde Bayan Sungur Alman okulu mezunudur ve aşırı Alman hayranıdır. Kendini beğenmiş Bayan Bilgan ise Dame de Sion’u bitirmiştir. Alman ve Fransız okulları yerine Amerikan okullarını tercih eden, yabancı okulların eğitiminden çoğunlukla olumlu bahseden yazarın oralara giden kahramanlarındaki olumsuz yönleri verme sebebi, Batılı olmayan (yerli) her şeyi küçümseyen tavırlar sergilemeleridir. 

Batılı eğitimi gidip yerinde almak önemli olduğundan yurt dışına giden kahramanlar oradan mukayese ve değişim fikirleriyle dönerler. Bazıları olumlu niteliklere sahip olurken bazıları köklerinden uzaklaşırlar. Çevrelerindeki her şeyi ve herkesi Batı’dakilerle kıyaslar, Batı’ya uymak için değişimi zorunlu görürler. 

Halide Edip öğrencide millî bilincin uyandırılmasında öğretmenin üstlenmesi gereken önemli role ve öğrencilerde olması gereken vatan sevgisine dikkat çekmektedir. Yeni Turan’da öğretmen Kaya öğrencilerine vatanı sevmeyi ve yükseltmeyi öğretmiştir. Onlar da Turan yolunu arayan milliyetçi gençler olmuşlardır. Vurun Kahpeye’deki Aliye öğretmen Anadolu’daki cehaletle savaşan fedakâr bir kişidir. 

Halide Edip özel derse ve özel öğretmene çok fazla yer vermekte, hatta bazı kahramanları tamamen özel öğretmenler eliyle yetişmektedir. Özel öğretmenler ekseriyetle yeterli donanıma sahip olsalar da eğitim süreci içinde çeşitli sorunlar yaşarlar. Zengin ailelerin şımarık çocuklarına ders vermenin zorluğu onların en sık karşılaştıkları sorundur. Yabancı uyruklu mürebbiyeler de olumlu özellikleriyle çocuklara örnek olurlar; onları yetiştirirken kendi kültürlerinden uzaklaştırmak gibi bir çabaya girmezler. 

Döneminde çeşitli sosyal meseleler hakkında kendine mahsus görüşler ortaya koyan Halide Edip eğitim konusunda da özgün fikirlerini gerek yazılarında gerekse romanlarında okuyucularıyla paylaşmıştır.

Kaynakça

Bekiroğlu, Nazan. Halide Edib Adıvar’ın Romanlarının Roman Tekniği Bakımından İncelenmesi. Dr.T, Atatürk Üniversitesi, 1987.

Enginün, İnci. “Ziya Gökalp ve Halide Edib Adıvar”. Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları. İstanbul 1991, s. 77-86.

a.mlf. “Adıvar, Halide Edip”. DİA. 1988, I, 376-377.

Erdal, Kelime. Halide Edib Adıvar ve Halide Nusret Zorlutuna’nın Eserlerinde Öğretmen ve Eğitim. Dr.T, Uludağ Üniversitesi, 2005.

a.mlf. “Halide Edip Adıvar ve Üniversiteler”. Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi. 8/13 (2007), s. 317-335.

Hayber, Abdülkadir. Halide Edip, Yakup Kadri ve Reşat Nuri’nin Romanlarında Nesil Çatışmaları. İstanbul 1993.

Küçükgörmen, Gülcan C. Halide Edip Adıvar’ın Romanlarında Kadın ve Kadın Eğitimi. YLT, Dokuz Eylül Üniversitesi, 2010.

Kaynak: https://turkmaarifansiklopedisi.org.tr/adivar-halide-edip

Görüş, öneri ve yorumlarınız için tıklayınız.

Bilgi paylaştıkça çoğalır. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

ADIVAR, HALİDE EDİP (1884-1964)

Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşamış yazar, eğitimci ve romancı.

Önizleme

Madde Planı